Nitelendirmeleri Aşan Felaket ve Abluka: Musul

HEYET.net/Araştırma

Musul ve halkının hali, herkesin dikkat çektiği “insani felaket ihtimali” uyarılarından, felaket nitelendirmesinin yeterli olmayacağı gerçek bir trajedi haline büründü. Bina enkazları arasında ölüm rüzgârları eserken, tarihte benzeri görülmemiş bir korku ve endişe, Musullu halkın karşısında duruyor.

Bu bağlamda BM Göçmen İşleri Komiserliği, Musul’da yardım programının 578 milyon dolar gibi bir bütçeye ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaparken, sadece 105 milyon dolar gibi bir bütçeye sahip olduğunu belirterek bu yoksunluğun çalışmaları olumsuz yönde etkileyeceğini ifade ediyor.

Cenevre’de gazetecilere basın açıklaması yapan BM Göçmen İşleri Komiserliği Resmi Sözcüsü Andrei Maheshic, göçmen kamplarında kapasite yetersizliğinin krize dönüştüğüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “BM Göçmen İşleri Komiserliği, son zamanlarda Musul’un güneyinde yeni bir göçmen kampı kurdu. Musul şehrinde devam eden askeri operasyona eş zamanlı acil durumlar için kuruldu bu kamp. Ancak 9 bin kişiyi alabilecek kapasitede olan kamp, her gün artan göçmenlerin ancak bir kısmını karşılayabiliyor.

Andrei Maheshic sözlerini şöyle sürdürdü: “30 bin göçmenin yaşadığı Hammam Alil 2 göçmen kampında, kapasitenin üstüne çıkılması nedeniyle yer problemi var. Daha fazla göçmenin buraya getirilmesi mümkün değil. Yeni gelen göçmenler, görevlilere Musul şehrinin gıda ve suyun bulunmadığı hayalet şehre dönüştüğünü söylüyor. Her gün Musul mahallelerine düzenlenen hava ve kara saldırıları, bölge halkını uçurumun kenarına, felakete sürüklemektedir. Hatta Musul’da hayat şuanda en zor şeydir.”

Bombardıman Eşliğinde Göç

Musullu halk, Amerika’nın liderliğini üstlendiği uluslararası koalisyon devletleri ile hükümet kuvvetlerinin düzenlediği rastgele hava saldırıları ve bunlara eşlik eden top atışlarının baskısı altında bir yerden bir yere geçmenin veya ablukaya alınmış semtlerden çıkmaya çalışmanın zorluğunu yaşamaktadır. Ki bu hava ve kara bombardımanları, vatandaşların evlerini, sivil tesisleri ve şehrin alt yapısını yerle bir etmekte, hatta semtleri tamamıyla enkaza çevirmektedir. Saha raporlarına göre BM Komiserliği’nin de itiraf ettiği gibi göçmenlerin kullanacağı yollara kasıtlı olarak engeller koyulmakta ve bu göçe karar kılmış insanların, güvenli bir bölgeye gitmelerine için verilmeksizin şiddetli cezalara maruz kaldığı ifade edilmektedir.

Kaynakların HEYET.net’e yaptığı açıklamaya göre Musul’un güneyinde Cisr Münire girişinde hakimiyet sağlayan hükümet kuvvetleri, köprüyü kasıtlı olarak göçmenlere kapatıyor, kısa bir süre açmadan önce göçmenlerin çok uzun saatler beklemelerine mecbur bırakıyor. Açtıktan kısa bir süre sonra hemen tekrardan kapatıyor. Bununla sivillerin hayatlarıyla oynadıkları gibi ümitsizliğe sevk etmek için onları kışkırtmaya çalışıyorlar. Özellikle çirkin laflar ediyorlar, ahlak çerçevesi dışında kelimeler kullanıyorlar, aynı zamanda hoparlörlerden mezhep temelli sloganlar atıyorlar.

Hükümet kuvvetlerinin bu yönetimi nedeniyle genel olarak hastaların özel olarak sağlık durumu her geçen gün kötüye gittiği belirtilirken ilaç yoksunluğu ve tedavi araçlarının olmaması gölgesinde kadınlar ve çocukların, baygınlık ve bilinç kaybıyla sonuçlanan şiddetli bitkinlik sorunu yaşadığı ifade edilmektedir. Bu durum bazılarını, çok tehlikeli olmasına rağmen dışarıda kalmaya itmektedir. Yemek ve içeceğin olmaması nedeniyle başta çocuklar olmak üzere vatandaşlar, ishal hastalığına yakalanmakta, temiz su bulamayıp pis içmelerinde dolayı bu hastalığa maruz kalmaktadırlar.

Rakamlarla Felaket

Raporlara göre, geçtiğimiz Ekim ayında Musul şehrine askeri operasyon başladığından bu yana Musul’dan ve çevre bölgelerinden ayrılan vatandaşların sayısı 630 binden fazla. Bunlardan yaklaşık 450 bin vatandaşın, sadece Musul’un sağ yakasından kaçtığı bilinirken 300 bin vatandaşın hala şehirde, abluka altında olduğu belirtiliyor.

Musulluların acıları sadece zikredilenlerle sınırlı değil. Bundan daha berbat sıkıntıları da söz konusudur. Bombardıman karşısında haftalık yüzlerce ölüm artmakta, bir taraftan çıkartma imkanı olmaması diğer taraftan defnedilecek mekanların olmaması sebebiyle cesetler yıkılan evlerin enkazları altında kalmaktadır. BM, siviller arasındaki yaralıların sayısının 12 bine ulaştığını belirtirken Musul şehrinde tanık olunan savaşın insan halini büyük oranda etkilediğini vurgulamaktadır. Uluslararası Kızılhaç Komitesi Bölge Başkanı şunları dile getirmektedir: “Sağlık ekipleri, daha önce şehirden çıkan çok kalabalık yaralıları karşıladı. Sivilleri kuşatan tehlikeler gerçekten çok fazla. Şehrin içinde abluka altında kalanların durumu da hava saldırılarından dolayı korkunç…”

Musul operasyonu nedeniyle hayatını kaybedenlerin ve göç edenlerin sayılarına ilişkin dönen rakamlar, Musul mahallerinde yıkımların boyutlarını tespit eden saha raporlarındaki takribi istatistikler, bu operasyonun kasıtlı olarak insani soykırımını hedeflediğine işaret etmektedir. Bu durum şehri, yaşama hiç de elverişli olmayacak şekilde aciz kılmaktadır. Dünyanın gözleri önünde asrın en çirkin suçları işlendiği halde bu felakete son vermek için kimse kılını kıpırdatmamakta ve gelecekte de yapacağına dair umut vermemektedir.

 

 

397 total views, 2 views today