Iraklı Gazeteciler, Basın Sahasında Katillerin Ayağında Paslaştığı Bir Topa Dönüştü

 

Dünyanın hemen her devletinde basın çalışmaları, devletin kendi durumu ve koşulları bağlamında her türlü zorluğa ve çeşitli problemlere karşı koymakla niteleniyor. Ancak hakikati naklederken bunun bedeli canlar olurken, belki de araştırmacının ödediği en pahalı bedel bu oluyor.

Irak’taki basın, 2003 yılındaki işgalden itibaren yaşamını yitirdi. Çünkü gerçek atmosfer, işgali ve işgali benimseyenleri selamlayan bir istasyon olmamıştı veya korkan. Bu nedenle Irak’ın yaşadığı acılar, uzun yıllar gizli tutulduğu gibi Amerikalı demokratik gözlem odaları tarafından da güzel gösterilmekteydi ve oluşumu zayıf siyasi faaliyetlerin başarılarından söz edilmekteydi.

Irak Gözlemevi tarafından yayınlanan gazetecilerin çalışmalarına ve çalışma koşullarını konu edinen yeni raporu, ülkenin çeşitli bölgelerinde geçtiğimiz yılın Mayıs ayından itibaren 11 Iraklı gazetecinin öldürüldüğünü vurgulamaktadır. Basına Özgürlük Gözlemevi, dünya basına özgürlük günü münasebetiyle hazırladığı raporunda 2016 Mayıs ayından günümüze dek Kürdistan Bölgesel Yönetimi de dahil Irak’ın genelinde 11 gazetecinin şehit olduğunu ve 44’ünün yaralandığını açıkladı.

Rapor aynı şekilde bu süre zarfında gazetecilere ve basın personellerine yönelik 375 ihlalin gerçekleştiğine dikkat çekerken bunlardan 78’inin gözaltı ve 58’inin darp etme ihlali olduğunu açıkladı. Raporda basın kesimleri, güvenlik kuralları ışığında gazetecilerin güvenliğinin sağlanmasına davet edilirken, çatışma ve savaş bölgelerinde çalışacak muhabirlerin eğitimden geçirilmesine ve güvenlik araçlarının onlar için temin edilmesine vurgu yapıldı.

Öte yandan raporda, 2003 yılından itibaren Iraklı ve yabancı gazeteci ve basın personellerinden 299 kişinin Irak’ın genelinde yaşamını yitirdiği vurgulandı. Dünyada gazetecilere en çok tehlike arz eden ülkeler arasında Irak’ın ilk sıralarda yer aldığı belirtilirken Sınır Tanımayan Muhabirler Örgütüne göre basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülkenin 158. sırasında Irak’ın yer aldığı ifade ediliyor.

Rapor, silahlı kuvvetler genel komutanının gazetecilerin çalışmalarını kolaylaştırma bağlamında aldığı bazı kararlara rağmen birçok hal içerisinde gazetecilere yönelik askeri hegemonya ve vesayetle karşılaşılabildiğine dikkat çekiyor. Şehirler içerisinde bir yerden bir yere geçme noktasında hareketlerinin kısıtlanması, genel mekanlarda ve hükümet dairelerinde fotoğraf çekimine engel olunması gibi sorunlara dikkat çeken rapor, bunun hükümet kararları ve yasalarının duvarına bir darbe indirmek olduğunun altını çiziyor. Siyasi faaliyetlerin üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen basın özgürlüğü koruma kanununu parlamentonun ikrar etmekten aciz olduğu diğer dikkat çekilen konular arasında.

Ülkedeki yönetim üzerinde milislerin hegemonyası kimseye gizli değildir. Yargıdan basına kadar bu hegemonya hissediliyor. Hükümetin milislere karşı toleranslı davrandığına dikkat çekerek hükümeti eleştiren yazısından birkaç saat sonra Seyyidiyye mıntıkasında evinden kaçırılan gazeteci Efrah Şevki olayında hala bir değişiklik olmaması Irak’taki gazetecilerin, Iraklıların canlarıyla oynayan katillerin ayaklarında paslaştığı bir top olduğunu gösteren en güçlü delildir. Özgür kalemlerin mesleki çalışmalarını yürütmesi, terörist milis devletinde mümkün değildir. Çünkü ölüm veya kaçırılmayla sonuçlanacaktır akıbeti. Bu durum bedeli canlarını vermek dahi olsa Irak’ta yaşananların hakikatini bütün dünyaya duyurmaya hasretmiş olan şereflilere bir engel teşkil etmektedir.

 

 

HEYET Net

382 total views, 1 views today