Irak’ta Yalan ile Vehim Pazarlama Arasındaki Farklar Nelerdir

Talat Rumayyih

Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası kamuoyunu etkilemek için üç yalan bulutu altında Irak’a askeri hamlesini gerçekleştirdi. İşgalden sonraki (işgali pekiştirme) planı, vehim/kuruntu yaymak, evhamları Iraklı halk arasında hakikatmiş gibi yaymak için de basın, siyaset ve psikoloji alanında çeşitli taktiksel sistemler oluşturmaktı. Şuanda yalanların ortaya çıktığını, kuruntuların yok olduğunu, hakikatin bütün çıplaklığıyla gözler önüne serildiğini söylememiz mümkündür.

Saldırı planı – ve işlenen katliamlar, yıkımlar, soykırımlar, ablukalar, vahşetin her türlüsü- üç yalan aldatması altında gizlendi. Bunlardan ilki, Irak’ı kimyasal silahlardan arındırma amacı taşıyarak savaş başlattığı yalanıydı. Bu bağlamda Amerika, kimyasal silah kullanımına karşı dünyayı savunan bir profil çizmeye çalıştı, bu silahı kullanarak suç işleyen tek devlet olmasına rağmen. İkincisi ise terörle mücadele yalanıydı. Cinayetlere ve patlamalara karşı toplumların ve devletlerin istikrarını sırf korumak için savaşa girdiğini göstermek istiyordu.

Üçüncü yalan ise Amerika’nın sırf demokrasi getirmek için savaşa girdiğini iddia etmesiydi. Bu iddia batılı halklara yönelikti. Amerika, batı değerlerini tüm dünyaya taşıdığını ispat etmeye çalışıyor, sırf bu değerlerin yayılması için kendini kurban ettiği düşüncesini göstermeye gayret ediyordu.

Bu yalanlar, bağımsız bir devlete karşı savaş başlatma suçunu temize çıkarmak, katliam, yıkım ve soykırımlarının üstünü örtmek için dünya kamuoyuna yönelikti. Yalan olması itibariyle gerçekler karşısında çok fazla mukavemet gösterememiş, BM raporlarının ortaya çıkardığı gerçek karşısında kitle imha silahları araştırma yalanı son bulmuştur. Ki raporların ortaya çıkarttığı gerçek, yalan söyleyen kimseleri, bilerek yalan söylediklerini itiraf etmeye mecbur bırakmıştır. Bunu, terörle mücadele etmek için Irak’a geldikleri yalanı takip etmiştir, Irak halkının hiçbir şekilde terör faaliyetlerinde parmağı olmadığı için. Aksine ABD’nin, terörle mücadele çalışmalarını saptırmak için hileli zeminler oluşturarak terörü bizzat yayan ve kuvvetlendiren güç olduğu tecrübe edilmiş bir gerçektir. Bu noktada Irak ulusal direnişe, işgale karşı koymada milli değer ve sabitelerine bağlı kalarak, bu terör aldatmacasını ortaya çıkarmada en büyük görev düşüyor.

Geriye, demokrasiyi yaymak için savaşa girdiği yalanı kaldı. Ancak bu yalan çok uzun sürmedi. Çünkü bütün dünya, işgal kuvvetlerinin, tankları üzerinde gelen işgal kuklaları arasında mezhepçi kota sistemli bir yönetiminden başkasını seçmediğini açıkça gördü. Nitekim Amerika, önünde duran masasından, hayatta kalma hakkından faydalandığı Iraklı vatandaşları mahrum etmişti. Zayıf dokunmuş bir anayasayı Iraklılara dayatmış, ardından Irak’ın karton yönetimlerin teşkilinden başkasına tanık olmadığını vurgulamak için teatral seçimler birbirini takip etmiştir. Son olarak Condoleezza Rice’ın itirafları gelmiştir. Bu itiraflar, demokrasi inşa etmek için savaşa girildiği iddiaların yalandan başka bir şey olmadığını herkese göstermiştir.

Yalanlar bu şekilde son buldu ve Irak’a karşı savaş başlatmak için Amerika’nın öne sürdüğü gerekçelerin geçersiz olduğu ortaya çıktı. İnsanları aldatmak ve işgal projesinin üstünü örtmek için bir silah olarak kullanılan vehimler nelerdir?

Amerika’nın ektiği vehimlerin ilki, Şiilere “sizler bizim kuvvetlerimizin koruması altında Irak’ın yöneticilerisiniz” demesiydi. İran rejiminin servis ettiği mazlum hikayelerle oyun oynamaya çaba gösterdi. Adaleti gerçekleştiren insaflı mevkide görünmek için gölgede oturdu. Bu aldatıcı örtü altında bazı İranlı milisleri getirdi, onları konuşlandırdıktan sonra bütün alanları onlara terk etti. Irak Şiileri adıyla Irak’ı ölüm, yağma ve gasp yuvasına çevirmek için her türlü desteği sağladı.   Irak Şiilerinden birçok kişi böylece uyandı ve kendilerini tehlikeli bir oyunun içinde buldu. Uyandılar ve İran’ın kendileri adına her türlü suçu işlediğini, ayrıca kendi ülkelerini işgal ettiklerini, İranlı milislerin esiri olduklarını gördüler.

Amerika’nın ektiği diğer bir vehim ise Kürtlere, “İşgal, size bağımsız bir devlet kurma imkanı sağlayacaktır.” söylemesiydi.  Fırsatlar ve petrolle aldandırlar. Günler geçtikçe Kürtlerden sadık olanlar bu vehmi ortaya çıkarttı. Kutuplaştıklarını, bölünmeye yaklaştıklarını hatta iç savaşa sürüklendiklerini ortaya koydu. Amerika onları, bölgesel devletlerle savaşa sürüklüyordu. Sonuç olarak fikir ve demokrasi halinden en uzak bir şekilde yaşayanlara dönüştüler.

Bir diğer vehim ise, Sünni siyasetçilere gelip onlara şöyle denildi; Şiiler sizleri öldürecek, Kürtler kendilerine bir devlet inşa edecek. Siyasi çalışmalara katılmanızdan başka bir seçeneğiniz yok. Sünni bir bölge ikame etmeye yönelmelisiniz. Sonuç olarak, işgale hizmet etmekten, onların arzuları içerisinde dönmekten ve bütün suçlarını örtmekten başka hiçbir şey yapmadıklarını fark ettiler.

Yalanlar tükendi, vehim bulutları uzaklaştı ve Irak günleri yolda.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

212 total views, 2 views today