Hükümetin Anlaşmasıyla Ülkede Milisler Tarafından Adam Kaçırma Olayları Devam Ediyor

 

Amerika Birleşik Devletleri 2003 yılında Irak’ı işgal ettiğinden itibaren Irak, kaosların yükseldiği, şiddet olaylarının arttığı, etnik kimlikten dolayı kaçırma olaylarının ve cinayetlerin sıklaştığı tehlikeli bir dönemece girmiştir. Ki söz konusu bu suçlar, mazlum halka felaketten başka bir şey getirmeyen ve en büyük petrol yataklarına sahip olan ülkede işsizlik ve fakirliğin başlıca nedeni olan siyasi çalışmalarda yer alan parti ve gruplara bağlı milisler tarafından işlenmeye devam etmektedir.

İşgalden günümüze dek İran’a bağlı mezhepçi milisler, Iraklı masum vatandaşlara karşı gayri hukuki ihlallerine, kaçırma olaylarına ve vahşi cinayetlerine devam etmektedir. Sivilleri öldürmek için güvenlik güçlerinin resmi elbiselerini giymekle başlayıp onların silahlarını ve kimliklerini taşımaya kadar her türlü aracı kullanmıştır.

Iraklı Ölümleri İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2006 Mart ile 2008 Mart arasındaki zaman diliminde hükümete bağlı güvenlik güçlerinin gözleri önünde mezhepçi milislerin hala devam ettiği mezhep temelli cinayet ve katliamların en üst seviyesine şahit olunmuştu. Şöyle ki söz konusu zaman aralığında 52 bin Iraklı hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler Heyeti, hazırladığı yıllık raporunda Amerika işgalinden sonra ülkede baş gösteren şiddet olayları nedeniyle Irak’ta ölümler sürekli bir artış içerisinde olduğuna dikkat çekmektedir. Özellikle Salahuddin, Enbar, Diyala muhafazalarında ve diğer çatışma bölgelerinde çeşitli suçlara bulaşan, sık sık insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen Haşdi Şabi milislerinin teşkil edildiği 2013-2017 yılları arasında ölümlerin ciddi oranda artış gösterdiği vurgulanmaktadır. Rapor, Haşdi Şabi milislerinin işlediği suçların, gayri hukuki idamlar, adam kaçırma, tasfiye etme gibi insan hakları ihlallerin zirveye çıktığına işaret etmektedir.

Bu bağlamda Başkent Bağdat ve bazı muhafazalar son yıllarda, bütün parmakların Haşdi Şabi milislerini gösterdiği adam kaçırma olaylarında, şantaj ve cinayetlerde dikkat çeken bir artışa şahit olmaktadır. Bütün bunlar, bakanlar meclisindeki insan hakları komisyonunun güvenlik komutanlığına ve Başbakan Haydar El Abadi’ye vatandaşlar arasında büyük bir korku ve endişeye neden olan bu tehlikeli soruna müdahale etme taleplerine rağmen bu suçlara engel olmaya güç yettiremeyen güvenlik güçlerinin başarısızlığı gölgesinde gerçekleşmektedir.

İşlenen bu suçlara ışık tutan haber ajansları, ismini vermekten kaçınan bir vatandaşın şu sözlerine yer vermektedir: “Adam kaçırma ve cinayet olayları, Bağdat’a bağlı mıntıkalarda daha önce görülmemiş bir şekilde arttı. Bu suçlar sadece zengin aileler, sarraflar, büyük iş adamlarıyla sınırlı değil. Aksine fakir bölgeleri de hedef almaktadır. Tıpkı Resafe bölgesinde Ubeydi, Sadr ve Bağdat Cedid mıntıkaları ve Karh bölgesinde Ebu Deşir, Devre, Buya’, Fırat, Rıdvaniye, Ebu Garib, Taci, Şa’le, Hurriye mıntıkaları gibi.”

Bağdat halkından diğer bir vatandaş ise adam kaçıran çetelerin varlığı ve Irak tarihinde daha önce benzerine rastlanılmayan bu sorun karşısında harekete geçmeyen güvenlik güçlerinin zayıflığı nedeniyle aileler, çocuklarını okula gönderirken bile korkar olduğunu vurguladı. Adam kaçırma olayları, cinayetler, iş yerlerine ve evlere soygun operasyonları, Amerika tarafından Irak’ın işgal edilmesinden sonra ülkede başlayan mezhep çatışmalarının bir sonucu olarak gözler görülür bir şekilde arttığına işaret etti.

Özellikle Başkent Bağdat’ta olmak üzere Irak’ın birçok muhafazasında mezhepçi milislerin işlediği adam kaçırma, cinayet ve şantaj gibi suçlar noktasında Başbakan Haydar El Abadi, siyasi kanatların çıkarları doğrultusunda mezhepçi milislerin çeşitli suçlara bulaştığı itirafında bulundu.

Haber ajansları Haydar El Abadi’nin şu sözlerini aktarmaktadır: “Yakalanan adam kaçırma çete üyelerinin soruşturmaları, bu kimselerin Haşdi Şabi milislerine ve bu operasyonları düzenlemeleri için kolaylık sağlayan bazı güvenlik güçlerine bağlı olduklarını ispatlamıştır.” Bu operasyonlarda parmağı olan bazı kişilerin, hükümete bağlı polis merkezlerinden olduğuna işaret etmektedir.

Öte yandan Enbar muhafazası meclis üyesi Ahmed Selmani, Rezaze ve Seklaviye bölgelerinde mezhepçi milisler tarafından kaçırılanların sayısının 3 bine ulaştığını, diğer bölgelerde yüzlercesinin kaçırıldığını, sadece Curf El Nasr bölgesinde 500 vatandaşın kaçırıldığını vurgulamaktadır. Daha önce serbest bırakılan 65 tutuklunun söylediklerine göre kaçırılma olaylarının arkasında duran Irak Hizbullahı milislerinin, kaçırdığı kişileri Curf Al Nasr nahiyesinde gizli zindanlarda tutmaya devam ediyor ve vatandaşları orada çeşitli işkencelere tabi tutuyor.

Bu bağlamda Irak Müslüman Alimler Heyeti, Iraklı masum insanlara karşı işlenen bu suç ve açık ihlallerin devam ettiğini ve bu suçların, dünyanın herhangi bir yerinde işlenen mezhebi etnik temizlik olaylarının çok üstüne çıktığını vurguladı. Bu suçların, işgal güçlerinin ve İran rejiminin artıkları olan mezhepçi milislerin Irak’taki kontrolü ellerinde tuttuklarını gösteriyor. İnsan haklarından konuşan uluslararası toplum ve teşkilatları, 15 yıldır ülkede yaşanan katliamlara ve adam kaçırma olaylarına duyarsız.

 

HEYET Net

407 total views, 1 views today