İranlı Milislerin Emirleri Doğrultusunda Curf Al Sahr Halkı Evlerine Geri Dönemiyor

Babil muhafazasında yer alan Hille şehrinin kuzeyindeki Curf Al Sahr nahiyesinde hükümet kuvvetleri ile destekledikleri mezhepçi milislerin hakimiyet kurmasının üstünden 3 sene gibi bir zaman geçmesine rağmen hükümet kuvvetleri ve mezhepçi milisleri çeşitli yalan ve bahaneler kullanarak bölge halkının evlerine ve topraklarına dönmelerine hala engel olmaktadır.

İran’a ve İran’daki Rehberlik Makamına (Velayeti’l Fakih) bağlı olduğunu gizlemeyip bunu açık bir şekilde dile getiren Hizbullah milisleri, 2014 yılında IŞİD güçlerinin çıkartılmasının ardından Curf Al Sahr nahiyesinde hakimiyet kurdu. IŞİD’in çıkartılmasından sonra kontrolün sağlanmasına rağmen tehlikeli bölge bahanesiyle halkın dönüşüne hala engel olunuyor, mayınların temizlenmesi için ek birkaç seneye daha ihtiyaçlarının olduğunu öne sürüyor.

Bu bağlamda haber ajansları Curf Al Sahr göçmenlerinden bazılarının şu sözlerini aktarmaktadır: “Silahlı mezhepçi milislerin ve İran’daki Rehberlik Makamına doğrudan bağlı milislerin emirleri doğrultusunda bölgeye dönüşümüze hala engel olunuyor. Bu milisler binlerce göçmen ailenin evlerine dönmesine engel oluyor, bölgeye dönüş karşılığında göçmenlerin hiçbir zaman yapamayacağı şartlar sunuyor. Bu da, muayyen bir oluşumun çıkarları için şehrin kimliğini hedef alan demografik değişiklik korkularını beraberinde getiriyor.”

Yer verilen diğer bir göçmenin sözleri ise şöyle: “Curf Al Sahr halkının geneli, hükümete yapılan tüm çağrılara yetkiler tarafından kulak kapatılması ve bu dosyayla ilgilenilmemesi nedeniyle evlerine ve topraklarına dönme ümitlerini tamamıyla kaybetti. Onlar, göçmen kamplarında mülteci gibi yaşamaya mecbur bırakılıyor şuanda. Onlara her gün eşlik eden günlük sorunlarına rağmen bu duruma şuanda adapte olmaya çalışıyorlar.”

Nahiyedeki Cebbaniye aşiretinin ileri gelenlerinden Hamid El Cennabi, Curf Al Sahr nahiyesinin özgürleştirilmesinin ardından mezhepçi milislerin, evlerine ve topraklarına dönmelerine izin vermediklerine dikkat çekiyor. Bölgenin tamamıyla Hizbullah milislerinin kontrolüne girdiğine vurgu yapan El Cennabi, bu durumu bölgenin tehlikeli olduğuyla ve mayınlardan temizlenmesi için ek birkaç seneye daha ihtiyaç duyulduğu bahaneleriyle gerekçelendirdiklerini belirtiyor.

El Cennabi sözlerini şöyle sürdürüyor: “Milisler, nahiyenin çevresine sağlam bir güvenlik çemberi oluşturdu. Çevresini beton duvarlarla sardılar. Bu durum söz konusu nahiyeyi, diğer kazalar, nahiyeler ve muhafazalarla ayırdı. Hizbullah milisleri genel olarak nahiye ehli özel olarak Cennabiye aşiretinden birini gördüklerinde ikinci defa karşılaştıklarında hayatını affetmeyeceklerini belirterek uyarıyor. Böyle olunca kişi bir daha dönmeyi düşünemiyor. Çünkü Hizbullah milislerinin asla müsamaha göstermeyeceğini biliyor.”

Bu bağlamda haber ajansları genç Muhammed Fellahi’nin şu sözlerini aktarıyor: “Haşdi Şabi milislerine bağlı gruplar, bölgenin güvenli olmadığı bahanesiyle Sünni aşiretlerin bölgeye girmesine hala engel oluyorlar. 2 yıldan fazla bir süredir bölge onların elindedir. Basın organları aracılığıyla yaydıkları bölgede mayınlar, tuzaklanmış bombalar ve IŞİD hücreleri var gibi ısrarları, bölge halkından temizlendikten sonra Sünni mıntıkaları ele geçirmek gibi projelerine hizmet eden gerçeklikten uzak bahanelerdir.

Öte yandan haber ajansları, nahiyede gerçekleşen askeri operasyon ve mezhepçi milislerin saldırılarından kaçarak bölgeyi ter etmek zorunda kalan bölge halkının evlerinde, çiftliklerinde ve işyerlerinde Hizbullah milisleri tarafından hırsızlıkların devam ettiğini ortaya çıkarttı. Ayrıca Hizbullah milisleri tarafından bölgenin tamamının istila edilmesinin altında tıpkı Diyala, Salahuddin muhafazalarında, Bağdat kemeri mıntıkalarında ve Felluce Amiriyye bölgesinde yaşandığı ve yaşanıyor olduğu gibi demografik değişim arzusu yattığına işaret edildi.

Haber ajansları Babil muhafazasındaki bir kaynağın şu sözlerini aktarmaktadır: “Curf Al Sahr nahiyesinde evlerini ter etmek zorunda kalan halkın zirai eşyaların, Irak’ın güneyinden Ehvar ve başka mıntıkalardan yeni gelen yerleşimcilere nakledildiklerine şahit olunmaktadır.  Bine yakın aile nahiyeye yerleştirildi. Curf Al Sahr nahiyesine geri dönemeyen halkın binlerce dönüm arazisi güneyden gelen yeni yerleşimcilerin üzerine tahvil edildi.”

Söz konusu kaynak, halkın toprakları üzerinde oyun oynamak için nahiyenin isminin Curf Al Nasr şeklinde değiştirildiğine dikkat çekerek halkın nahiyeye bağlı olduğunu gösteren bütün resmi şeylerden soyutlamak için çabalayan hükümet yetkilileri, parti başkanları ve mezhepçi milisler tarafından bölge halkının mülkünü istila edilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Emlak ve zirai topraklara ilişkin sahte evrak ve senetlerle bunun gerçekleştiğine vurgu yaptı.

Ulusal koalisyon başkanı Riyad Alavi’nin, Babil muhafazasında düzenlenen basın toplantısında şöyle dediği biliniyor: “Haşdi Şabi milisleri içerisinde büyük komutanlar bana, Curf Al Nasr nahiyesi halkının evlerine dönüş yapabilmeleri ancak İran’ın rızasına bağlı olduğunu söyledi. Ebu Mehdi El Mühendis ve Hadi El Amiri ile konuştum ve göçmenlerin evlerine dönmelerinin gerekli olduğunu söyledim. Onların cevabı, bu dosyadan İran rejimi sorumludur şeklindeydi.

 

HEYET Net

375 total views, 1 views today