Üç Ayrı Yol Ayrımında Irak

                                                                                                                                      Talat Rumayyah

Birkaç seneye yayılan Musul savaşının ortaya çıkarttığı neticelerin ardından Irak, bir ayrım anında yaşamaktadır. Nitekim bir kimsenin ötekileri şiddet ve kahırla kontrol altına alamayacağının imkânsızlığı, herkese ayan beyan görünmüştür. Yine işgalci otoritenin yıkıcı anaforundan çekip alacak siyasi durumu tekrardan düzenlemeden şiddet, ölüm ve yıkım girdabından Irak’ın çıkmasının da mümkün olmayacağı aşikar olmuştur. Şuan ki siyasi, iktisadi, anayasal ve mezhepçi durum bu şekilde devam ettiği takdirde ülkenin ufuklarında görülen diğer tehditlerden Irak’ın tek başına kurtulması mümkün görünmemektedir. İşgalciler tarafından teşkil edilen ordu, çatışmaların başlamasıyla yıkılma sürecine girdi ve Irak’ın en büyük ikinci şehrinin yıkımıyla da içinde bulunduğu aşaması sona erdi. Nihayetini yazmaksızın başlangıç arasında ölüm, yıkım, adam kaçırma, işkence, yolsuzluk ve iflas Irak’ın halinin başlığı oldu.

Ancak şuanda Irak için, başka yollara başvurması için fırsatlar doğdu. Vatanlarını kurtarmaları için Iraklıların önünde başka bir yol açılmasının üçüncüsüdür bu.

İşgalci Amerika, direnişin darbeleri karşısında zelil bir şekilde çekilmişti, bu birinci fırsattı. O vakitlerde ulusal binanın tekrardan teşkili ve ülkenin kurtarılması için tarihi bir fırsat Iraklıların önünde durmaktaydı. Amerika’nın askeri işgal başarısızlığı ve  yıkımından sonra Irak’ı halkına teslim etmeyi ve kendi içişlerine karar vermeye terk etmeyi duyurması doğal bir durumdur. Ancak o sadece işgale değil yıkıma da sevk edecek inanç ve ideolojik faktörden sonra varlık göstermemiştir. Irak’ın yıkımını sürdürmeyi tercih etmiş ve bu noktada işgalin derinlik kazanması ve yönetim modelinin mezhepsel ve ırksal bir işgale dönüşmesi için İran’a başat rol vermiştir. Görevini yerine getirmesi için İran’ı görevlendirmeyi tercih etmiştir. Iraklılar direniş ve özgürlüğün stratejisinde birleşebilseydi bu suça engel olmak, işgal artıklarını temizlemek, Irak’ı diriltecek siyasi ve ulusal bir devlet inşa etmek de mümkün olurdu. Ancak bazılarının mezhepçiliği ve ırkçılığı tercih etmesi, ulusalcı duruşu zayıflattı ve fırsatın kaçmasına neden oldu.

İkinci fırsat ise işgal tarafından teşkil edilen ordunun geniş alanlarda hakimiyet kurmayı başaran küçük gruplar karşısında çökmesiyle belirdi. Bu, Irak işgal otoritesinin yıkılma, ekonomik ve siyasi başarısızlık amilleriyle dolup taşmasına delalet eden bir an gibi gerçekleşti bu olay. Yönetimdeki mezhepçi fikri adımını ikrar etmek mümkündü ve İran’ın Irak’ın bütün halkına dost değil, düşman olduğu ortaya çıkmıştı. Amerika işgalinin yıkılacağı ve projesinin Irak’taki ölüm ve yıkımları arttıracağı ortaya çıkmıştı. O sıralarda anayasa, yönetim ve devlet düzenlemesine yönelmek, başarısız yönetimin bütün alametlerini yok etmek, Irak’ın etrafında toplanan bir toplum gerçekleştirmek mümkündü. Ancak bazıları şiddetle hakimiyet sağlama vehimleri doğrultusunda en tehlikeli şekilde mezhepçi ve ırkçı boyutu tercih etti.

Musul savaşının son bulmasından ve açığa çıkan İran işgalinin acı tecrübesinin etkisinden sonra bir kez daha fırsat yolu açıldı. Yönetimin mezhep, zorbalık, katliam, tehcir denklemlerine uyarak istikrarın sağlanmasının mümkün olmayacağı ve şuan ki metodun tehlikelerinin devam etmesinin Irak’ı daha kötü girdaplara sürükleyeceği, vatan ehli arasında dönen çatışmaların kazananı olmayacağı, işgal otoritesinin kalması ölüm ve yıkım girdabına sürüklenme kararı olduğu herkese açık oldu. İşgalle, mezhepçilik ve ırkçılıkla ilişkili metodun başarısızlığını ikrar fırsatı göründü. Demokratik, çoğulcu yönetim modeli isteyen halk hareketlere istinaden tekrardan ülkeyi inşa etme imkanı doğdu.

Böylece Irak kendisini üç ayrımda bulmaktadır;

Birincisi içinde bulunduğu işgal projesinin devam etmesini sağlayan yol. Bu yol, şuanda içinde bulunduğu halin devam etmesini sağlayacak. Bununla beraber yama yapılacak yer kalmayan elbisenin orasını burasını yamalamaya devam edecek. Bu şuanda El Abadi’nin tam olarak yaptığıdır. Kimi zaman İranlı milislerin güzelliğinden dem vurur kimi zaman şerlerinden konuşur. Aynı zamanda Irak’ın çıkarlarını düşündüğünü göstermek ile İran’ın mezhepçi yönetimini izhar etme çabasındadır. İşgal yöntemi içerisinde değişimi elde etmek için güç adı altında halk desteği talep etmektedir. Bu kaybedilen meşruiyeti elde etmek için habis bir çabadır. Kimi zamanda işgal otoritesine katılımcılar için siyasi atmosferdeki güzelliklerden konuşmakta, devlet rolünü tekrardan elde ettiklerinden bahsetmektedir. Bu konuşmalar sadece Amerika ve İran işgallerinin üstünü örtmek için yeni bir elbise dikimini hedeflemektedir.

İkincisi İranlı milislerin Irak topraklarını yöneteceği ve liderlik yapacağı yıkıcı mezhepçi Safevi yoludur. Onlar Sünni şehirlerin yıkımının, etnik kimlikten dolayı Sünnilerin tehcir edilmesinin, İran’ın Farisi hegemonyasını gerçekleştirmek için stratejik şartlara ön ayak olduğuna inanıyor. Aynı zamanda ulusal Irak’a karşı saldırı hazırlığına ve Irak’ın ulusal kimliğini değiştirmeye bir hamle olarak görüyor. İşte bu yol, kimsenin kazanamayacağı ve herkesin kaybedeceği uzun savaşlara sevk edecektir Irak’ı.

Üçüncüsü ise kapsamlı, toplayıcı ulusal Irak yoludur. Bu yol, İran ve Amerika işgali karşısında Irak’ın her türlü bedel ödediğine inanmaktadır. İşgalden sonraki yılların tecrübesi, yolsuzluktan, mezhepçilikten, katliam ve yıkımlardan ancak anayasayı tekrardan yazacak, çoğulcu ulusal siyasi sistemi tesis edecek, bağımsız ve istikrarlı Irak’ı tekrardan getirecek ulusal-İslami Irak’ı teşkil etmekle kurtulabileceğini bütün Iraklılara göstermiştir. Bu yönelim, ulusal muvafakati tekrardan getirecek bir fırsat sunmaktadır. Musul trajedisinden yola çıkarak şiddet, zorbalık, terör, katliam, mezhepçilik Irak’a daha fazla bir yıkımdan başka bir şey getirmeyecektir.

Bu yönelimler arasında Musul’dan sonra Irak’ta çatışmanın özü dönecektir.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

72 total views, 2 views today