Irak, Devletsizlik Hali

     Talat Rumayyih

Araştırmacı, Irak’ın içine girdiği durumu kapsamlı bir şekilde nasıl özetleyeceği hususunda tereddüt ediyor. Devam eden ölüm, adam kaçırılma olayları, işkence, cezalandırma, şehirlerin yıkımı, ekonomik iflas, sistematik hırsızlık, yolsuzluk, mezhepçilik, milislerin ve çetelerin ivme kazanması, işgal… Bunlardan hangisi olursa olsun Irak’ın halini nitelendirmek için yeterlidir.
Ancak ne var ki, devletsizlik nitelemesi, bu ülkenin yaşadığı durumu kapsamlı bir şekilde ifade edecek bir nitelendirme gibi görünüyor.
Irak işgal edilmiş bir yer ise, işgal edilen ülkede devlet denen bir mekanizma söz konusu değildir. nitekim devlet dediğimiz mekanizmanın en kutsal şartı bağımsızlıktır. Bağımsızlık yoksa devlet de söz konusu değildir. İşgalci Amerika’nın Bağdat’ı işgal anlarında Irak devletini kavram ve kurum olarak nasıl feshettiğine bizzat şahit olduk.
Irak toprakların Amerika işgalinin ilk hedef aldığı nokta, devletin feshedilmesi veya varlığının son bulmasıydı. Yine Irak’ta yeni bir devletin teşekkülüne engel olmak da başlıca hedefleri arasındaydı. İlk gününden günümüze dek işgal faaliyetlerinin ana noktasını bu hedefler oluşturuyordu. Çünkü işgal, varlığının Irak devletinin kalıcılığıyla ancak çatışmada bir araya geleceğini çok iyi biliyordu.
Adam kaçırma, etnik ve mezhep kimliğinden dolayı cinayet, mezhep dansları ortasında vatandaşların ateşe verilmesi ve işkence olayları, bir devletin varlığıyla birbirini nefiy etmektedir. Çünkü kanunların işlemesi, fertler ve kurumlar tarafından bu kanunlara ihtiram gösterilmesi devlet olmanın şartıdır. Suç uygulamaların artması, uzun zaman mesafelerine yayılması ve buna her gün şahit olunması karşısında bizler, burada devletsizlik haliyle karşı karşıyayız.
Milislerin teşekkülü, bir devletin olmadığının en kesin delilidir. Çünkü bu milisler, silahlanma, kavrama, plan ve hedef olarak başka bir devlete bağlılar. Bu ise bu ülkede bir devletin olmadığını gösteren en güçlü kanıttır. Irak’taki durum şudur; Irak toprakların her türlü suçu işleyen İranlı milisler, 2004 yılında teşekkül etti. Bütün seviyeleri aşan suçlarını ve terörlerini, şekilsel olsa bile devam ettirdiler. İşledikleri suçlarla Iraklı toplumu olgunlaştırmaları ve uluslararası hukuki teşkilatları harekete geçirmeleriyle 2016 yılında şekli olarak bunları kanuni olarak meşrulaştırdılar. Tabi meşrulaştırma yolundan ziyade avutma yoluyla gerçekleşiyordu. İşte Irak’ın devletsizlik hali bu şekilde başlık kazandı. Hatta herkesin özellikle vurguladığı nokta, Irak’ın tekrardan devlet olabilmesinin başlıca şartı, bu milislerin feshedilmesi ve işedikleri suçlardan dolayı yargılanmasıdır.
Partiler, hükümet, yargı ve seçim meclisi, icraatları, hukuku, komiserliği devletin varlığının unvanı değildir. Başlangıcından itibaren bu kurumlar, işgalcilerin isteklerinin, yönetimi teşkil etme ve hedefleri gerçekleştirmek için varlığı, işgalin amaçlarını gerçekleştirmeyle bağlantılı seçkin bir grup kurma kararının unvanı olmuşlardır. Varlıkları ve misyonları siyasi bir sistem inşa etmekle, hatta yönetim için siyasi kadrolar düzenlemekle bağlantılı olmamıştır. Bu oyuna katılanların, seçimlerde başarılı olanların tayin edilme, hükümetin oluşturulma ve otoriteyi yönetme kararının işgal tarafından gerçekleştiğine, Washington ve Tahran kararı olduğuna bizzat tanık olduk. Avundurma festivallerine katılmasına izin verilen bütün parti ve fertlerin, işgalin safına geçerek bunu elde ettikleri bilinen bir durumdur. İşgalcilerle yardımlaştıkları herkes tarafından tanık olunmuştur. İşte bütün Irak’ta bir devletin olmadığını ispatlar niteliktedir. Hatta gruplar ve bireyler, işgal adı altında çalışmaktadır.
Bazıları bakanlıkların, kurumların, ordu ve polisin varlığının, işgal altında olan Irak’ta bir devletin varlığı olarak tasavvur ediyor. Ancak bu doğrulanmaya ihtiyaç duymaktadır. Çünkü devlet, hedeflerini, meramlarını, toplumun isteklerini gerçekleştirmek, oluşumlarını, coğrafyasını ve zenginliğini korumak için birimlerine ve kurumlarına hakim sistemli bir kavramdır. Bunların tamamının varlığı Irak’ta kaybedilmiştir.
Bizler birimlerin, kurumların ve oluşumların karşısındayken Irak’ta şuan ki durum, varlığı, boş bir şekil üzerinde artmamaktadır. Çünkü özel hedeflerini veya arkalarında duran ellerin hedeflerini gerçekleştirmek için gayret gösteren gruplar ve milislerin veya çıkarlarını gerçekleştirmek için onları ortaya çıkaran kimselerin çıkarları şuanda çatışmaktadır.
Devlet kavramının coğrafi ve nüfus iklimi üzerinde egemenlikle bağlantılı olunca Irak’taki yönetimin, bu kavramı nazari ve ameli olarak kaybettiğini gösteren bir çok argüman bulunmaktadır. Kara ve deniz hatlarında durumun böyle olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Çünkü mevcut kurumlar, egemenlik kavramına uyum sağlayarak hareket etmemektedir. Aynı şekilde bu egemenliği gerektiren araçlara ve meşruiyete de sahip değildir. Aksine, egemenlik kavramını ve mantığını düşünmeye ve bunun üzerinde çalışmaya engel olan işaretleri geliştiren araçlara sahiptir dememiz mümkündür.
Irak üzerinde düşünen akıl sahibi, kendisini başarısız bir devlet veya devlete benzeyen şey önünde bulamamakta, aksine devletsizlik hali karşısında bulmaktadır.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

196 total views, 1 views today