(1283 Nolu Açıklama) Kürdistan Referandumu ve Yansımaları Hakkında Açıklama

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği, Kürdistan referandumu ve yansımaları hakkında bir açıklama yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyet tarafından yayınlanan açıklamanın metni şu şekilde:

(1283 Nolu Açıklama) Kürdistan Referandumu ve Yansımaları Hakkında Açıklama

Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

Her geçen gün Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin dile getirdiği ve birçok münasebetle vurguladığı, mevcut siyasetin, onunla ayakta duran katılımcıların problemin aslı olduğu, ırk ve mezhep temelli hazırlanan anayasanın Irak’ı bölmeye ve sosyal dokuyu parçalamaya zemin hazırladığı, Iraklıların acılarını ve trajedilerini arttırmaktan başka bir işe yaramadığı, hayatı perişan etmekten ve insanları darlık ve zorluk çukuruna düşürmekten başka bir şey sağlamadığı gerçeği her geçen gün daha bir ortaya çıkıyor.

28/09/2017 akşamında Irak Başbakanı Haydar El Abadi, Kürdistan’da gerçekleştirilen referandumu kabul etmediğini sert bir şekilde ilan ederek Kürdistan bölgesinde uçuş yasağını ve Erbil ve Süleymaniye muhafazalarında uluslararası uçuşların durdurulmasını da içeren bazı yaptırımlar uyguladı.  Bu yaptırımlara eşzamanlı olarak birkaç gün açık bir tavır belirlemeyen Amerika’nın referandum sonuçlarını tanımayacağı açıklaması geldi. Çünkü Amerika, zamanlamanın doğru olmadığına dikkat çekiyordu. Mevcut siyasetteki anlaşmazlıklara, yeni aşamaya kapı aralayacak ve bazı kazanımlar elde edecek seviyeye ulaşıncaya kadar kayıtsız kalma politikasını bilinçli olarak tercih eden Amerika idaresinin genelde davranışı böyle olmuştur.

Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik resmi sözcüsü Stéphane Dujarric, BM adına şu açıklamalarda bulundu: “Bu türden yaptırımların uygulanması, milyonlarca Iraklı göçmenin sığındığı Kürdistan bölgesindeki muhafazalarda ve şehirlerde insani durumu tehdit ettiği gibi Kürt halkının güvenlik ve ekonomik olarak da etkilenmesini beraberinde getirecektir. Özellikle kuvvet kullanımı tehditlerinin hiddeti arttırıldığında ve İran’ın başını çekeceği dış müdahaleyle beraber taraflar arasında savaşın neşet etmesiyle bütün bunlar yaşanacaktır.

Irak’ın atmosferini kaplayan bu olaylar ve gelişmeler karşısında Irak Müslüman Alimler Heyeti şu açıklamalarda bulunmayı uygun görmektedir:

Birincisi: Parti ve grup endeksli kazanımların dışında bir şeye önem vermeyen tarafların bir bahanesi olduğu herkes tarafından idrak edilen argümanlar ve gerekçeler üzerinde daha önce uyuşan siyasi katılımcıların arasında meydana gelen anlaşmazlıklar adı altında halkı cezalandırma politikaları,  kendisine yapılan eziyetleri reddetmeye gücü olmayan Kürt halkımıza karşı işlenmiş iğrenç bir cinayettir.

İkincisi: Bağdat hükümetinin Kürt parti ve liderleriyle anlaşmazlığı sebebiyle kapsayıcı bir çözüm bulmak yerine Irak’ın maslahatına uygun olmayan İran ve bölgesel güçlerden yardım isteyerek Kürdistan bölgesine uyguladığı yaptırımları da içeren baskı, geçtiğimiz seneler boyunca işgalci güçlerin teşkil ettiği hükümetlerin izlediği politikalardır. Bu politika, Iraklı halkı cezalandırmayı, onu zayıflatmayı ve onu meşgul etmeyi hedeflemektedir. Tıpkı Ninova, Salahuddin, Enbar, Diyala, Bağdat Kemeri şehirleri, Curf Es Suhr gibi yerlerde yaşandığı gibi halkın zenginliklerinde ve gücünde kontrolü sağlamayı ve haklarını müsadere etmeyi amaçlamaktadır. Ki bu şehirlerin her köşesine zulüm yayılmış, hayat dinamiklerinden ve sebeplerinden hiçbir şeyi es geçmemiştir. Aynı zamanda bu hükümetlerin siyasetlerinde ve davranışlarında tutundukları bu politika, vatandaşların akıbetlerini hiçbir zaman hesaba katmamakta, sürüklendikleri tehlikeli sonuçlarıyla ilgilenmemektedir.

Üçüncüsü: Irak Müslüman Alimler Heyeti, Irak’ın problemlerinin, halk ve toprak olarak birliğini dikkate alan, gerekçe ne olursa olsun bölünmesine karşı çıkan,  bir çerçevede toplu bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bunun, barışçıl, çoklu siyaset, istibdat ve ötekileştirmeden uzak durmak, başta güvenlik ve adalet olmak üzere hakları gasp edilen Iraklıların haklarını tekrardan teslim etmek, hükümetin adat haline getirdiği ve gerçekte parçacı çözüm olan araçlara iltifat etmemek esasları üzerine kaim milli ve ulusal bir siyasi rejim çerçevesinde gerçekleşeceğini sık sık dile getirmiştir. Ki bu parçacı çözüm arayışlar, sadece siyasi partilere hizmet edecek çıkarlara mebnidir ve bunun sebebiyle Iraklılara felaketler musallat olmakta ve acılarını arttırmakta olduğu gibi problemlerin düğümlendiği ve çözüm yollarının kapandığı bir girdaba girmesine neden olmaktadır.

Dördüncüsü: Irak’ın bölünmesi ve parçalanması hususunda bizim duruşumuz gayet açıktır. Irak Müslüman Alimler Heyeti, bunu, işgal hükümetlerinin argümanlarının ve bahanelerinin hiçbirisinin gerekçe olarak kabul edilemeyeceği büyük bir suç olarak kabul etmektedir. Bunu benimseyenler ne tarih ve gelecek nesillerin yargılamalarından ne de Rableri karşısındaki sorunluluktan hiçbir zaman kurtulamayacaklardır. Ancak buna mukabil olarak Irak Müslüman Alimler Heyeti, halkın hayatına dokunma çabalarını, siyasi şantaj ve makamlar için onların rehine olarak kullanılmasını asla kabul etmemektedir. Aynı şekilde bütün yaşanacakların hukuki, ahlaki, insani ve tarihi sorumlulukları halkların hayatları ve akıbetleri üzerinden kazanım elde etmeye çalışan ve kendi aralarında çatışan taraflara yüklemektedir. Tıpkı Abadi hükümetinin uyguladığı ve özel olarak Kürt halkının ve genel olarak Kürdistan bölgesini yaşamlarını sürdürebilmek için tercih eden Iraklı göçmenlerin akıbetini ve geleceğini kötü bir şekilde etkileyecek yaptırımlar nedeniyle Kürdistan muhafazalarındaki halka karşı meydana gelen şeyler gibi.

Son olarak: Bütün Iraklılara, öncesinden daha basiretli davranmaları düşmektedir. Irak’taki Amerika ve İran edatlarının, hayata dair emellerinden ve geleceğe dair düşüncelerinden her ne kaldıysa onu yok etmek için çalıştıklarını daha iyi anlamaları gerekmektedir. Ülkeyi parçalamayı ve zayıflatmayı, ülkeyi ele geçirmeye çalışan kuvvetler için av kılmayı hedefleyen her türlü çabaya karşı koymak için bütün meşru araçları kullanmaları gerektiğini bilmelidirler.

 

Genel Sekreterlik

10 Muharrem 1439

30/09/2017

115 total views, 1 views today