Irak Ordusunun İnsan Hakları İhlalleri Karşısında Amerika’nın Sessizliği

 

Heyet.net / Tercüme Ekibi

BuzzFeed News: Musul kentinde Iraklı kuvvetler tarafından IŞİD güçlerine bağlı olduğu şüpheli olan kişilerin gayrı hukuki bir şekilde katledilmesi, kimseye kapalı bir durum değildir. Ancak ne var ki, Iraklı kuvvetlere karışan Amerikalı kuvvetler, sayısı az bazı insan hakları ihlaller dışında başka ihlallere bulaşmadı. Ancak bu ihlaller, insan hakları gruplarının ve haber raporlarının zikrettikleri karşısında çok da tehlikeli bulunmamıştı.

(Resim Açıklaması: 20 Temmuz 2017. Musul’un batısında devriye atan Terörle Mücadele Kuvvetlerine bağlı piyade devriye unsurları. Bu kuvvetler, İnsan Hakları örgütleri tarafından gayri hukuki katliamlarla suçlanıyorlar)

 

Geçtiğimiz iki haftada ve Iraklı kuvvetlerin IŞİD güçlerine karşı Musul’da zafer ilan etmelerinden bu yana, uluslararası ve yerel basın organları, kutlama görüntülerin aksine başka bir karanlık hikayenin varlığına da dikkat çekiyor. Bu hikaye, Musul kentinde Iraklı kuvvetler tarafından IŞİD güçlerine bağlı olduğu şüpheli olan kişilerin gayrı hukuki bir şekilde katledilmesi olaylarıdır.

Katledilme olayları, gizli tutulmamıştır. Sosyal medyada görüntüler yayınlanmış ve bu görüntülerde Iraklı güvenlik güçlerinin, IŞİD güçlerine bağlı olduğu şüpheli olan vatandaşları infaz ettikleri görüntülenmektedir. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer gözlemci örgütler, bu sadette raporlar yayınladı. Aynı şekilde Irak ordusundaki subaylar, gazetecilerle, işkence faaliyetlerine ve intikam cinayetlerine katılmalarını tartışmıştır.

Ancak Irak ordu kuvvetlerine karışan Amerikalı kuvvetler, basında yer alan şeylerle karşılaşmadığını ve bunları görmediğini ifade etmektedir. Amerikalı askeri yetkili BuzzFeed gazetesine yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Belki beş olaydan daha az olay vuku buldu.

Amerika raporlarının olmaması birçok soruyu beraberinde getiriyor: Bu ihlaller işlenirken Amerikalı kuvvetler basit bir şekilde gözlerden mi kayboluyordu yoksa bütün bunlara kayıtsız mı kalıyordu?

İnsan Hakları İzleme Örgütü adı altında çalışan ve Irak’ın en iyi araştırmacılarından biri olan Belkis Veyli, BuzzFeed gazetesine yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Benim değerlendirmem şu yönde; Destekledikleri kuvvetlerin tamamının kara listeye alınması gerektiğini bilmeyi istemiyorlar. Hükümete bağlı Iraklı kuvvetler, Musul kentinde tanık olduğumuz geniş ihlalleri işleyenlerin ta kendileridir.”

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’e yakın Musul kentinin düşmesinin ardından yansımaları takip eden Kürt güvenlik yetkilisi BuzzFeed’e yaptığı konuşmasında şunları ifade etti: “Bu değerlendirmeye katılıyorum. Onların buna kayıtsız kaldığını düşünüyorum. Bu kapalı bir durum değil. Cesetler Dicle nehrine atılıyor, yol kenarında üzerlerine ateşler açılıyor. Gruplar gece hareket edip, vatandaşları evlerden topluyor. Musul’dan sonra olanlar bu. Bu sadece başlangıç değildir.”

Kürt yetkili sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerika’nın Irak’taki politikası, demokratik bir örneğe dönüştürme ümidiyle işgal etmesiyle şuanda kendisi için çeşitli amaç ve hedeflere dönüştü. Amerika Birleşik Devletleri, devlet inşası için burada değil. Biz 2003 yılında değiliz. Onun tek amacının IŞİD gibi bir örgütü ortaya çıkartmak olduğunu düşünüyorum. Iraklılar gayri hukuki katliamlara katılsalar onun buna gücü yettiği halde müdahale edeceğini düşünmüyorum. Onun kendisini çok zor bir konumda gördüğünü düşünüyorum.”

Iraklı kuvvetlerin işlediği ihlallerin Amerikalı kuvvetler tarafından umursanmadığını ifade eden görüşleri Amerika reddediyor. Amerika’nın gördükleri şeylerde tebliğ talimatında bulunduğuna işaret ediyor. Ancak Amerika’nın liderliğini yürüttüğü uluslararası koalisyon güçlerinin resmi sözcüsü Colonel Ryan Dillon, Amerikalı danışmanların, karargahlarda çalıştığına, Iraklı kuvvetlerin günlük yaptıklarını detaylı bir şekilde görme imkanı sağlayacak ön hatlarda çalışmadığına işaret etti.

 

(Resim Açıklaması: 19 Temmuz. Ailesi IŞİD güçlerinden olmakla suçlanan Iraklı göçmen kadın, Musul kentinin güneyinde yer alan Cuda’a göçmen kamplarından birinde oturuyor. Söz konusu göçmen kampında 80’in üstünde aile yaşıyor. Genelinin, kocaları veya babaları IŞİD’e katılmakla suçlanan kadın ve çocuklardan oluştuğu ifade ediliyor.)

 

Savaş kanunları gereğince ihlal olarak görülenleri, kuvvetlerden sorumlu otoriteye bildirmek Amerikalı askerlerin görevi. Bu durumda da şikayetlerin muhatabı, Irak hükümeti oluyor.

Dillon şunları söylüyor: “Amerikalı kuvvetlerin eğittiği Iraklı kuvvetlerin işleyeceği ihtimal dahilindeki ihlaller hakkında beş rapordan daha azını Amerikalı kuvvetler tebliğ etti.” Bunun yanı sıra Amerika Savunma Bakanlığında bir yetkili BuzzFedd gazetesine şunları söyledi: “Bu hallerden biri, kısmi olarak basit suçları kapatıyor. Şöyle ki, Amerika ordusundan bir asker, Iraklı askeri, alıkonulanlardan birini naklederken kötü davranışta bulunduğunu görüyor. Bu durumların tamamı, belgelenen diğer hallerden tehlike olarak daha azdır.

Dillon sözlerini şöyle sürdürüyor: “Uluslararası koalisyon güçlerinin gözlemlediği olaylar, gayri hukuki katliamları veya son zamanlarda Musul şehrinde ve çevresinde tebliğde bulunulan sözde ihlallerden herhangi bir ihlali kapsamıyor.”

Amerika ordusunun Saddam Hüseyin’i düşürmesinden Obama idaresi son savaşçılarını 2011 yılında çekmesi ile işgalin sonuna dek Şii polisler ve askerlerin Amerikalı kuvvetlerle birlikte yaptıkları ihlallerin zirveye çıktığı ortaya çıkmıştı. 2009 yılında Amerikalı kuvvetler, gizli bir hapishane ortaya çıkarttı. 170 Sünni Müslümanın olduğu hapishanede geneli, işkence ve çeşitli eziyetlere maruz kalmıştı. Amerikalılar bu hapishaneyi bulduğunda mahkumların tamamının gözleri başlıydı. Çoğu susuzluktan ölecek duruma gelmişken kimisi de yürümeye güç yettiremiyordu.

Ancak bu aktif rol, Irak’ta şuanda dönen savaşlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin rollerinden bir parça değildir. Çünkü Amerikalı subaylar bu katliam operasyonlarına karşı öfkelerini ifade ederken Amerika tarafından endişesini belirten herhangi bir resmi ifade bulunmamaktadır. Amerika Savunma Bakanlığı ve Beyaz Saray’dan ihlalleri kınayan herhangi bir resmi açıklama yayınlanmamıştır. Irak hükümetine yönlendirilen herhangi bir protesto da söz konusu değildir.

Bunun yanı sıra Amerika ordusunun benzeri Irak ordusuna ortaklık ettiği doğrulandığından seneler sonra, kendi kuvvetleriyle benzeri Irak kuvvetleri arasındaki boşluğa dikkat çekmeye başladı.

Musul’daki ortam, Amerika Birleşik Devletleri’nin eğitim için vakit harcadığı ve silahlandırmak için para harcadığı Iraklı kuvvetler üzerinde hakimiyetinin zayıf olduğunu gösteriyor. Musul’un Gözü adlı bir bloğu yöneten kimliği belirsiz bir aktivist, şunu demektedir: “Yerel halk, IŞİD güçleriyle onları özgürleştirmek için gelen askerler arasında kalıyor.”

Sonra şunları ekliyor: “Hiçbir tercih yapacak durumda değilsen her şeyi kabul etmen gerekir. Iraklı kuvvetlerin tamamının kötü olduğunu söylemiyorum. Ancak konu Musul’daki halka karşı tutumlarıyla ilişkili olunca hiçbir zaman tutum ve davranışları iyiydi diyemeyeceğim. Halk onları bu şekilde kabul etmekte ve IŞİD güçleri ile kıyas edememektedir. Halk, gayri hukuki infazlarda Iraklı güvenlik güçlerinin rolünün, IŞİD’in dönüp dolaşıp tekrardan geri gelmesine zemine hazırlayacağına veya benzer grupların doğmasına neden olacağına inanıyor. Ben, Iraklı güvenlik güçlerinin ve koalisyon devletlerinin işlediği hataların, IŞİD’in yakın gelecekte üyeleri çoğaltma imkanı sağladığına inanıyorum.

Bu mesele Amerikalı askeri yetkilileri de endişelendiriyor aynı şekilde. Çünkü onlar da, Iraklı kuvvetlerin gerçekleştirdiği intikam infazlarının sadece IŞİD örgütünün bir benzerini daha doğurmakla sonuçlanacağını bildikleri için endişeliler. Irak savaşındaki Amerikalı askeri savaşçıların eskilerine nispetle bu saldırılar 2007-2008’de Irak El Kaidesi’nin bitmesinden sonra 2014 yılında IŞİD’in doğmasına katkı sağladı.

(Resim Açıklaması- Amerika Savunma Bakanlığından, Irak’taki Amerika kuvvetleri komutanı General Stephen J. Townsend Nisan ayında, Beyaz Saray kıdemli danışmanı Jared Kushner ile Bağdat’ta beraberken çekilen bir resim.)

 

Irak’ta IŞİD güçlerine karşı Amerika savaşını yürüten General Stephen Townsend daha önce Pentagon’da yaptığı bir basın toplantısında şunları ifade etmişti: “Sünni Müslümanlarla Bağdat’ta Şiilerin başında olduğu hükümet arasındaki sürtüşme, IŞİD gibi bir örgütün ortaya çıkmasının en başlıca nedenidir. Iraklı halkın büyük bir kesimi, ki onlar Sünnidir, bu manada bir rahatlık hissedemediler. Çünkü bu halk kitleleri, Bağdat hükümetini kendi hükümetleri olarak göremediler ve çıkarlarını temsil etmediklerini hissettiler.

General Stephen Townsend sözlerini şöyle sürdürüyordu: “Benim görüşüm, IŞİD güçlerinin hezimete uğramasından sonra ortaya çıkacak olayların nedeni, burada bir birliğin söz konusu değildir. Sünnilerle Şiiler arasında ortak maslahatların olmamasıdır. Bu nedenle şuna dikkat çekmemiz gerekmektedir: Iraklıların tamamı, IŞİD güçleri hezimete uğradıktan sonra Bağdat’taki hükümete herkesi temsil ediyor şeklinde bakması gerektiğini bilmelidir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Musul’da işlenen katliamlara karşı sessizliği, bu durumu desteklediği ihtimalini taşımıyor. Çünkü uluslararası koalisyon sözcüsü Dillion, Irak İçişleri Bakanlığı bu iddiaları soruşturmak için bir komisyon oluşturduğuna dikkat çekiyor. Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Veyli, bu soruşturmalara fazla bel bağlanmaması gerektiğine vurgu yapıyor. 2003 yılından beri söz konusu komisyonun icra ettiği soruşturmalardan bir şey çıkmadığını ve sadece ihlalleri işleyenlerin kınanmasıyla sonuçlandığını da ekliyor.

 

Heyet.net / Tercüme Ekibi

242 total views, 2 views today