(1296 Nolu Açıklama) ABD Başkanını Büyükelçiliğini Kudüs’e Taşıma Kararını Uygulaması Hakkında Açıklama

 

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tel Aviv büyükelçiliğini, Kudüs’e taşıma yönünde vaadini gerçekleştirme adımı hakkında bir açıklama yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamanın tam metni şu şekilde;

(1296 Nolu Açıklama) ABD Başkanını Büyükelçiliğini Kudüs’e Taşıma Kararını Uygulaması Hakkında Açıklama

Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

Korkulan şey vaki oldu ve ABD Başkanı önceki gün azmettiği şeyi dünya kamuoyu ile paylaştı. ABD büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını açıklayarak daha önce verdiği sözünü uyguladı. Buna gerekçe olarak “Bu konunun vakti geldi. Bunu ertelemek barışa ulaşma yolunda bir katkı sağlamayacak. Alınan bu karar, barışa ulaşmanın maslahatınadır.” açıklamalarını yaptı.

Dünden itibaren dünyanın her köşesinde alınan bu karara halklar tarafından tepkiler yağdı. Bunu devletler, hükümetler, uluslararası ve bölgesel teşkilatlar tarafından verilen resmi tepkiler takip etti. Trump’ın bu kararı, insanların tamamını bu kararı kınama ve kabul etmeme, tehlikesini, bölgeye ve dünyaya olumsuz yansımalarını açıklama, konu hakkında uluslararası ve bölgesel teşkilatların oturumlar düzenlemesine teşvik etme üzerinde bir araya getirdi. İslam dünyasında atılan bu adımların, acıları hafifleteceğinden, kalplere su serpeceğinden, vakayı etkileyeceğinden şüphe yoktur. Ancak maalesef olanlar olduktan sonra asla bir etkisi olmayacak, bir süre sonra kabul edilip birçok kişi tarafından siyasi mantık gereği onlarla muameleye devam edilmesi için gerekçeler üretilecektir. Ya da bizden boyun eğme ve zilleti kabul etme beklenecektir ki bu iki haslet İslam ümmetine ve evlatlarına asla yakışmayan hasletlerdir. Ancak kendi şahsi maslahatlarının peşinden koşan, dini ve inancı üzerinden başkalarını razı etmeye çalışanların yöntemi budur.

Bu noktada, resmi Arap nizamımıza bir fırsatın sunulduğunu, bunun kendisini tekrardan telafi etmek ve bazı haklarını tekrardan geri alma yolunda bu felaketten faydalanmak için bir avantaj olduğunu açıklamayı uygun görüyoruz. Tamamıyla Amerika’nın iç krizinin bir neticesi olan bu kararı alacak kadar güçlü değildir Trump. Daha açık olmak gerekirse güçlü ve metin tavırlar, bu kararı tekrardan gözden geçirmeye mecbur bırakacaktır onu.

Bunun vakada herhangi bir değişikliğe neden olmayacağı kanaatimizle birlikte Kudüs, on yıllardır işgal altındadır. Batı Şeria da Kudüs’ün işgal edilmesinden on yıllar önce işgal edilmişti. Ancak bu iki bölgenin özgürleştirilmesi için gerçek bir hareketlenme olmadı ve tehlikeli olan ise bir süre sonra unutarak buna da alışmamızdır. Nitekim haktan geri durmak günümüzün yaygın hastalıklarındandır. Öyle görünüyor ki bu olay, kişilerin niyetini veya himmetini ortaya koyacak bir bayrak görevi görecek. Tarihin büyük felaketten sonra Filistin’e ilişkin en kötü olarak yazılacak ümmet tarihinin bu aşamasının unvanı olacak.  Umulur ki uyanıklık, bu resmi nizamın bedenine isabet eder ve İslam ümmeti topluluklarını ikna edecek, önümüzdeki günlerde bu kararın değişmesini sağlayacak ciddi ve hakiki tavırlarla temkini elde eder.

Filistin’deki kardeşlerimize nasihatimiz, bir duruş etrafından toplanarak, yakınlaşarak ve safları birleştirerek bize yakışan ve Trump’ın planlarını altüst eden yeni bir intifada başlatmak için bu acı şartlardan faydalanmaları yönündedir. Filistin halkının da içinde bulunduğu İslam ümmeti halklarına gelince Filistin, Kudüs ve Aksa’ya olan vefalarını gösterdiler. Ancak bizler Arap ve İslami seçkinlerden, İslam ümmetinin alimlerinden ve düşünürlerinden Arap ve Müslüman halkları hakiki bir yöne yönlendirmelerini, ki bunlar resmi Arap nizamından bizim için daha kalıcıdır, tartışmalardan uzak durmalarını, kendi hesaplarını görmek için bu olaydan faydalanmaya çalışmamalarını talep ediyoruz.

İlim ve davet ehlinden susanlara gelince bir sıfatla nitelendirmemelerini temenni etmekten başka bir gerekçe bulamıyoruz onlar için. Şayet bu defa da sessizliklerini korurlarsa konuşmalarını bundan sonra asla dinlenmeyecektir. Sindirmemiz, zelil bir şekilde başımızı toprağa sokmamız veya şahsi çıkarların kaçmasına engel olmamamız istenilen bu tarz felaketlerde hakkın ve doğruluğun hilafına konuştuğumuz zaman halimiz ne olur?

Allah (azze ve celle) Kudüs’ü, Aksa’yı, çevrelerini, Batı Şeria’yı, Gazze’yi, 1948 yılında işgal edilen Filistin’in şehirlerini ve köylerini korusun. Bütün umutların kaybedildiği bu zamanlarda halkların seçeceği ve liderlere dayatacağı dosdoğru yola bu ümmeti sevk etsin.

 

Genel Sekreterlik

19 Rebiülevvle 1439

07/12/2017

197 total views, 1 views today