Musul’un Halkın Geleceğini Tehdit Eden Bir Bataklıkta Boğulması ve Hükümetin Halkın Acılarıyla İlgilenmemesi

 

Heyet.net / Araştırma

Uluslararası işgalci kuvvetlerinin hava saldırıları ve hükümete bağlı topçu birliklerinin top atışları altında parçalanan Musul şehrinde tüten ölüm kokularıyla birlikte yıkım hala devam etmektedir. Bunu, mezhepçi milislerin açık bir intikam duygusuyla işlediği sistematik yıkım politikaları da takip etmektedir.

Musul şehrine düzenlenen askeri operasyonunun bitiminin ve Bağdat hükümetinin sözde Musul’un özgürleştirilmesi ilanının üstünden 6 ay geçmesine rağmen  sırtında savaş kalıntılarını idare etmekte ve başta Batı mahalleleri olmak üzere Musul mıntıkaları, hayat esintilerinin yaklaşamadığı, geniş alanlara uzanan enkaz yığıntılarından ve yığıntıların arasına sıkışmış sivil cesetlerinden başka bir şeyin görünemediği hayalet şehrine benzemektedir. Yıkılmış binaların enkazları altında, çıkarılmasının günlerce süreceği tahmin edilen hala çok sayıda sivil cesedi bulunmaktadır.

Bu bağlamda haber kaynakları, enkaza dönen boş sokaklara geri dönme riskini alan bir kısım Musul göçmenleri, endişe ve muhtaçlıktan, hayati bu araçları kaybetmekten sıkıntı çekiyor. Hiçbir kimsenin yardım ve destek ellerinin ulaşmadığı fakirlik mekanlarında kendilerini bulduktan sonra her köşesi karanlığa dönüşen belirsiz geleceklerinin tehlikesinden konuşuyorlar. Göçmenleri sıkıntı ve problemlerinden kurtardığını iddia eden hükümet, bu insanları dikkate almamakta ve bir göçmenin yerel kaynaklara ifade ettiği gibi sanki onlara yaşam, sığınak ve saygılı bir hayat hakkı olan insanlar değilmiş gibi kabul edilmektedirler.

 

Enkazlar ve Sivil Ölüler

Bu trajedinin sebeplerinden uzak olmayacak şekilde daha önce hava saldırılarında babası ve eşi hayatını kaybeden vatandaş şunları söylemektedir: “Uluslararası koalisyon devletlerinin düzenlendiği hava saldırılarının geneli, hatalı hedeflere yapıldı ve birçok sivilin hayatını kaybetmesine neden oldu. Eşim ve babam, tıpkı hayatını kaybeden komşularım gibi, Musul’un çeşitli bölgelerinde gelişigüzel yapılan kabirlere defnedildi. Ancak bütün bunlara rağmen hükümet, onların vefat belgelerini yayınlamak için nedenlerinin ne olduğu anlaşılmayan soruşturma işlemlerine zorluyor.

Bu bağlamda haber ajansları şunlara dikkat çekmektedir: “Musul şehrinden yüzlerce kişi, hava saldırılarında hayatını kaybeden sivil akrabalarının isimlerini sayabilme imkanına sahipler. Amerika’nın liderliğini yaptığı uluslararası koalisyonun, Irak ve Suriye’de yaklaşık 3 sene boyunca düzenlediği hava saldırılarında sadece 817 sivilin hayatını kaybettiği açıklamasına ve söz konusu saldırılarda hayatını kaybeden sivil sayısının 1000’e ulaştığını belirten yerel raporlara rağmen sadece Musul’da hayatını kaybeden sivillerinin sayısının en aşağı 4000 olduğunu belirtiyor uluslararası uzmanlar.”

Baba, anne ve beş çocuktan oluşan ve askeri operasyon bittikten sonra Musul’a geri dönen bir aile, evlerini, dikili bir duvara dönüştüğünü belirterek soğuk, korunma araçlarının yokluğu ve sosyal hizmet ve yakıt olmaması nedeniyle başka kalacak yer bulamadıklarını ifade etmektedir. Evin hanımı yıkıntıları temizlemeye çalışırken şunları söylemektedir: “Ne suyumuz ne de elektriğimiz var. Çocuklarım okul eğitiminden mahrumlar. Ceset kokuları bizi boğmaya devam ediyor.”

 

Bağdat Hükümeti Önemsemiyor

Öte yandan bazı mahalle sakinleri, hükümetin yardım eli uzatmayı reddetmesinden ve sadece ihtiyaç sahibi listesine kaydetmesinden sonra çocuklarını soğuktan korumak için güvenli bir bölge olması amacıyla evlerin bazı odalarını tekrardan onarmaya çalışıyor.

Yıkılan evini onarmak için geri dönen bir mahalle sakini “sahiplerinin geri döndüğü mahalleler, işsizlik ve zulümden acı çekmektedirler. Bu mahallelerde insanlar baskı altında yaşamaktalar ve yiyecekleri hiçbir şey yok.” ifadelerini kullanıyor.

Musul’daki atmosfer sadece bunlarla sınırlı değildir. Hükümet kuvvetleri ve mezhepçi milislerin tutuklama, şantaj, silahlı soygun, hırsızlığın akabinde evlerin ateşe verilmesi gibi mezhepçi tutumları, halkın acılarını katlıyor. Bütün bunlar, hükümet kuvvetleri ve mezhpçi milislerin, IŞİD’e bağlı olmakla suçladıkları halktan intikam alma argümanıyla gerçekleştiriliyor. Gözlemciler halkın bu şekilde korkutulması ve tehdit edilmesinin altında hükümetin ve Tahran’ın ülkenin çeşitli bölgelerinde yürüttükleri demografik değişim projesinin uygulanması için halkın evlerine geri dönmemesi düşüncesi yattığına işaret etmektedirler.,

262 total views, 1 views today