Hem Dini Kullanırlar Hem De Dini Kötülerler

Dr. Ömer Abdulvahab Er Ravi

Selim bir tabiata ve saygın bir ahlaka sahip olanlar, dinin satılan ve canının istediği ve temenni ettiği şekilde satın alacağı bir mal olmadığını çok iyi bilir. Zayıf ve hastalıklı kişilerin, dünyevi çıkarları ve fayda sağladığı doğrultuda dini kullanmaya çalıştıkları görülmektedir. Bu bir musibet olduğu gibi insanlığın en hayırlı ümmetinin sınandığı büyük bir afettir.

Allah kendilerinden razı olsun, sahabe tarihinin nurlu sayfalarını kurcaladığımız zaman onlardan bazılarının büyük mallara, geniş zenginliklere sahip olduğuyla karşılaşırız. Bu kazancı, ticaretle gerçekleştirmişlerdir. Osman bin Affan, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf, Sad bin Ebi Vakkas bu kişilerden bazılarıdır. Dikkat çeken nokta ise bu simaların tamamının cennetle müjdelenmesidir.

Bu parlak isimlerin derinliklerine inip bunca malı kazanmalarına sebep olan kaynakları araştırdığımızda zenginliklerinin gelişmesinin başlıca nedeninin dine olan hizmetlerinde saklı olduğunu görürüz. Şöyle ki, onlar dine hizmet etmişti ve din onların zenginliklerinin artmasına neden olmuştu.

Bilmemiz gereken diğer bir konu da, Allah (azze ve celle) kendilerinden razı olsun, bu sahabilerin zenginliklerini kalplerine işlememiş olmaları ve zenginliklerini ellerinde tutmalarıdır. Malları, onlar için asla bir gaye değildi aksine her ihlas sahibi Müslümanın ulaşmaya çalıştığı büyük gayeyi, yani Allah (azze ve celle)’nin rızasını elde etmek için bir araçtı.

Ancak bugün her şey aksi yönde değişti. Müslümanlara hizmet iddiasında bulunan insanlardan bir çoğu, zenginliklerine zenginlik katmak için dini kullanır oldular. Bu insanlar, aynı zamanda dini kötü bulan ve kötüleyebilen kişilerdir. İslam ülkelerinin birçoğunda Müslümanların işlerini üstlenen liderlerde günümüzde bu durum açık bir şekilde görülebilmektedir.

Irak’taki mevcut atmosferin en üstünde yer alan ve Biladu’r Rafidin’in (Irak) imtihanı olan siyasilerin mevcut durumlarını incelediğimizde onların dini hiç sıkılmadan kullandıklarını ve maddi şehvetlerini gerçekleştirmek ve servetlerini katlamak için dini kullanmaya devam ettiklerini görürüz.

Bunların mal biriktirmeleri, bin bir hile ve aldatmayla elde ettikleri makamları sayesindedir. Onlar mal stoklarken nefislerinin arzuladığı amaca ulaşmak için dini kullanmaktadırlar. Onların hakikati, yalanları ve sahtelikleri, arzuladıkları makamlara ulaştığında ayan beyan ortaya çıkmıştır.

Bir yandan dini kullanırken diğer yandan dine hizmet için geldiklerini iddia edebilmektedirler. İşin aslı onlar dini kötülemekte ve kötü görmektedirler. Bu herkesçe malum olmuş bir hakikattir. Bugün Irak’ta hakim partilerin kahir ekseriyeti İslamcı olduğunu iddia etmektedir. Ancak gerçekte böyle midir? Hayır iddia ettiklerinin tam aksinedir. Bunların hepsinin, Iraklıların duçar olduğu zulüm ve acıda pay sahibidirler. Bunların hepsi, çalınan mallardan, kıyılan canlardan, Biladu’r Rafidin’in topraklarına akıtılan kanlardan sorumludurlar.

Bu sadece siyasilerin suçu mu? Hayır. İnsanlara ulaşan zararları azaltmak iddiasıyla siyasilerin nefislerinin arzuladıklarına uygun olarak fetvalar yayınlanan ilim ehli de onlarla bu konuda müşterektir. Yayınladıkları fetvaların, zalimleri güçlendirdiğine ve zulümlerini arttırmak için bir araç olarak kullandıklarına sebep olduğunu dikkate almamaktadır. Daha kötüsü, yayınladıkları fetvaları kullanan bu insanların bu fetvalarla dini kötülemeye çalışmalarıdır.

Her Müslümanın bu hakikati görmesi ve anlaması gerekmektedir. Birilerinin dini, kendi menfaat ve çıkarları uğruna politize ettiğini bilmeli ve dinin onlardan beri olduğuna ve Allah (azze ve celle)’nin onları hesaba çekeceğine kesin bir şekilde inanmalıdır.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

280 total views, 1 views today