(1312 Nolu Açıklama) BM Irak Özel Temsilcisinin Güvenlik Meclisi Toplantısında Irak’a Dair Hatalı Bilgilendirmesi Hakkında Açıklama

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler Irak Özel Temsilcisi Jan Kubis’in, 20/02/2018 tarihinde düzenlenen Güvenlik Meclisi toplantısında Irak’taki yaşanan olaylara dair yaptığı hatalı ve mugalatalarla dolu açıklamaları hakkında bir açıklama yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yapılan açıklama şu şekilde;

(1312 Nolu Açıklama) BM Irak Özel Temsilcisinin Güvenlik Meclisi Toplantısında Irak’a Dair Hatalı Bilgilendirmesi Hakkında Açıklama

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, Birleşmiş Milletler Irak Özel Temsilcisi Jan Kubis’in, 20/02/2018 tarihinde düzenlenen Güvenlik Meclisi toplantısında Irak’taki yaşanan olaylara dair yaptığı açıklamaları önemle takip etti. Önceki demeçleri gibi bu toplantıdaki açıklamaları da daha önceki açıklamalarından farksızdı. Maalesef Irak’ta gerçekte yaşananlara aykırı, Irak’ta vaki olan halin gerçek niteliği ile çelişen hatalar, mugalatalar içeriyordu Kubis’in açıklamaları. Yine Güvenlik Meclisi üye devletlerinin hazırladıkları ve Irak’ta yaşananların özel temsilcinin söylediklerinin aksine olduğunu gösteren raporlarla da çelişiyordu.

Irak’taki mevcut hükümetin bu yönde hazırladıkları raporlar da bundan farksız ve Irak topraklarında gerçekte yaşanan olaylardan farklı bir intiba oluşturduğu gibi İran ve bazı Arap medyasıyla işbirliği içerisinde olan basın organlarının servis ettiklerine benzemektedir. Jan Kubis’in yaptığı açıklamalar ve dikkat çektiği noktalar tamamıyla Irak’ta hakim otoritenin servis ettiklerinin aynısıdır. Başta Birleşmiş Milletlere bağlı örgütler olmak üzere uluslararası çapta çalışan örgütlerin, hatta hükümet bakanlıklarının ve bakanlar meclisindeki komisyonun sık sık dile getirdikleri Iraklı halkın siyasi, güvenlik ve insani trajedisine Jan Kubis’in gözlerini kapattığı, yaptığı açıklamalarıyla anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda Irak Müslüman Alimler Heyeti aşağıda zikredilecek maddeleri paylaşmayı uygun görmektedir:

Birincisi: Jan Kubis’in Güvenlik Meclisindeki raporu, Irak uzmanlarının yaptığı “Irak’ta siyasi, idari, iktisadi ve sosyal yolsuzluk, tedavisi mümkün olmayacak seviyelere ulaşmıştır” gibi siyasi açıklamalarıyla çelişmektedir. Aynı şekilde Irak’taki hükümet müesseselerinin genelinin ve siyasi erkin üstündeki İran hegemonyasına karşı Avrupa devletlerinin, Arap devletlerinin ve bölge devletlerinin duymuş olduğu korku ve çekincelere de aykırı durmaktadır.

İkincisi: Aynı şekilde Jan Kubis tarafından hazırlanan rapor hem bir bütün olarak hem de detay olarak parlamenter hükümet komisyonlarının hazırladığı raporlarla çelişmektedir. Örneğin Bakanlar Meclisindeki Göç ve Göçmenler komisyonunun 25/02/2018 tarihinde hazırladığı rapor. Söz konusu rapor gelecek seçimlerin, mezhepçi milislerin Iraklıların başına, yani otoriteye getirmeyi amaçladığını, Irak’ta güvenliğin tamamıyla yok olduğunu, yolsuzluğun, göçmen kamplarında yaşayan göçmenlerin evlerine dönmelerine engel teşkil ettiğini, söz konusu kamplarda göçmenlerin %60’ının açlık çekmeye ve devam ettiğini ve yavaş bir ölümle imtihan olunduklarını, göç etmeye mecbur bırakılan göçmenlerden birçoğunun evlerine geri dönmelerine mezhepçi milisler tarafından izin verilmediğini açıklamaktadır.

Üçüncüsü: Jan Kubis raporunda, şaşılacak bir şekilde ülkede yaşanan olayları gül gibi yansıtmaktadır. Oysa ülkedeki tam katmanlı çöküşün gerçeğinden gafil davranmaktadır. İdari müesseselerin çöküşünden, güvenliğin tamamıyla yok olmasından, İran’ın hükümet organlarının ve dahi siyasilerinin üzerindeki hakimiyetinden, sosyal, ahlaki ve idari dokunun çökmesinden, uyuşturucunun artışından, milislerin hegemonyasından, işsizlik oranlarının tavana vurmasından, kaynakların ve zenginliklerin heder edilmesinden nedense hiç konuşmamaktadır.

Dördüncüsü: Jan Kubis, Kuveyt’te düzenlenen Irak İmarı toplantısını takdir etmektedir. Bu projeye uluslararası desteği de övmektedir. Oysa bu toplantı umulan hedeflerin gerçekleşmesi noktasında başarısızlığa uğramıştı. Söz konusu toplantıya katılımcı devletler, mallarını, mali kredi gibi vermek zorunda kaldılar. Geri alınacak devlet kredisi de bundandı. Bağdat hükümeti ancak devletlerin gözetiminde tasarrufta bulunabiliyordu. Genel olarak Irak’ta ve özel olarak sorumluluk ve idaresini kaybetmiş hükümet organlarında yolsuzluk sorununun devam etmesi nedeniyle verilecek borçların, El İbadi hükümetine yardım ve bağış olarak kullanılmamasını öngörüyordu. Bütün bunlar, Jan Kubis’in raporunda çizdiği hükümet resmine aykırıdır. Şayet Bağdat hükümetine bu derece güveniliyorsa para vermekten neden bu kadar kaçınılıyor?

Beşincisi: Jan Kubis tarafından hazırlanan rapor, 12/05/2018 tarihinde gerçekleştirilecek seçimleri de övüyor. Çeşitli gruplardan ırkları ve mezhepleri aşacak seçim koalisyonlarına dikkat çekiyor. Ancak Jan Kubis, rejimin onayıyla teşkil edilen milislerin ülkeyi harabeye çeviren saf mezhep ve ırka dayanarak hareket ettiklerini, seçime katılan partilerin ırksal bağlılık, dini ve mezhebi inanç üzerine mebni sloganlarla halkı kutuplaştırma üzerine çalıştıklarını unutuyor. Mezhep üstü görüntüsü çizmek, bu partilerin vakasının yalanladığı, kendilerine bağlı basın araçlarının özel nedenlerle pazarladığı bir vehimden başka bir şey değildir. Öte yandan silahlı mezhepçi milislerin, onların siyasi arenadaki liderlerinin doğmasına neden olan siyasi durumun hiç de normal olmadığına, bu liderlerin terör ortamı oluşturduklarına, insanların geriye kalan haklarını da çalmayı sürdürdüklerine, göçmenlerin kendi topraklarına dönmelerine engel olduklarına işaret edilmemektedir, bütün bunlara bigane kalınmaktadır.

Altıncısı: Göçmen dosyasına ilişkin olarak BM Irak Özel Temsilcisi zor durumda olan göçmenlerden bir kısmını, IŞİD’in uyuyan hücresi olarak suçlamaktadır. Bu iddiasını da hükümetin ve hükümet partilerinin propagandalarıyla desteklemektedir. Hükümeti tarafından desteklenen mezhepçi milislerin göçmen ailelere karşı uyguladığı tehciri de gerekçe olarak göstermektedir. Oysa bu tehcirler, terör bahanesiyle göçmenlerin evlerine geri dönmelerine engel olmak, tehcirlerini sürdürebilmek, bunlara terettüp eden insani, sosyal ve iktisadi şeyleri gerçekleştirebilmek ve siyasi hedefleri ve demografik oyun projesini işleme sokabilmek için mezhepçi milislere alan açma amacı taşımaktadır. Bu noktada Kubis, hükümet istatistiklerine göre sayıları 2,5 milyonun üzerine olan göçmenlerin geri dönmesiyle ipotekli olmayan seçimleri dürüst görerek kendisiyle çelişmektedir.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, bu türden raporları Iraklı halka ve Irak’ta yaşanan gerçek olaylara karşı bir zulüm olarak görmektedir. Bütün bunlar aklın sınırlarını aşmakta ve bigane kalınması mümkün olmayan gerçeğin içini boşaltmaktadır. Aynı şekilde Irak’taki her şeyi yıkıma uğratan Amerika ve İran’ın Irak görüşlerine yaltaklanmaktır. Irak Müslüman Alimler Heyeti, söz konusu raporun bütün gerçekliklerden uzak olduğunu, ülkeye kötü bir hayat, perişanlık, yıkım, ölüm, tehcir, her türlü saygın hayatın çöküşe uğraması, iyi şeylerin kötüye tebdil edilmesinden başka bir şey getirmeyen işgalin dayattığı ırkçılık ve mezhepçilik üzerine mebni siyasi faaliyetlerin üstünü örtmeyeceğini bir kez daha vurgulamaktadır.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, hükümetin ve ona bağlı mezhepçi milislerin işlediği suçları uluslararası raporlarda temize çıkartmak, onlarla işlerde ortak olmalarını sağlayacaktır. Çünkü o Irak’ta mevcut sorunun çözümü için değil aksine daha da derinleşmesi için çalışmaktadır. Bu tavrıyla mezhepçi ve ırkçı bir rejime, cesaret vermektedir. Ülkenin milli birlik ve vatandaşlık ilkelerini yıkmaya, Irak’ta yalan ve iftira ile iddia edilen şeylerin önünde demokrasiyi dönüştürmeye ve Güvenlik Meclisinin ve BM’nin istediği müesseseler devleti inşa etmeye çalışırken verilen bu cesaretten faydalanacaktır.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, kadınlardan, çocuklardan ve yaşlılardan müteşekkil masum göçmenlerden birçoğunun terör ile itham edilmesini şiddetli bir şekilde kınamaktadır. Güvenlik Meclisinde yapılan açıklamaların bir terettübü olacak hükümet kuvvetlerinin ve mezhepçi milislerin bu masum insanlara yapacağı şeylerin ahlaki ve kanuni sorumluluklarını, Irak Müslüman Alimler Heyeti, Birleşmiş Milletlerine ve Özel Temsilcilerine yükleyecektir. Aynı şekilde, göçmenler hakkında bir izah ve özür açıklaması, Güvenlik Meclisi raporunda bu konuya ilişkin yer alan maddenin kaldırılmasını talep etmektedir. Uluslararası teşkilatlara gerekli olan halklara karşı daha fazla insaflı ve daha fazla adil olmalarıdır. Aynı şekilde kendilerini sınırlayan gerçek sorumluluklarını üstlenmek, bağlılıktan çıkmak istediklerinde acıları ve trajedileriyle daha ilgili olmalılar, bu halkın haklarını ihlal eden katillerine yardımcı olmamalılar. Bu bağlamda Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed Dari, Birleşmiş Milletlerinden daha ciddi adımlar beklemektedir.

 

Genel Sekreterlik

13 Cemaziyelahir 1439

01/03/2018

 

132 total views, 1 views today