HEYET’in İnsan Hakları Birimi’nden “Sariye Camii Katliamı… Hukuki Bir Çalışma” Semineri

Heyet.net/ Amman

Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Birimi, Irak hükümet kuvvetleri ile mezhepçi milislerin gerçekleştirdiği Sariye Camii katliamının 5. yıldönümü münasebetiyle “Sariye Camii Katliamı… Hukuki Bir Çalışma” adını taşıyan bir seminer düzenledi.

İnsan Hakları Birimi tarafından düzenlenen seminer, Sariye Camii katliamını açıklayan bir girişle başladı. Bu bağlamda İnsan Hakları Birimi Resmi Sözcüsü Dr. Eymen El Ani şu ifadeleri kullandı: “Hükümete bağlı kuvvetler ve mezhepçi milisler, o sıralarda harekete geçen 6 muhafazadan biri olan Diyala muhafazasının merkezi Bakuba şehrindeki camide birlik cuması liderlerine, 17 Mayıs 2013 tarihinde Cuma namazından sonra doğrudan ateş açtı. Bu saldırı nedeniyle camiden çıkanlardan en az 70 kişi hayatını kaybetti.”

Daha sonra Dr. Eymen El ani, gösteri hakkı ve yerel ve uluslararası hukuki korunmasına ilişkin araştırmasını söz konusu seminerde sundu. Resmi kanunların mucibince insanlara tanınan ana hakların bazı yönlerini ele aldı. Eşit vatandaşlık hakları, hukuk gereği korunma, diğer sivil özgürlüklerin umumiliği, gösterinin en önemli ve en açık şekli olan ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü söz konusu Dr. Eymen El Ani tarafından ele alınan ana haklardan bazılarıydı.

İnsan Hakları Birimi Sözcüsü Dr. Eymen El Ani sözlerini şöyle sürdürdü: “2003 işgalinin ardından yönetime gelen hükümetler, bu noktada Iraklıların hiçbir haklarını sağlamadılar. 2003 yılından işgalden sonra yayınlanan “Geçiş sürecinde devleti idare kanunu”nda ve 2005 yılında yayınlanan Irak anayasasında, sivil haklar noktasında birçok tutarsızlıklar barındırdığı bilinmektedir. Yönetimdekiler, söz konusu anayasa maddelerine aykırı hareket etmekte, özellikle bu hakların kefaletine ve korunmasına ilişkin maddelere…”

İnsan Hakları Birimi Resmi Sözcüsü Dr. Eymen El Ani sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak’taki hükümet yetkilileri, “ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri kanunu” adını taşıyan bir kanun vaz etmek için çaba gösterdi. Gösteri özgürlüğünü kaldırmak için hükümet yetkililerinin sert bir gayretiydi bu. Son yazımıyla bu proje, anayasa maddelerine muhaliftir. Kanunların ve anlaşmaların garantilediği hak ve özgürlükleri açık bir şekilde ihlaldir. Özgürlüğün özünü katletmek vardır kendisinde.” Dr. Eymen El Ani bu bağlamda ifade ve düşünce özgürlüğü haklarını ihlal edici ve aykırı olan şeyleri vurgulayan kanun maddelerini katılımcılarla paylaştı.

Dr. Eymen El Ani’nin araştırması, insan haklarıyla ilişkili uluslararası hukuk ve anlaşmalara uygun olan ifade özgürlüğü kefaletine dikkat çekti. Aynı şekilde insan hakları alanında Irak’ın sicilini ümitlerin tükendiği şeklinde nitelendiren uluslararası örgütlerinin bu nitelendirmesini belgeledi. 2014 yılının son yarısından sora keskin bir şekilde çöktüğüne dikkat çeken Dr. Eymen El Ani, Irak’taki hükümet yetkililerin barışçıl gösteri haklarına sınırlar getirmesi, tutuklamaların, adaletsiz mahkemelerin devam etmesi karşısında birçok devletin endişesini dile getirdiğine vurgu yaptı.

Dr. Eymen El Ani seminerde sunduğu araştırmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Irak’ta düşünce ve ifade özgürlüğü, en aşağı seviyelere ulaştı. Birçok katliamlar meydana geldi. Bunlardan biri de seminerin de konusu olan Sariye Camii katliamıdır. Aynı şekilde bu katliamlara yargı ve hukuki soruşturma işlemleri, düşünce aktivistlerinin ve insan hakları savunucuların tutuklanması takip etti.”

Seminerin ikinci bölümünde Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi araştırmacısı Ömer Ferhan, Sariye Camii katliamını belgeleyen araştırmasını sundu. Ömer Ferhan şu ifadeleri kullandı: “Sariye Camii katliamı bütün ölçü ve rükünleriyle tam bir suçtur. Raporlar ve tanıklıklar bunun bir soykırım olduğunu ve işaretleri açık etnik temizlik olduğunu göstermektedir.”

Ömer Ferhan’ın araştırması söz konusu katliamın gerekçelerini, bu katliamı takip eden katliamları, geçen 5 sene boyunca Diyala muhafazasının tanık olduğu suçları ele aldı. Bu bağlamda Ömer Ferhan şunları dile getirdi: “Siyasi çalışma adı altında hükümet kuvvetlerinin ve mezhepçi milislerin terör bahanesiyle işlediği katliamlar,  tehcirler ve savaş suçları, Diyala muhafazasına ve halkına karşı uygulanan sistematik uygulamalardır. Bunun bir nedeni de bölgenin coğrafi konumunun ve demografisinin öneminden kaynaklanmaktadır.”

Ömer Ferhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Söz konusu muhafaza, mezhepçilik temelleri taşıyan tehcir üzerine siyasi çalışmalara maruz kalmaktadır. Sivil oluşumlar, etnik temizliğe hedef olmaktadır. Bu tür suçlar, savaşta da barışta da, işlendiği vakte, işlenen mekana bakılmaksızın cezayı hak ederler. Yönetimin en üstünden başlayarak sahadaki mevcut oluşumlara kadar devletin bütün birimleri bunun soruşturmasının sorumluluğunu yüklenmiştir. Uluslararası mahkemelerin kanunlarına göre bütün bunlar kınanmış suçlardır. Sariye Camiinde yaşananlar gibi etnik temizlik suçlarına karşı sessiz kalmak, fiili bir ortaklık kabul edilir. Özellikle bu tür suçların meydana gelmesini engellemek için görevlerini yerine getirmekten imtina etmeleriyle ilişkilendiğinde…

Ömer Ferhan’ın araştırması katliamda katillerin kullandığı yöntemlere ve araçlara da değindi. Araştırma şöyle devam etti: “Irak’taki hükümet birimleri, milislerin emirlerinden emir almakta ve dış projeleri yerine getirmektedir. Saha tanıklıkları, siyasi anlaşmaların ve ticari anlaşmaların uygulanması karşılığında bazı siyasi kesimlerin, milislerin ve hükümet kuvvetlerin işlediği bu katliamlarda parmakları olduğunu vurgulamaktadır. Bunun altında Diyala muhafazasında demografik değişim uygulanması amacı yatmaktadır. Bu durum sivillerin güvenliğini tehdit etmekte ve Diyala muhafazasındaki şehirlerin sosyal dokusunu bozmaktadır.”

Ömer Ferhan daha sonra Sariye Camii katliamında yaşanan olayları, bu katliamı takip eden tehcir suçlarını, milislerin operasyonlarını, bölgedeki nahiye ve köylere düzenlenen hava saldırılarını, aileleri bölgelerinden tehcir etmek için yapılan ölümle tehditleri anlattı.

Ömer Ferhan araştırmasının sonunda 2013 yılında Sariye Camii katliamından itibaren günümüze dek işlenen suçlardan sorumlu olan, talimat verenlerden teşvik edenlere, doğrudan suç işleyenlerden tehlikenin farkında olmalarına rağmen sessiz kalanlara bütün isimleri ve kesimleri paylaştı.

 

 

 

HEYET Net

192 total views, 1 views today