Irak Müslüman Alimler Heyeti Gerçekleşen Seçimler Hakkında Duruşunu Açıkladı

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği “12 Mayıs 2018 tarihinde Irak’ta son seçimler gerçekleşti. Daha önceki seçimlerden farksızdı. Şöyle ki, ardından büyük bir yıkım, ölüm, tehcir bırakan, Amerika’nın liderliğini yaptığı uluslararası koalisyonun askeri operasyonundan sonra gerçekleşti. Ancak bu defa, önceki operasyonların da üstünü çıkmıştı. Haksızlığa ve bozgunculuğa karşı çıkan bütün muhafazalar hedef alındı. En kötü azaplarını, bu muhafazaların üzerine göndermişlerdi.” ifadelerini kullandı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan ve Siyasi Birimi tarafından düzenlenen özel bir toplantıda Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed Dari tarafından okunan açıklamada şunlar denildi: “Bu defaki seçimler, henüz başlamadan, başladığı esnada ve gerçekleştikten sonra büyük tartışmalara tanık oldu. Bunun birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden biri de seçim araçlarının, mezhepçilik ve ırkçılık üzerine kaim olan siyasi projenin bir parçası olarak kabul edilmesine ve bunu takip eden problemlere dönmektedir. Diğer bir nedeni de trajik durum, askeri operasyonlara maruz kalan muhafazalarda yaşam yollarının bulunmayışı, yine milyonlarca göçmen ailenin kendi topraklarına geri dönemeyişi, uluslararası düzeyde belgelenen trajik şartlar içerisinde yaşadıkları göçmen kamplarından dördüncü yıllarını tamamlamaları, İran’a yakınlığıyla bilinen Haşdi Şaabi milislerinin varlığı, söz konusu mıntıkalarda kontrolü ele geçirmesi, bölgedeki insanları yönetmesi, seçmenlerin kartlarını gasp etmesi, emirlerine uymayan insanları ölüm ve tutuklamayla tehdit etmesi, son olarak seçim merkezlerini, seçmenlerin oylarını satın almak için haram malın ve rüşvetin kullanılması, buradan da son zamanlarda ortaya çıkan dijital oyun ve yalanlar…”

Yayınlanan açıklamada seçimlerin fayda sağlaması noktasında 2005 yılından itibaren önceki tecrübelerin bir tekrarından başka bir şey olmadığı ifade edilerek Iraklıların, bu seçimlerde hiçbir siyasi, güvenlik, ekonomik ve hizmet konularında değişiklik elde edemedikleri, aksine her geçen gün işlerin daha bir kötüye doğru ilerlediği açıklandı. Bu durum ise halkı, bu seçimlerin siyaset haritasını değiştirmeyeceği, hiçbir zaman bir yenilik getirmeyeceği, bu acı vakayı değiştirmenin mümkün olmayacağı yönünde ikna ettiği yayınlanan açıklamada ifade edildi.

Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamada şöyle devam edildi: “Partilerin aralarındaki çatışmalarına gelince sadece parti veya grup ya da şahıs endeksli maslahatlar içindir. Yönetimde idare ve ülkenin zenginliğinin korunması hususunda bir partinin diğer bir partiden farkı yoktur. Çünkü o sadece kendisini düşünmektedir ve yönteminin sınırlarını, mezhepçilik, particilik ve boyun eğme oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra bunların büyük bir bölümü, İran’ın Irak’taki nüfuzunu derinleştirmek için çalışmaktadır.”

Yayınlanan açıklamada büyük halk hareketlerinin seçimleri boykot etmeye başladıkları ifade edildikten sonra seçimlerin, neticesi önceden hazırlanan tiyatro benzeri şekli seçimler olduğu vurgulanarak “Daha sonra seçim işlemi gerçekleştikten ve onun dürüstlüğü tan edildikten sonra bulandırıldı ve bazı güçler seçimlerin ilga edilmesini, geçici hükümetin teşkil edilmesini veya bu konuya tekrardan gözden geçirilmesine davet edilmesini, bazı bölgelerde tekrardan yapılmasını veya oyların ellerle yeniden ayrılmasını talep etti.” ifadeleri kullanıldı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamada şöyle devam edildi: “Yalan ve sonuçlarla oynama” ile suçlanmaların eşlik ettiği tartışma, seçim komiserliğinin ilk neticeleri açıklamasından sonra daha fazla alevlendi. Bulandırma, hain ilan etme, yolsuzluk ve suçlama dili daha çok kullanılmaya başladı. Çeşitli bölgelerde gruplar arasında sataşmalara ve tehditlere, Kerkük’te ve diğer başka bölgelerde çatışmalara kadar vardı durum. Basın dünyasında hatalar, tenakuzlar, karıştırmalar bunları takip ediyordu. Seçimleri takip eden bazı gayri resmi teşkilatlar, az katılımla birlikte seçimlerde büyük ihlallerin meydana geldiğine işaret etti ve bunları bazı delil ve resimlerle belgeledi.

Açıklamada seçim komiserliğinin şüpheli katılım oranını açıklamasına rağmen yaşanan vaka ile, seçmenlerin sayısı hakkında açık verilerle, itirafta bulunan vatandaşların sayı büyüklüğüyle ve siyasi grupların genelinin şikayetleriyle uyuşmadığı vurgulandı. Bu siyasi grupların, bugünden sonra canlı delile ihtiyaç duymayan mevcut siyasi duruma uygun bir örnek olan seçim komiserliğine ithamlarını yönelttiği, komiserlik seçimlerinin ve işlemlerinin konuşulduğu ve siyasi kuvvetlerin buna tepki gösterdiği vurgulandı. Hatta hükümet başkanının, seçim komiserliğini dürüstlük komisyonuna sevk etmek zorunda kaldığı ifade edildi.

Irak Müslüman Alimler Heyeti açıklamasında şöyle devam etti: “Geçen şeylere baktığımızda demokrasi denen şey tahakkuk etmemiştir. Şuanda yeni vehimler dokunmaktadır ve Iraklı halkı aldatmak için yeni gayret içine girilmiştir. Seçimlere katılmayanların oranı karşısında seçime katılanların oranı… seçim komiserliğinin icra ederek Iraklıların bir vehme düşürdüğü rakamlara baktığımızda oy kullanmaya hak sahibi seçmenlerin toplamında seçime katılanların oranı %20’yi geçmemektedir. Oy kullanan bazı kişilerin görüşüne göre verilen bu oranlara bile yaklaşmamaktadır seçmenlerin sayısı. Seçimlere katılmayanlardaki büyük bilinç… bu mevcut siyasete karşı önemli bir tavır, mevcut siyasetin başarısızlığının ilanı, aslında mevcut siyaseti kabul etmeme, faydasının olmadığını açıklama oyudur. Bazılarının Iraklıları kötüleyerek, onları hafife alarak, mevcut siyaseti reddetme konusunda ifade haklarına el koyarak iddia etmeye çalıştığı gibi bu bir tembellik değildir.”

Yayınlanan açıklamada oy kullanma esnasında ve sonrasında komiserlik koridoru içerisinde, daha fazla kanıt ve belgelerle önceki sahtekarlıkların ortaya çıkmasına, komiserliğin bağımsız olduğu ve partilerin ve siyasi kuvvetlerin tesirlerinden uzak olduğu yalanının açığa çıkmasına dikkat çekildi. Komiserlik üyelerinin söz konusu partilerin ve siyasi kuvvetlerin adayları olduğu ve onlardan gelen emirler doğrultusunda hareket ettikleri kanısından başlarda soyutlanmış olsalar da ancak komiserlik içindeki tartışmalar bu defa çok açık bir şekilde seyrettiğine ve hatta o seviyeye ulaştı ki utanmadan ve hiçbir mahcubiyet duymadan basın organlarına konuşabildiklerine vurgu yapıldı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamada şöyle devam edildi: “Cinayetler, tehcirler ve hırsızlıklar üniformasının siyaset ve anayasa üniformasıyla değiştirilerek parlamentoya Haşdi Şaabi yüzlerinin yoğun katılımı ve kazanım elde etmek için yeni dönem ve aşamanın gereklerine uygun davranmaları… Bu adımla bu kimseler ve İran’ın arkasında durduğu kimseler yönetimin tekrardan kontrol altına alınmasını ve milis kuvvetleriyle ülkeyi tekrardan işgal etmeyi hedeflemektedir. Gelecekteki yönetim şekli tam olarak böyle olacaktır. Bunun yanı sıra önceki dönemin vekillerinden bazıları diğerlerine karşılık kazanamadı, bazıları sonuçlar açıklandıktan sonra seçim komiserliği aracılığıyla veya sandalye satın alarak geri dönse de. Bütün bunlar, bu kimselerin hatta seçime katılanların reddedilmesi noktasında bir bilincin oluşmasına ön ayak oldu. Ancak siyasi araçlardan bilindiği gibi alternatifler, bu alanda diğerlerinden daha az kötü değillerdir. Sadece bazıları daha önce bakanlar meclisinde tecrübe edilmemiş simalardır. Halk bizzat kendisi karar vermediği sürece bir kararı olmayan ve sonu olmayan boş bir halkada tecrübe edilme vakitleri geldi.”

Yayınlanan açıklamada ordu olsun polis olsun askeri müessesenin kullanılması ve kuvvetlerin çıkarları için siyasi ve seçim toplanmalarında Haşdi Şaabi milislerine tabi kılınmaları… mantıklı olmayan ve beklenmeyen tercihlerin dayatılması… yine dikkat çekilen konular arasındaydı. Bunun birçok kanıtı bulunmakta olduğunu ifade eden açıklama hatta siyasi kuvvetlerden bazılarının bu konudaki şikayet ve inkar sesleri yükselmekte olduğuna vurgu yaptı. Diğer yandan bazı bölgesel devletlerin görüşlerinin ve yeni bir vaka oluşturmada veya koalisyon kurmada planlarının tahakkuk etmemesi, birçok sebepten dolayı asılda zayıf olan bu koalisyonların zayıflıklarının artmasına da dikkat çekildi.

Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamada şöyle devam edildi: “Çeşitli yollarla bakanlar meclisinde sandalye elde etmeye çalışan bazı kuvvetlerin cephesinin dağılması ve kendi içinde parçalara bölünmesi… Kuvvetlerle koalisyon kursalar da onları halkı öldürmekle ve kendilerinden büyük grupları sistematik hedef almakla nitelendiriyorlardı. Bu tenakuz, Sünni kuvvetlerde, El Abadi koalisyonuna veya Haşdi Şaabi ile beraber hareket eden şahsiyetlerde açık bir şekilde görülmektedir. Bu durum eski aktörlerde de yeni aktörlerde de eşit durumdadır.

Yayınlanan açıklamada göçmenlerin evlerine geri dönemediği, şehirlerin askeri operasyonlar nedeniyle yıkıma uğradığı, ihmal nedeniyle yaşam araçlarının tamamlanmadığı, tam bir iflası gösteren ve uçuruma sürükleyen bu savaşlarda dini sloganların kullanıldığı  bir ortamda bu seçimlerin icra edildiğinin altı çizildi. Sonuç, insanların sözlerini dinlemeyen bazı dini kurumların ve şahsiyetlerin rezil olması oldu ifadeleri kullanıldı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti şöyle devam etti: “Bundan sonra; Irak sahasındaki çatışma ortamlarına ayak uyduracak bir koalisyona ve iradelere dayatılan büyük bir çatışmaya katılmaları Iraklılardan istenmektedir. Seçimlerden sonra Amerikan odağına karşı İran odaklı bir koalisyon oluşturmak gayretinde Irak şehirlerinde dolaşan Kasım Süleymani’nin bu gezileri bunu göstermektedir. Kasım Süleymani’nin bilinen anlaşmaları dayatarak Amerika siyasetinin tahkiki bağlamındaki sandıklardan uzak olarak neticelerin programlanmış tertibini tekrardan oluşturulması noktasında problem yaşadığı görülmektedir. Bu durum, İran’dan uzak koalisyonlar oluşturma bahanesiyle önceki seçimlerin her aşamasında olan bir durumdu. Amerika idaresi 2007 yılında Maliki ile başlattı bunu ve yıllardan beri El Abadi ile sürdürmektedir.

Irak Müslüman Alimler Heyeti “daha önce kendileri için hazırlanan bir vakayı dayatmak için Iraklı topluma zemin hazırlama yolunda açığa çıkan argümanlar kullanılarak, halka iltifat edilmeyen ve istedikleri şeylere bakılmayan bu vakanın sürdürülmemesi noktasında Iraklı halkı uyarıyoruz.” uyarısında bulundu.

Açıklamada şöyle devam edildi: “Aynı şekilde Irak’ta Amerika projesi ile İran projesi yürütenler arasında gerçek bir savaşın varlığı olduğu yalanları ve aldatısı noktasında uyarıyoruz. Her ne kadar bu iki kesim arasında bazı cüzi meselelerde veya diğer başka alanlarda ihtilaflar söz konusu olsa da bunlar Irak’a ve halkına karşı müttefiktirler. Irak’ta hangi netice çıkarsa çıksın aralarında bir anlaşmanın vaki olacağında, birbirlerinden razı olacaklarında şüphe yoktur. Zarar eden ise yine tek başına halk olacaktır. Siyasi oluşumlar arasında koalisyon anlaşmazlıkları aşamasındaki birbirlerine yönelttikleri ithamlar, bu oluşumlar arasında çıkarlarını koruyacak anlaşmaların vuku bulması, Iraklıları ve dünyayı, seçimlerde ortaya çıkan tiyatrodan ve mevcut siyaseti reddeden halkın duruşundan meşgul etmek içindir.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterlik tarafından yayınlanan açıklamanın sonunda şu ifadeler kullanıldı: “Bunun üzerine bizler, başta bölgesel devletler olmak üzere uluslararası toplumu, Iraklı halkın iradesini dikkate alarak mevcut siyasi atmosferi tekrardan okumaya davet ediyoruz. Uluslararası topluma olan, yolsuzlardan, suçlulardan, Irak’ı şuan ki durumun içine sokan dış müdahalelerden uzak bir şekilde gerçek milli proje üretme çağrımızı tekrarlıyoruz. Bu milli proje, otoritenin barışçıl araçlarına dayanacak, yeni bir devlet inşa ederken çoklu siyaseti esas olarak kullanacak, siyasi istibdadın bütün şekillerinden, ötekileştirmenin bütün türlerinden uzak duracak milli siyasi bir rejimin gölgesinde herkese hakkını iade edecektir. Aynı şekilde Irak’ın bağımsızlığını ve egemenliğini garantileyecek, uluslararası konumu tekrardan elde etmesini, komşu devletlerle en güzel ilişkilerin kurulmasını sağlayacak, en güzel komşuluk ilkeleri üzerine güçlendirecek, ortak çıkarlara saygı duyacak, içişlere müdahale etmeyecek, Irak’ın zenginliğine ve servetlerine kefil olacak, dış düşmanlardan onu koruyacak, ülkenin kalkınmasını ve gelişmesini sağlayacak, işgal izlerinin yok olması için çalışacak, ülkenin bugün bu halde olmasında parmağı olanları hesaba çekecek ve hakları hak sahiplerine teslim edecektir.”

 

HEYET net

79 total views, 2 views today