Çevre Felaketi Gölgesinde: Musul Şehri Sağlık Gözetiminin Olmaması Problemini Yaşıyor

Ninova muhafazasının merkezi olan Musul şehrinin, IŞİD örgütüyle mücadele adı altında 2016 yılının sonlarında uluslararası koalisyon devletlerinin yardım ve desteğiyle hükümet bünyesindeki bütün kuvvetlerin düzenlediği askeri operasyon kapsamında sağ ve sol yakasıyla şehrin maruz kaldığı hava ve kara bombardımanı sonucunda meydana gelen savaş ve büyük yıkımdan itibaren şuana dek çevre ve sağlık felaketlerinden kurtulamadığı görünüyor.

Şehrin alt yapısını ve her şeyini hedef alan yıkım ve tahribat felaketinden sonra zor bir göç hayatın ve bunu takip eden büyük maddi ve manevi zararların ardından şehre geri dönen göçmen vatandaşları daha büyük felaketlerin beklediği ufuklarda görünmeye devam etmektedir. IŞİD örgütünden şehrin özgürleştirilmesinin üstünden bir sene geçmesine rağmen şehir halkı hastalıkların ve vebaların yayılması, çevre ve sağlık krizleri problemlerini yaşamaktadır. Aynı zamanda askeri operasyonlar ve hava saldırıları sonucunda kahir ekseriyeti yıkılan hastaneler ve sağlık merkezleri restore ve tadilat edilmemekte ve eski aktif durumuna getirilmemektedir.

Diğer hastalıklara ek olarak Büyük Veba Salgını (Kara Ölüm) veya Taun hastalığı şehir halkını tehdit eden gerçek bir tehlikeye dönüşmüş durumda. Bu hastalıkların nedeni, 9 aydan fazla devam eden hava ve kara bombardımanı sonucu yıkılan binalar altında hala kalmaya devam eden cesetlerdir. Şöyle ki hükümetin kasıtlı ihmali, enkazı kaldırma çalışmalarındaki zayıflık ve vurdumduymazlığı, gerekli sağlık hizmetlerini sağlayamaması karşısında bu cesetlerin mevcudiyetinin şehir halkının hayatını tehdit ettiğini, birçok hastalığın yayılmasına neden olduğunu sağlık ve çevre koruma alanlarında faaliyet yürüten birçok yerel ve uluslararası örgüt ve teşkilatlar uyarmıştı.

Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi Danışmanı Fatma El-Ani daha önce şu açıklamada bulunmuştu: “Bütün veriler, sivil yerleşim bölgelerini bombalarken ağır silahların kullanılması sonucunda Musul şehrinde yıkılan binaların ve evlerin enkazları altında 4 bin cesedin bulunduğuna işaret etmektedir. Şöyle ki şehirdeki yıkım oranı %90’dır. Bu durum ise Musul şehrinde Şarbon (antraks) ve Taun (Kara Ölüm) gibi tehlikeli hastalıkların yayılmasına neden olmaktadır.”

Fatma El-Ani sözlerini şöyle sürdürdü: “Musul şehrindeki hastaneleri ve sağlık merkezlerini de kapsayan yıkım oranı %90’a ulaşmıştır. Bu durum hastalar için gerekli tedavi ve sağlık gözetimini sağlayamamaya neden oluyor. Aynı şekilde bugüne dek cesetlerin terk edilmesi ve enkaz altından çıkartılmaması çeşit çeşit daha fazla hastalıkların yayılmasına neden olacak yeni virüslerin ve bakterilerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.”

Uluslararası Sınırsız Doktorlar sağlık gözetimi alanında geçtiğimiz ayın ortalarında yayınladığı raporunda şunları demektedir: “Şuanda Musul şehrinde nüfusu 1 milyon 800 bin olan halk için binden daha az hastane yatağından başka bir şey yoktur. Bu ise uluslararası dünya standartlarından en azıdır. Musul şehri savaş yıkım öncesinde 3500 hastane yatağına sahipti.

Haber ajansları Irak Uluslararası Örgüt Misyonu Başkanı Vesam En-Nassar’ın şu sözlerini aktarmaktadır: “Musul şehrinde sağlık gözetimi gücü %70’lik bir oranda aşağıya çekilmiştir. Şehrin IŞİD örgütünden temizlendiği duyurusunun üstünden bir sene geçmesine rağmen imar çalışmaları çok yavaş ilerlemekte ve ilerlemesi ise fazlasıyla sınırlandırılmaktadır.”

Vesam En-Nassar sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşanan çatışmalar, hava ve kara bombardımanları sonucunda Musul şehrindeki 9 hastane tamamıyla yıkıldı ve tamamıyla hizmet dışı kaldı. Bu ise şehirdeki bir çok sivilin sağlık gözetiminden mahrum kalması anlamına gelmektedir.

Aynı şekilde haber ajansları Uluslararası Kızılhaç Komitesi Sözcüsü James Matthews’in şu sözlerini aktarmaktadır: “Savaş, Musul şehrini, bilhassa batı yakasını açık bir şekilde etkilemeye devam etmektedir. Şöyle ki yıkım oranı gerçekten çok büyüktür. 9 ay devam eden savaşın etkileri, şehrin her köşesinde görülmeye devam ediyor. Ana heykellerin bir çoğu tam bir yıkım hali içinde olmaya devam ediyor. Aynı şekilde infilak etmeyen bombalar, mayınlar temizlik çalışmaların aksamasına neden oluyor.”

Diğer yandan Norveç Göçmenler Meclisi şunları vurgulamaktadır: “Yaklaşık 8 milyon ton oranındaki enkaz sıkıntısı yaşayan Musul şehrinde 300 bin göçmen hala göçmen olarak kalmaya devam etmektedir.

Haber ajansları aynı şekilde Irak’ta bir merkez müdürü Wolfgang Grimsman’ın şu sözlerine yer vermektedir: “Geçen seneden itibaren Irak yönetiminin ve uluslararası toplumun takdir ettiği zafer, Musul halkının karşı karşıya kaldığı mahrumiyet ve kötü hal ile çelişmektedir. Bir yıl geçmesine rağmen şehir halkı hala normal bir hayata dönmeyi beklemektedir.”

Sağ ve sol yakasıyla, çevre mıntıkalarıyla Musul şehrinin, 10 Ekim 2016 ile 10 Temmuz 2017 tarihleri arasında uluslararası koalisyon devletlerinin desteğiyle hükümet kuvvetleri ve Haşdi Şaabi milislerinin düzenlediği askeri operasyonlara tanık olduğu biliniyor. Bu savaşlarda on binlerce masum insan hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır. Hayatını kaybeden masum insanların cesetleri, hava ve kara bombardımanı neticesinde yıkılan binaların ve evlerin enkazı altında kalmaya hala devam etmektedir. Aynı şekilde şehrin halkının geneli evlerini terk edip göç etmek zorunda kalmış, evlere ve mülklere ulaşan korkunç bir maddi zararla karşılaşılmıştır. Uluslararası ve yerel raporlar ve araştırmalar, Musul şehrinin tekrardan imar edilmesinin hayal olacak şekilde sistematik bir yıkım ve tahribe maruz kaldığını vurgulamaktadır. Özellikle hükümet bu şekilde vurdumduymaz takıldığı sürece…

 

 

HEYET Net

51 total views, 1 views today