Milislerin Hakimiyeti Altındaki Irak

                                                                                                                                                              İyad Ed-Duleymi

Irak’ın 2003 yılında işgale uğramadan önceki gibi bir devlet kavramını taşımaya devam ettiği doğru bir yaklaşım değildir. 2003 yılı bu ülkenin ve bölgenin ömründe çok önemli bir kırıla anıdır. İşgalin ardından ülke, başarısız bir devlete dönüşmüş, silahlı milislerin kontrolü altına girmiştir. Bu silahlı milisler, her ne kadar siyasi partiler aksini iddia etse de çeşitli yollarla veya bir şekilde ülkeyi yöneten partilere bağlıdırlar.

Bugün 40’tan fazla silahlı milis grubu Irak’a yuvalanmıştır. Bunların kahir ekseriyeti Haşdi Şaabi denilen çatı örgütün bileşenleri olduğu bilinmektedir. Devlet tarafından bu silahlı milislere resmi bir stat verilmesi, oy kullanan vatandaşları, bu adımın milislerin elinde bulunan devleti bu durumdan çekip kurtaracağı, bu milislerin silahlı kuvvetlerle veya devletin diğer kurumlarıyla eklemleneceğini, bununla silahlı milisler adını taşıyan bu hastalıktan Irak’ın kurtulacağı vehmine kapılmıştır. Ancak bilindiği gibi vehim, hiçbir zaman hakikat namına bir şey ifade etmez. 2003 yılından sonra Irak’ta vehme kapılanların sayısı ne de çoktur.

Karanlık bölgelerden gelen günlük haberlere bakıldığında Irak’ın birçok şehrinde günlük devam eden operasyonlardan bahsedilmesine kayıtsız kalınması mümkün değildir. Bu aktif silahlı milisler, cinayet, halkı korkutma ve hırsız çalışmalarını sürdürmekte ve bu suçların bazıları askeri şahsiyetleri, bazıları sivilleri, bazıları hükümet kurumlarını, hatta bazıları da aşiret liderlerini hedef almaktadır. Nitekim Bağdat’ın kuzeyinde yer alan Decil’de geçtiğimiz günlerde Hazrec aşiretinin bazı liderleri Asaib Ehli’l Hak milisleri tarafından kaçırılmış, katledildikten sonra boş bir yola terk edilmişti.

Silahlı milisler yönetimlerini işte bu kadar basit bir şekilde yürütüyorlar. Nasıl olmasın ki? Şuanda silah ve otorite ellerinde. Nasıl olmasın ki? Üzerlerinden hukuk kalemi ve hesaba çekme işle kaldırılmıştır. Bu imkanlar kapsamında Irak’ı yöneten hale gelmiştir. Özellikle bu milisler bugün, -dürüstlüğü fazlasıyla eleştirilmesi nedeniyle seçim işlemlerinin durdurulmasına rağmen- geçtiğimiz Mayıs ayındaki seçimlerde ikinciliği kazanan Fetih partisi aracılığıyla siyasi bir kuvvete dönüşmüştür.

Bundan daha fazlası ise kamu hizmetlerinin kötüleşmesini, iş fırsatlarının olmamasını, yaşam koşullarının yozlaşmasını protesto eden Irak’ın güneyindeki halkın gösteriler düzenlemeye başladığından itibaren bu milislerin silahlarını barışçıl göstericilerin alnına doğrultması, bu göstericilerden onlarcasını katletmeleri ve bir çoğunu da yaralamalarıdır. Bütün bunlar, işgalin başladığı 2003 yılından sonra Irak’taki tek hukukun, orman kanunları olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır hem de elleriyle düşürdükten, kitle imha silahlı kullandıktan sonra demokrasi pazarlayan Amerika’nın gözleri önünde.

Irak Başbakanı Haydar El-Abadi’nin silahı sadece devlete hasretmeyi istediği düşüncesi doğru değildir. Bu milislerin partisinin milisleri olduğunu, partilerin kalıcı hakim gruplar olduğunu diğerlerinden daha iyi biliyor. Bir diğeri ise silahın sadece devlete hasredileceği noktasında yapılan bütün konuşmalar, pipodaki hava olarak kalmaya devam edeceği tecrübe edilmiştir.

Bundan daha fazlası ise Irak Silahlı Kuvvetlerin bir gün, bir anda ve bir kararla Kays El-Hazeli’ye veya Hadi El-Amiri’ye ya da bu silahlı milislerin komutanlarından herhangi birine tabi olacak silahlı milislere dönüşmeleri ihtimalidir. Amerika merkezli The National Interest dergisi tarafından yayınlanan istatistiklere göre 2010 yılında Irak Silahlı Kuvvetlerinde Şiilerin sayısı %55’lerdeydi. Amerika kuvvetlerinin Irak’tan ayrılmasından sonra ve önceki Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin mezhepçi politikaları sebebiyle bu oran %95’e ulaştı. Bunlar arasında milislerden ve partilerden gelen birçok kişi bulunmaktadır.

Resmi olmayan verilere göre Irak’taki Şii milislerin sayısı 120 bine ulaşmaktadır. Irak ordusuna ait silah mahzenlerinden elde ettikleri en yeni silahları kullanmaktadırlar. Aynı şekilde bazıları Amerika’nın terör listesinde yer alan bu milisler, Irak ordusundan Amerika tanklarını da elde etmişlerdir.

Ancak bu milislerin liderlerinden birinin, Hadi Amiri’yi kastediyorum, şayet yeni hükümetin başkanı olursa ne olacak? Kan ve ölüm trajedisini tamamlamak için Irak’ı daha fazla eksilteceğine inanıyorum. Bazı kimseler tarafından bu senaryonun gerçekleşmesi uzak bir ihtimal gibi gözükse de 2003 yılından sonra Irak’ta hiçbir şeyin uzak bir ihtimal olmadığını söylemek mümkündür.

Irak’taki silahlı milisler, Irak’ta devlet namına kalan ne varsa yok etmeye devam ediyorlar. Ülkeyi ifsat etmeye son vermedikleri takdirde Irak’ı yeni bir kanlı savaşa sürükleyeceklerini söylemek mümkündür. Bu kanlı savaş, 2003 yılından sonra Irak’ı yönetmeleri için öne sürdüğü partilerin ve Amerika’nın işgalci politikalarının doğurduğu çirkin mezhep temelli yıllarda yaşananların çok üstüne çıkacaktır. Irak’ın güneyindeki halk, gençlerin en hayırlılarını yutan bu silahlı milislerin, silahlarını onlara doğru çevirdiklerini ortaya çıkardı. Bu durum, bütün bu yaşananların cezasız ve hesapsız devam etmeyeceğini göstermektedir. Özellikle Irak’ın güneyindeki aşiretlerin, ağır silahlara sahip oldukları bilinektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı güneydeki aşiretler ile bu milisler arasında kanlı bir çatışmaya tanık olmamız an meselesidir. Bu bağlamda acıları katlayacak her şeyin yaşanması imkan dahilindedir.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

48 total views, 1 views today