Irak’ın Yeni Başbakanı Hakkında

Avni El-Kalemci

Daha büyük bir blok teşkil edilmesi ve yeni başbakanın isminin belirlenmesi için Yeşil Bölge’deki partiler arasında dönen tartışmaları yaygaracı basın her ne zaman kızıştırsa kişinin bir bulantı, bir iğrenti hissetmesi kaçınılmazdır. Nitekim bu partiler ve Irak’taki siyasi gelişmeleri takip eden herkes, büyük bit kitlenin oluşturulası noktasında kazananın kim olduğuna bakmaksızın yeni hükümetin teşkilinde, yeni başbakanın hatta bakanların bile kim olacağında, son sözün Amerika’dan çıkacağını kesin bir şekilde bilir. Amerika, Irak’ta ilk ve son kararın sahibi olmaya, çözme ve bağlama yetisini, otoriteyi elinde tutmaya devam etmektedir. Önceki seçimlerin kazananlarında bu durum bizzat tecrübe edilmiştir. Bu kazananlar, 2005 seçimlerinin kazananı İbrahim Caferi gibi ya sessizce, ya da 2010 seçimlerinin kazananı İyad Alavi gibi doğrudan sözlü taleple, ya da 2014 seçimlerinin kazananı Nuri Maliki gibi kaba sopa kullanımıyla dışlandılar. Ancak Amerika hakkaniyet sahibi olduğu için kendisine özel hizmetler sunan bölgedeki müttefiklerini, dostlarını unutmamaktadır. Özellikle İran’ı. Daha açık bir ifadeyle bu müttefik ve dostlar, Irak’ta kendilerine uygun ve nüfuz boyutlarına göre yeni hükümette bir paya sahip olacaklardır. Bu konuda garip olan ise Amerikalı Diplomat Brett H. McGurk’ün bu meseleyi gizlememesidir. Hükümetteki payların dağıtımını yapmak için birbiriyle sorunlu, kavgalı, rekabette olan kesimlerle açık ve gizli bir şekilde bir araya gelmekte, hükümeti oluşturmak için bu diplomatın İran Devrim Muhafızlarındaki Feylaku’l Kuds komutanı Kasım Süleymani ile yardımlaşması hakikatten bir şey değiştirmemektedir. İran ise bu türden hizmetler sunmadığı zaman payını elde edemeyeceğini bilmektedir. Sözlü, yazılı, görüntülü basın organlarının seslerini yükselttiği siyasilerin, kültürlülerin ve analistlerin nezdinde bu inkar edilen bir mesele olsa da Irak’taki durum bundan ibarettir. Şayet bir grup, Washington’un emirlerine karşı çıkarsa işin sonu herkesin tart edilmesiyle sonuçlanır. Böylece şimdiki Başbakan Haydar El-Abadi’ye, geçici hükümet, milli kurtarma hükümeti vb gibi yeni isim altında yeni bir zaman aralığı tanınır.

Bu hakikate binaen gelecekteki hükümet, önceki hükümetin bir uzantısı olmaktan öteye gidemeyecektir. Mezhep ve ırk kotası üzerine ikame edilecek, bütün görevlerin merkezini işgalci Amerika’ya ve ona tabi olan İran’a hizmet oluşturacaktır. Bir ikincisi Başbakanı Şii, Parlamento Başkanı Sünni ve Cumhurbaşkanı Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisinden Kürt olacaktır.

Irak’taki demokratik tecrübeye delil teşkil eden partiler arasındaki kavga ve çekişme hakkında konuşmaya gelince bu kavga ve çekişmeler büyük bir aldatma sayılmaktadır. Bu anlamda hazırlanan çalışmalar ve yapılan akademik araştırmalar, bağımsız, egemenlik sahibi, işgal altında olmayan bir ülkede demokratik dönüşüm işlemi için çabalayan partilerin, bu yönde bir dönüşüme güç yettirebilmeleri için öncelikle demokrasinin esaslarına ve ilkelerine tamamıyla inanmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Hakim partilerin doğuşuna, köklerine, bünyelerine, terkiplerine müracaat eden kimse böyle bir değişimin asla gerçekleşmeyeceğini bilecektir. Çünkü hakim partiler, Davet Partisi, Alû Hâkim Meclisi, İslami Parti, Muktedâ Sadr Akımı gibi ya iliklerine kadar mezhepçidir, ya Kürt Partileri gibi arzu ettikleri devleti inşa etmek için ırkçıdır ya da İyad Alavi, Usame En-Necefi grupları gibi istihbaratçıdır. Bütün bunlara demokrasi hakkında konuşmaları arasındaki büyük farklar da eklenebilir. Üçüncü dünya ülkelerinin birçoğu yönetimde demokrasiyi kullansalar da demokrasi hakim partilerin çıkarlarını gerçekleştirmek için kullanılan bir ambalajdan öteye geçememiştir. Bu bağlamda bu konuya ilişkin bazı hakikatleri zikretmemiz uygun olacaktır:

Birinci Hakikat: Bu hakikat, her zaman ve mekanda işgalciye hastır. Burada işgalcinin işgal ettiği ülkelere yönelik itibara aldığı şekiller söz konusudur. Askeri hakim veya sivil hakim veya önemli bir temsilci veya milli ve bağımsız olarak pazarladığı yerel kukla hükümeti aracılığıyla doğrudan yönetim bu şekillerden biridir. Şöyle ki askeri hakim Jay Garner, sivil hakim Paul Bremer yönetim meclisini değiştirmiş ardından İyad Alavi hükümeti gelmiş ve bunu diğer hükümetler takip etmiştir. Bu türden hükümetlerin efendilerine karşı çıkması, bazı şartlar dayatması veya efendisinin gitmesini talep etmesi söz konusu değildir. Aksine Paul Bremer halefi John Negroponte’ye on tavsiyesinde hakim partiler hakkında “Beslediğimiz ve yedirdiğimiz bu kimselere güvenmemelisin. Bunların yarısı yalancı diğer yarısı da hırsızdır.” İfadelerini kullanmaktadır.

İkinci Hakikat: Bu hakikat işgalcinin ülkesi ile işgal altındaki ülkenin arasındaki ilişkiyi bizzat dayatan kuvvet dengelerine işaret etmektedir. Mesele güçlü olanın, yani işgalci Amerika’nın dayatması, şartlarıdır. Bundan bazı anlaşmalar sadır olmuştur ki Irak’ı Amerika’nın sömürgesi yapan güvenli Irak anlaşması da bu kabildendir.

Üçüncü Hakikat: Bu hakikat Amerika’nın Irak’taki amaçlarıyla ilgilidir. Tabi bu amaçlar sadece Irak’la, Irak’ta kontrolün sağlanmasıyla, zenginliklerinin, petrollerinin ele geçirilmesiyle, Siyonist oluşumların korunmasıyla sınırlı değildir. Aksine Amerika’nın hedefleri bunun çok üstündedir. Amerika’nın asıl hedefi tarihin nihayetine kadar dünyaya hükmedecek Büyük Amerika İmparatorluğunun inşa edilmesi yolunda işgal edilen Irak’ın merkezi halka olmasıdır. Amerika’nın iddia ettiği Irak halkının ülkelerini idare etmesi çirkin bir espriden öteye geçmemektedir.

Dördüncü Hakikat: Tarih, işgal edilen hükümetlerin sırf isteklerinden dolayı işgalcilerin ganimetlerini terk ettiklerine dair bir tane bile örnek verememektedir. İşgalci kuvvetler direnişçilerin karşısında sebat edemediklerinde en fazla çekilme stratejisine sığınırlar veya gerçekleşmesi için gelinen hedefler bu yolda verilen kurbanlara eşit değildir. Burada şuna işaret etmemiz gereklidir; problem yaşadığı bir çıkmazda olmasına rağmen işgalci daha sonra bu sınıra ulaşmaz. Her kim işgalcinin asasını alıp gittiğini yayarsa gündüz ortasında rüya görüyordur. Çünkü Irak topraklarında işgalcilerin askeri üsleri varlık göstermeye devam etmektedir. Bu askeri üslerde bulunan gelişmiş silahlar Amerika’nın bölgedeki herhangi bir ülkeyle savaşa girmesi için yeterli seviyededir.

Beşinci Hakikat: Bu hakikat, bütün oluşumların seçimler, hükümet, parlamento, anayasa gibi siyasi çalışmalarıyla ilgilidir. Bütün bunlar, dayandığı direkleri değiştirmek için yeni gelenlerin asla hoş görmeyeceği yollarla tasarlanmıştır. Bunların en dikkat çekeni ise mezhep ve ırk kotasıdır. Bu durum amacı ülkesine ve halkına hizmet olan her türlü demokratik sistemlerle çelişki arz etmektedir.

Altıncı Hakikat: Bu, önceki hükümetlerin büyük aktörlerin emirleriyle hareket eden şerli hükümetler olduğuna dair sıhhati ispatlanmış bir vakadır. Anlaşmalı hükümet veya çoğunluk hükümeti veya mezhep ve ırka dayanan hükümet veya laikliğe dönüşen hükümet hangisi olursa olsun türüne bakılmaksızın bu hükümet, ileriki dönemde kendisine vekillik edecek görev biçilmiş olarak tasarlanmış bir hükümet olacaktır.

Yedinci Hakikat: Amerika Birleşik Devletleri bütün bunlarla adını koymadığı amaçları için Irak’taki işgalini derinleştirmeyi arzulamaktadır. Önümüzdeki hükümetin demokrasi görüntüsüne sahip olması gerekmektedir. Aynı zamanda uzlaşmacı. Yani sınırlarını aşan hiçbir gruba karşı hoşgörülü olmamalı, diğerlerinin hesapları üzerinde bu tarafta veya otoritede tek başına düşünmelidir. Amerika’nın herkesin razı olacağı bir hükümetin teşkil edilmesi talebi, bu çerçevenin kapsamına girmektedir.

Önümüzdeki kurulacak hükümetten istenen, bütün araçları kullanarak halk ayaklanmalarına son verilmesi için ciddi adımların atılmasıdır. Bunlar arasında askeri araçların kullanılması olduğu gibi bazı kamu hizmetlerinin ve güvenliğin iyileşmesini sağlayarak insanların ayaklanmalardan vazgeçmeleri ve evlerine geri dönmeleri noktasında ikna edilmeleri de vardır. Bu ise halk çevresinde geniş alanlara sahip ayaklanmaların, intifadanın kaybedilmesi demektir. Bu durum, birçok kişinin destek ve yardımından mahrum bırakılması demektir. Irak intifadası, başka insanları koruyacak diğer bir senet değildir. Özellikle askeri, siyasi ve basın imkanlarına sahip hükümet ve işgalin birleşimiyle karşı karşıya iken. Bunlar aynı zamanda Irak’ın geniş alanlarına uzanan partiler ve gruplar gibi yerel araçlara da sahiptir. Yine ihtiyç duyduğu an Amerikalılara komşu devletlerden yardımlar ulaşmaktadır.

Bazıları bahsettiğiniz intifada nerede diye sormaktadır. İntifadanın geri adım attığında ve amaçlarını gerçekleştirme noktasında başarılı olmadığında tartışma söz konusu değildir. Karşı koymalar ve tehlikelerle mücadelede gücü olmaksızın dönüşen büyük yaptırımlar hakkında tartışmıyorum. Ancak intifadanın tamamıyla başarısızlığa uğradığı veya son bulduğu sınıra henüz gelmediğini ısrarla savunuyorum. Koordinasyon komiteleri, geniş siyasi kampanyalar yapma aracılığıyla şişirmeye hazır basın organları üzerinde karşılaşacağı bütün ihtimalleri göz önüne aldığımızda yeni hükümetin rezilliği ve erozyonu, hükümetin ve siyasi çalışmaların yanında yer almaktan vazgeçmek ve güç oranında intifadaya katılmak için her ne zaman halklara, bütün partilere, işgale karşı gruplara hatta milli şahsiyetlere yönelinmesi gerektiğinde ortaya çıkacaktır. Bu yüce hedefin gerçekleşmesi yolunda intifada evlatlarının, ülkesinin özgürleşmesi ve meşru isteklerinin gerçekleşmesi için çalışan bütün Iraklıların tek merci olması için ortak bir komutanlıkta tek koordinasyon komitesini kurması gerekmektedir. Bu olmaksızın yol uzun ve zorlu olacaktır.

Siyasi çalışmalar üzerinde bahse girenlere ve girmeye devam edenlere acıları arttırmaktan ve dökülen kanı fazlalaştırmaktan başka bir yere çıkmayan bu yolu terk etmelerini söylüyorum. Bu çalışmalar işgalciye hizmet eden bir silaha dönüşmüştür. Siyasi liderler her ne kadar aralarında anlaşmazlıklar yaşasalar da nihayetinde arkadaş ve dostturlar ve bütün görevleri işgalcinin en büyüğüne hizmet etmek ve mümkün vakitten daha uzun bir süre makam ve mal elde etmektir. Bu sadece Irak’a has bir problem değildir, her yer ve zamandaki kuklaların özelliği budur.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

205 total views, 1 views today