Irak’ta Siyasi Partilerin ve Mezhepçi Milislerin Devlet Mallarını İstila Etme Problemi Büyüyor

Irak’taki halihazırdaki siyasette aktif partilerin ve mezhepçi milislerin devlet mallarını istila etmeleri problemi Iraklıların yanında, silahlı milis grupların gelişmesi ve yine bu kaosu durdurma noktasında zaten başarısız olan ve milisleri engellemeye güç yettiremeyen hükümetin gölgesinde vatandaşlar hayatlarını tehdit eden bir tehlikeye dönüşmesi korkularına neden olmaktadır.

İnsan Hakları alanında faaliyet gösteren aktivistler, mezhepçi silahlı milislerin devletin mallarını istila etmelerinin ve genel olarak güneydeki birçok muhafazada özel olarak Basra muhafazasında birçok hükümet binalarını ele geçirmelerinin iktidardaki yönetiminin gözleri önünde istikrarı bozmaya, güvenliği sarsmaya devam eden mezhepçi milislerin hakimiyetini vurgulayan bu uygulamaları şiddetle reddeden vatandaşların öfkelerine neden olduğunu vurgulamaktadır.

Bu bağlamda haber ajansları yazar ve gazeteci Ala Haşim’in şu sözlerine yer vermektedir: “Siyasi partilerin ve mezhepçi milislerin, yönetimi, malları ve nüfuzu elleri tutmaları bakımından güneydeki muhafazalarda yaptıkları, sistematik suç çetelerinin ve uluslararası mafyalarının yaptıklarının çok üstüne çıktı. Bu mezhepçi milisler neredeyse her gün hırsızlık, adam kaçırma, vatandaşları şantaj etme, bu suçlar karşısında hiçbir adım atmayan veya önlem almayan hükümetin güvenlik güçlerinden hiç çekinmeden vatandaşlarla pazarlık yapma suçlarına karışmaktadırlar.”

Yazar ve gazeteci Ala Haşim sözlerini şöyle sürdürmektedir: “Bu partileri ve mezhepçi milisleri hesaba çekmeye, devletin mallarını istila etmelerine ve kiralar ve harçlar karşılığında hükümetin binalarını meşgul etmelerine engel olmaya kimse cüret etmemektedir. Bu partiler ve mezhepçi milisler bütün işlere hakim durumda ve hevalarına göre görevden alma, muafiyet verme ve hükümet dairelerine yetkililer ve büyük görevliler atama imkanlarına sahiptirler.”

Diğer yandan gözlemciler ise şunlara dikkat çekmektedirler: “Irak’ın güneyinde yer alan şehirler, silahlı milis ve grupların ortaya çıkması için verimli bir çevre görevi görüyor. Mezhepçi milislerin giyindiği askeri üniforma manzarası, vatandaşların yanında alışılmış bir duruma dönüştü. Milisler ve partiler bedava olmadığı takdirde çok basit paralarla elde ettikleri Belediye kurumlarına bağlı binalardan birçoğunu ele geçirmiş durumda.

Geçen şeylere binaen Zi Kar muhafazasındaki yerel yetkili şunları vurgulamaktadır: “Bütün girişimler ve gayretler, Haşdi Şaabi milisleri çatı örgütü altında faaliyet gösteren bir grubun hükümet binalarından birini istila etmesine ve muhafazanın ihtiyacı olmasına rağmen onların bu binayı karargah olarak kullanmasına engel olma noktasında başarısız olmuştur. Söz konusu milisler binaları el geçirmelerini sağlayacak alanları kendilerine açması için valiyi etkileme hususunda nüfuzlarını kullanıyorlar. Aynı zamanda hükümetin kararları, devlete bağlı önemli mülkiyetlerin siyasi parti ve hareketlere geçmesine ve onların bu mülkiyetlerde karargahlar inşa etmesine katkı sağlıyor.

Öte yandan hukuk uzmanı Ali Hasan şunlara dikkat çekmektedir: “Hukuka bağlı bazı mallar, satıldı ve devlet mallarının icarı bazı kesimlerle yapılan yolsuzluk anlaşmaları yoluyla ve kurulan baskıyla az paraya ya kiralandı ya da satın alındı. Zengin komiteler, binaların fiyatları ve değerleriyle oynamaktadır. Bu hukuki olmayan tasarruflar neticesinde devletin büyük malları zarar görmektedir.

Haber ajansları siyasetçi Hüseyin Rıza’nın şu sözlerini aktarmaktadır: “ Bir devlette bulunan hukuk alanı daraltıldığında ve askeri ve güvenlik müesseseleri birer gölge müesseselere dönüştüğünde devlet, hukuktan korkmaksızın yağma ve gasp uygulamalarıyla yıkıcı bir mafya otoritesine dönüşür. Mezhepçi Haşdi Şaabi milisleri, birçok kamu malını ve şahsi mülkiyeti gayri hukuki bir şekilde ele geçirmektedir. Ülkede hukuk zayıflamış ve hükümetin bütün müesseselerinde ve kurumlarında yolsuzluk fazlasıyla yaygınlaşmıştır.

Bakanlar meclisi üyelerinden biri Haşdi Şaabi çatı örgütü bünyesinde faaliyet gösteren grupların Başkent Bağdat’taki güvenliğin, operasyon komutanlıklarının, polis kuvvetlerinin zayıflığından faydalanarak Bağdat’taki çok önemli yerleri ele geçirdiklerini itiraf etmiştir. Bu toprakların, kamu mallarının ve devlet malı kaynaklarının istila edilmesinin bu silahlı mezhepçi milislerin nüfuzunu yayma, bu ülkedeki her şeyi ele geçirme gayreti çerçevesinde gerçekleştiğine işaret etmektedir.

Öte yandan sosyal medyadaki yazarlar, silahlı grupların ve mezhepçi milislerin devletin mallarını ele geçirme probleminin yayılması hakkında endişelerini dile getirirken bütün bunların ağızları kapatma ve baskıcı uygulamalarına meşruiyet sağlamak ve milislerin destekleriyle nüfuzunu genişleten İran rejimine eleştirilere engel olmak için İran Devrim Muhafızlarının uyguladığı ifade özgürlüğüne engel olma politikaları ekseninde gerçekleştiğini vurgulamaktadırlar.

 

 

HEYET Net

49 total views, 1 views today