Irak’taki Mezhepçilik Siyasilerin Mezhepçiliğine Ulaştı

                                                                                                                                                             Hamid El-Geylani

Irak’taki siyasilerin mezhep kaynaklı unvanları, uluslararası basında bir gereklilik haline dönüştü. Neredeyse soy ismi gibi kabul görür oldu. Bizler bir kişinin veya siyasi sahne kaosunda yer alan bir tarafın mezhebini genel bir şekilde tavsif etsek de bunu ancak tarafsızlığı, parçalanma hiddetini ve mezhep temelli taassubu hafifletmeyi arzuladığımızdan yapmaktayız.

Irak işgalinin ilk günlerinde birçok utanca denk geldik. Koşullar, gazetecilik yükümlülüklerimizle birlikte kültürümüz ve günlük insani yaşantımız üzerinde olağanüstü modelleri karşılamaya bizi zorladı ve bunun mucibince uzun seneler boyunca dinî, mezhebî, ırkî, kavmî sınıflandırmadan tamamıyla uzak olan kavramların ve ihtimamların oluşmasını sağladı. Farklı muhafazalarda Araplar, Kürtler, Hristiyanlar, Türkmenler olarak birbirine karışmış bir şekilde yaşardık. Bunlar arasında fotoğraf ve tasarımda çok maharetli sanatçılar vardı. Bazıları Arap dili profesörüydü, bazlıları mütercim. Bazıları karikatürist, bazıları planlamacı. Bazıları ise teknoloji uzmanıydı.

Bağdat’ın işgal edilmesinden henüz bir hafta sonra aniden, hiçbir hazırlık olmaksızın kendilerini Davet Partisi başkanı, diğeri Yüksek Meclis’ten, bir diğeri Bedir örgütünden, ötekisi İslami Çalışma Partisi’nden olmak üzere takdim eden kişilerle karşılaştık. Birbirleriyle olan anlaşmazlıklarına, karakter ve görüş farklılığına, bununla birlikte bizim korkularımıza ve endişelerimize rağmen ne var ki bunların hepsi falanın mezhebinden, falan merciin mukallidinden olmak şeklinde kendilerini tanıtmakta ve bizim de bize özel olan mezhebî tanımlama yoluna yönelmemiz için bizlere baskı kurmakta ittifak etmişlerdi. Onların gerekçeleri, şahsi veya milli herhangi bir diyalogdaki düzenlemede belkemiği olması hasebiyle mezhebî kimliğin açıklığıdır.

Önemli olan, zor kuşatma koşullarındaki basın çalışmaları alanında yaklaşık yüz tekniği içeren bu tecrübenin ulaştığı noktadır. Bunlar arasında doktora ve yüksek lisans kampanyalarından uzmanlıklar da vardı. Bunlardan bazıları şuanda Amerika ve İran işgallerinin en zenginlerindendir. Bazıları bakanlar meclisinde sandalye istila etmiş, başkalarını gazete ve tv kanallarına dağıtmaktadır. Ancak onların geneli, hayat sevgisinden ve mana ve cevherdeki aşırı yaratıcılık çatısı altında çalışmalardan bizleri bir araya getiren şeyler karşısında devrildiklerinin ayırtına varamamaktadırlar.

Kardeş ve evlat olarak itibar ettiklerimizden bazılarının bugün mezhepleriyle, mallarıyla, bağlılıklarıyla iftihar etmesi bizleri yaralamaktadır. Sanki onlar o günlerden beraat etmiş mesajlar bizlere göndermektedirler. Bizler uhuvvet mertebesinde dostlardık, kuşatma, açlık ve zayıflık dönemlerinde hep beraber mücadele verirdik; bütün hayallerimiz vatandı.

Siyasi çalışmaların bir parçası olarak istedikleri mezhepçilik, kendileri için otoritenin tedavülü ve partilerin birbirinden farklı olduğu demokratik sistemde seçmenlerin oyları garantisi vermektedir. Bu partiler İslamcı, seküler, liberal, solcu, sağcı, ortacı, fikri meyillerinde radikal veya tamamıyla maddi amaçlar güden veya belirli bir sürede ya da süresiz ticari anlaşma yapan ya da kazançlı bir emeklilik için duran şahsi partiler olsun, fark etmez.

Ancak başlangıçtan beri üzerinde toplanılan şeyler işgalden keyif almak, işgalci Amerika’nın rızasına ulaşmak, kaideleri Iraklı velayeti fakih, birbirinden farklı dini merciler üzerine konulmuş otoritedeki mezhep temelli kotayı tebrik etmektir. Bu durum, Irak’ın mezhep temelli parçalara ayrılması projesini ilan etmek için fitne ateşini alevlendirmiştir. Devlet sisteminin, egemenliğinin, bağımsızlığının düşmesi mesajı vermeye teşvik edilmiş ve her grubun özel kuvveti merkezi etrafında kitleleşmeye, bir mekanda toplanmaya ve tek dokusunu oluşturmaya açık bir şekilde davet edilmiştir.

İşgalcinin siyasi çalışmalarının doğuşu, bir “azimet” veya açgözlülükle malları ısırması için yönetime aç insanların velime yemeği mesabesindeydi. Bu nedenle ABD’li büyükelçi Zalmay Halilzad işgale karşı çıkanların siyasete katılmalarının zaruri olduğunu vurguluyordu. Çünkü işgalin bağışlarını kaçıran kimse için, tankların koruması ve muhaberatın tavsiyeleriyle ilk gelen kimsenin elinde yönetim istikrar bulduktan sonraki senelerde bunu elde etmeye imkan söz konusu olmayacaktı.

Kuklalar hayal kırıklığı yaşadı, siyasete girenler hayal kırıklığı yaşadı. Amerika işgalinden 15 sene sonra mezhep temelli siyaset, yönetimi ve malı elinde oynatmaya başladı. Bunu küfürler, hakaretler, dosyalar, yolsuzluklar, borç yolsuzlukları, makam alışverişi ile böbürlenmek, sıcak sularda sakin yüzme ile neşelenmek takip etti. Irak yönetiminde ve mezhep temelli rejimin devam etmesinde Amerika’nın işgalci iradesi ile İran’ın işgalci iradesi bir araya geldi.

Irak’taki mezhepçiliğin, naslarının, rivayetlerinin, içtihatlarının farklılığıyla Irak’ta beraberce yaşayan dini mezheplerle bir alakası bulunmamaktadır. Bu mezhepçilikten olan bir grup, Iraklıların tökezleme sebeplerini ve musibetlerini bir araya toplamasına imkan sağlayan işgale has bir gruptur. Bir diğer grup hırsızlardan ve mal korsanlarındandır. Bir diğer grup insani, milli ve semavi değer ve ilkeleri sömüren, fıkıve şeriattaki müçtehitlerin, havzalarda ve dini, medreselerde eğitim gören ve eğitim verenlerin iyi niyetlerini kullanan ve bozan siyasilerdendir. Bir diğer grup Irak’ın zenginliklerini sömürenlerdir, dünyadaki her türlü hırsızlık ve yolsuzluğun misaline dönüşmüşlerdir.

Amerika günler öncesinde bir yetkilisini yolsuzlukla suçlamıştı. Bu kimse Irak,’taki işgal takımında hizmet eden biriydi. Amerika onu yolsuzlukta Iraklı siyasilerin asil bir öğrencisi olmakla nitelendirmişti. Çünkü imar projelerinde heder edilen mallar binleri aşmakta ve bazı siyasilerin ve partilerin hırsızlıkları hırsızlık ve korsanlık tarihinde açık ara en büyük hırsızlıklar olarak ilk sırada yer almaktadır.

Bunların mukabilindeki grup, insan hakları komiserliğinin “ümmi göstergelerin  bilgisayar kullanılmasına veya müzik aletlerini çalmayı öğrenmeye güç yettirilmemesine intikal etmiş bir zamanda 8 milyon şahsın okuma yazma bilmediğini” ifade eden veriler ile işinde mağlup olmuş halkı temsil etmektedir.

Bu gruba, milislerin yetkileri ve İran’daki Velayet-i Fakih’ten gelen emirler ile alternatif görevler ile arkasında katliam, soykırım ajandaları taşıyan siyasi gruba karşı başkaldırmayı öğrenmesi gerekmektedir. Ki bu durum 50 milyon vatandaşın fakirlik sınırına ulaşmasından ve hapishanelerde toplu idam infazlarından sonra İran’ın içinde bir arbedeye dönüşmüştür. Ki bu sene Ahvaz şehrinde resmi bir kutlama platformunda ateş açılması sonucunda şok etkisi bırakmıştır.

İran rejimi, Irak Kürdistan’ındaki Kürtlere saldırı ile veya bazı direnişçi Kürtleri idam etmekle kuvvetini sunmada bocalamaktadır. Ahvaz Araplarına, Belücistanlılara, Azerilere veya diğer milletlere karşı durumu da aynı şekildedir. Siyasi tutukluları idam ettiği büyük operasyonlara sığınmaktadır, üzerindeki suçlamaları düşürmek ile.. Soruşturma ve hukuki takipten uzak durmak için geneli şeref ihlalidir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplandığı zaman İran rejiminin terör rolüne muttali olan kesimlerden terör çalışmalarını desteklemekteki aktivitelerden uzak durması için İranlı diplomatik temsilcilerin bazı devletlerden kovulmasını talep ediyor. Ancak Irak’ta durum bundan farklıdır. Şöyle ki, şüpheli diplomatik çalışmalarla ilişkilenmez. Ancak milis rejimi silahı ile birçok hatalar neticesinde 9 Nisan 2003 yılında Irak’a düşen siyasi mezhep temelli rejimi korumayı üstlenir. Bu hatalar, cephelerdeki ölüm hendeklerinde pişman olduğumuz, hiçbir parlayan yıldız altında umut ile asla terk etmeyeceğimiz vatanımızda acılarımıza göz kapatmamızı sağlayan bu sadakaları önümüzde kaybettiğimiz Irak’ın parçalanmasını sağlamıştır.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

32 total views, 2 views today