Hukuk, Irak’ın Mallarını Donduruyor

                                                                                                                                                          Dr. Bâhire Şeyhli

Gerçek reformlara imza atma konusunda ciddiyse şayet yeni hükümeti kurma görevi verilen Adil Abdül Mehdi’yi büyük zorluklar bekliyor. Özellikle bir zamanlar Petrol Bakanlığı görevini üstlenmesi gibi petrol sanayisine önem vermesiyle bilindiği için petrol alanına yenilikler getirmeye başladığı zaman birçok zorlukla karşılaşacaktır.

Petrol alanı yaban arılarının yuvası, yolsuzluk yapanların, yeni siyasi güçlerden nemalananların otağı mesabesindedir. Tıpkı enerji işlerinde uzman bir isim olan Iraklı yazar Velid Huduri’nin dediği gibi: “Hakim partiler tarafından desteklenen çeteler ve onların liderleri kaçakçılık ve yolsuzlukta derinlere inmişlerdir. Iraklıların şuanda ilk isteğini oluşturan bu kampanyada hükümetin boğuşacağı zorluklara rağmen bu siyasi güçlerle mücadele etmek ve ihlallerinin önüne geçmek kaçınılmazdır.”

Yönetimin son yıllarından petrol üretiminin 1 milyon varilden 4,5 milyon varile yükselmesi, yönetimin şeffaflığını ve yolsuzlukla mücadele ilkesini yitirmesi kamu malının gasp edilmesine ve çalınmasına, milyarlarca doların yok olmasına neden oldu. Bunun büyük bir kısmı, petrol sektöründe yaşanmaktadır. Ya da işsizliğin yayılması ve işlemlerini gerçekleştirmek için vatandaşlara şantaj uygulamaya dayanılması, diğer yandan kar toplamak amacıyla sözleşmelerin değerinin şişirilmesi sebebiyle devlet dairelerin genelinde yolsuzluğun her geçen gün ivme kazanması ekseninde bütün bunlar yaşanmaktadır.

Ancak musibetin ve felaketin en büyüğü, Petrol Bakanlığından 9 petrol şirketiyle irtibatını kesen hukukun kendisidir. Söz konusu şirketler şunlardır: El-İstikşafat En-Neftiyye, Tesvik’u Neft, El-Hifru’l Irakiye, Neftu’l Basra, Neftu Meysan, Neftu’l Vasit, Neftu Zi Kar, Nakalat En-Neft Irakiyye. Çünkü Iraklı uzmanlar bakanlar meclisinin bu hukuk üzerine oylaması olduğu zaman Amerika’ya Irak’ın servetini dondurma imkanı doğacağına inanıyor.

Uzman bir isim olan Ahmet Musa Ceyyad, yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Adil Abdül Mehdi’ye, önemli bir hukukçu ve hukuk konusunda gayretli olmasından dolayı fazlasıyla önem vermektedir. Onun şu sözlerini hatırlatmaktadır: “Bu içerikle bu hukuk, petrol sektörünün içinde ve dışında samimi, bilinçli, kültürlü gençlerden oluşan toplumsal kuvvet olmasaydı herhangi bir ışık gösteremezdi. Bu gençler bu görevi yerine getirmeyi üstlenmişlerdir. Herhangi bir partiye, akıma, sınırlı bir düşünceye saplanmayan gençlerdir onlar. Herhangi bir kişiden direktif almamaktadırlar. Ancak herkesle ilişkileri bulunmaktadır. Bütün tevazu ve hırs ile uzmanlığı ve bilgiyi dinlerler. Liderleri kendileridir. Sosyal mecralarda, görüşmelerde, doğrudan buluşmalarda bütün özgürlükleri, cömertlikleri ve demokratik yanlarıyla fikirlerini sunuyorlar. Kendilerinden besleniyorlar. Himmetten, edebi cesaretten, benzeri az bulunan sebattan faydalanıyorlar.

Ahmet Musa Ceyyad şunu diyor: “Yaşananları yoğun bir şekilde takip etmeme rağmen bu ‘toplumsal kuvvet’i daha önce hiç işitmedim. Gerçekten sizden biri bunu işitti mi? Toplumda hiçbir kimsenin bilmediği ‘toplumsal kuvvet’i herhangi bir gün herhangi bir kişi işitti mi?”  Bu toplumsal kuvvetin uzman, ihtisas sahibi bir kimseyi dinlemesini nefyediyor.

Ahmet Musa Ceyyad bunun toplumsal kuvvet olmadığını, Amerika’nın elinin bulunduğu her ülkede halkı gasp etmek için Chicago ekonomisini öğrenmiş çetelerden bir çete olduğu, Amerika elçiliği tarafından idare edilen askeri darbe ile Augusto Pinochet’in devrilmesinden sonra Şili’de yaşananlar ile, yine Chicago ekonomisini öğrenmiş çetelerden bir çete tarafından idare edilen özelleştirme kampanyasını Boris Yeltsin başlattığı zaman Rusya’da yaşananlar ile aynı olduğu notunu düşüyor. Adil Abdül Mehdi bu kurumlardan uzak olmadığını belirten Ahmet Musa Ceyyad icra otoritesi uzmanlarını bu hukukun icra alanına sokulmasını durdurmak için adım atmaya, devletin şura meclisinden hukukun meşruiyetini tetkikini talep etmeye, büyük anayasa mahkemesi önünde  hukukun anayasasını tan etmeye davet ediyor.

Mevcut başbakanlık altından kalkamayacağı büyük yükleri yükleniyor. Şayet ortada bir ciddiyet söz konusu ise reform yükleri de bu yüklere binecek. Irak’ı hegemonyası altına alan iki devletin, yani ABD ve İran’ın arasındaki ilişkilerde çok ince bir denge söz konusudur. Çıkarlarını korumak isteyen dini partilerin baskıları söz konusudur. Bütün bunlar zor siyasi görevlerdir. Irak’ın karanlık 2003 yılı tünelinden çıkması için reform, yeniden imar, geçiş sürecinin başarılı olması gibi sorunlar da söz konusudur.

Bütün bu görevler, güçlü bir iradeye, büyük bir dürüstlüğe, karar verme ve kararı uygulama gücüne ihtiyaç duymaktadır. Bütün bunlar eşkalini inşa eden, insanların alaycı ifadeleriyle kabul ettiği yeni bakanlıkta sağlanmayabilir. Bütün bunlar vekil Faik Şeyh Ali’nin şu alaycı ifadelerinde özetlenebilir: “Adil Abdül Mehdi’nin programını Churchill bile güç yettiremez hatta Hitler ve Saddam Hüseyin onu desteklese bile…”

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

24 total views, 1 views today