Toplu Katliamlar Irak’taki Barışçıl Halk Gösterilerinin Nihayetidir

                                                                                                                                                               Dr. Eymen El-Ani

2003 Irak savaşından ve ardından işgalinden sonra binlerce sivilin canına mal olan onlarca katliam meydana geldi. Söz konusu zamandan itibaren Iraklıların hayatı, her zaman büyük ihlallerin, zulümlerin tehdidi altındaydı. Bütün bunlar Iraklılar hakkında hala işlenmektedir. En şanslı olanlar ve bundan kurtulanlar bile sahip olduğu şeyleri kaybetmesi bir yana ailesinin bir ferdini yitirmiştir veya daha fazlasını. Belki de Batı tarafından desteklenen hükümetin barışçıl halk gösterilerini dağıtmak için özümsediği yıkıcı yöntem, dünya kamuoyunun gözleri önünde hiçbir yaptırıma uğramadan işlediği toplu katliam suçlarının bu korkunç kemiyete ulaşmasının en dikkat çeken sebeplerinden biridir. Diyala muhafazasındaki Sariye camiinde işlenen birlik cuması katliamının üstünden 5 yıl geçti. Bu katliamda 70 ölü veya yaralı olduğu bilinmektedir. Irak’taki insan hakları vakası her geçen gün benzerine daha önce rastlanmayan bir dereceye doğru yozlaşmaktadır.

Bu katliam ve daha birçokları, marjinalleştirme ve ötekileştirme, Iraklı halkın büyük bir kesimini doğrudan hedef alma politikaları karşısında maruz kaldıkları zulmü ve haksızlıkları kabul etmemek için ortaya çıkan siviller hakkında işlenmektedir. Eski bir sayfayı kapatıp yeni bir sayfa açmak için düzenlenen gösterilerin taşıdığı gerçek emellere rağmen işgalci hükümetlerin yıkıcı tabiatı, katliamlara açık bir istekleriyle karşılaşılmaktadır. Ülkenin bir çok yerinde düzenlenen bu barışçıl gösterilere yönelik toplu katliamlarla ve vahşi baskılarla cevap verilmesi hükümetin bu yıkıcı karakterine açık bir delildir. Şöyle ki göstericiler, toplumu parçalamak için hafif ve orta silahlar kullanan hükümet kuvvetleri ve güvenlik birimleri doğrudan açılan ateşlere maruz kalmaktadır. Bu durum, her defasında onlarca kişinin hayatını kaybetmesi veya yaralanmasıyla sonuçlanmaktadır. Hatta kimi zaman polis kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin elleriyle yüzlerce gösterici hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır.

Irak’ta siviller hakkında hükümet kuvvetlerinin işlediği ve bazı katliamların aynı kuvvetler tarafından belgelendiği katliam olayları hakkında Iraklı halkın öfkesinin artmasıyla birlikte mezhepçi hükümet, “onunla mücadele hukuku hiçe saymayı gerektirmektedir” şeklinde dünyaya pazarlanan “terörle mücadele” adı altında hedef alınan bölge halkını cezalandırmaya, öldürmeye ve zulmetmeye doymamaktadır. Delilleri ve karineleri inceleyen, gözlemleyen şöyle dursun, duvarlara yazılan mezhep temelli sloganlar da şöyle dursun bakan kimse, bu suçların ve nefret içerikli etmenlerin ardında mezhepçilik olduğunu çok açık bir şekilde görecektir.

Amerika ve İran silahları kullanılarak masum sivillerin toplu bir şekilde katledilmesi, Bağdat’taki hükümetin resmi ruhsatıyla işlenmektedir. Irak’taki işgalci hükümetlerin her zaman gözettikleri vahşi terörün örneğidir bu. Çünkü sırf zulme karşı yaptığı protestosundan dolayı vatandaşlar katledilmektedir. Ancak işin trajikomik yanı, bütün bunların ülkede halihazırdaki hukukla yürütüldüğü yanılgısına kapılanların sayısının çok olmasıdır. Oysa gösterilere baskı kurulması, barışçıl göstericilerin tutuklanması, işkencelere tabi tutulması, katledilmesi Irak’ın ceza kanununa göre kasıtlı öldürme suçudur. Aynı şekilde uluslararası hukukun 6. ve 7. maddelerine göre soykırım ve insanlık suçudur.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

 

 

16 total views, 1 views today