Amerikalı Kuvvetlerle Birlikte İsrailli Gazeteciler

                                                                                                                                                                Velid Ez-Zübeydi

Amerikalı kuvvetlere eşlik eden gazetecilerin arasında İsrailli gazetecilerin bulunması garip karşılanacak bir durum değildir. Ancak 29 Mart 2003’te Amerikalı kuvvetlerin ilan ettiği açıklama dışında Iraklıların bildiği, aşina olduğu bir durum da değildir. Söz konusu açıklamada 3 yabancı gazeteciye eşlik eden bir İsrailli gazetecinin Amerikalı birlikler tarafından tutuklandığı belirtiliyordu. Bu gazeteci İsrail’in resmi kanalı El-Ula’nın haber müdürü Dan Smama idi. Savaşın ilk gününden itibaren Amerikalı kuvvetlere eşlik eden bir gazeteciydi.

Amerikalı kuvvetlerden gelen bu açıklama, ABD’nin kontrolü altına giren Irak topraklarındaki Amerikalı orduyla beraber olan İsrailli gazetecilere özgürlük hareketini ortaya çıkardı.

Amerikalı kuvvetler basın organlarına karşı farklı yollarla hareket etmeye başladı. Özellikle savaşın ikinci haftasının ortalarında. Bu davranış biçimleri, Pentagon’un önlem ve ihtiyat sınırlarını en üst seviyelerine çıkardığını göstermektedir. Amerikalı kuvvetlerin elektronik gücü sadece Irak’ta değil bütün ortadoğuda bütün atmosferi kontrol altında tutacak kudrete sahip olmasına rağmen ABD savaş yönetimi gazetecileri kovmaktan veya hareketlerini fazlasıyla kısıtlayan engeller getirmekten bir an olsun tereddüt etmedi. Ancak ne var ki bu durum Amerika ordusunu diğer şantaj önlemleri almaktan da alıkoymadı. Amerikalı istihbarat güçleri gazetecilere hiçbir zaman güvenmedi, onları şek dairesine dahil etti ve hatta bu daireyi kendi Amerikalı gazetecilerine kadar genişletti.

Mart ayının sonlarında The Christian Science Monitor gazetesi “Amerikalı kuvvetler, Amerikalı bir gazeteciyi Irak’ın güneyinden uzaklaştırdı. Gazetecinin uzaklaştırılma kararına gerekçe olarak gazetecinin ince tafsilatlarla rapor hazırlaması gösterildi. Amerikalı kuvvetler bunun Amerikalı kuvvetlere tehlike arz edeceğini belirtiyor.” açıklamasında bulundu.

Sırf sınamak için bu karara boyun eğdiğimizde savaş komutanlıklarının Amerikalı gazetecilere bile güvenmediğini görürüz. Çünkü onlar, sık eleyip dokuyarak seçtikleri bu gazetecilere güvendikleri takdirde gazeteci uyarısıyla veya canlı yayın kanalları ekseninde uyarılmalarının sınırlarının en uzağıyla yetineceklerdi. Özellikle bu gazeteciler Amerika ordusunun koruması altında hareket etmekteydiler. Ancak şekki sınırların en uzağına götüren savaşın atmosferi ve koşulları, bu işlerdeki sıkı ölçülere itimat etmek Amerikalı komutanları gazetecilere karşı daha fazla sertleşmeye sevk etti.

İşaret ettiğimiz gibi bu yönelim, ikinci haftanın ortalarında harareti daha fazla arttırdı. Analizler birbirini takip edince ve Amerika’nın planının başarısızlığa uğradığını veya en azından büyük oranda amacına ulaşmadığını ifade eden sesler yükselmeye başlayınca bazı Amerikalı kuvvetler yapay uydu aracılığıyla kullanılan telefonlardan gazetecilerin men edildiğini duyurdu. Amerikalı birlikler bu kararın askeri birliklerin güvenliğine ilişkin sebeplerden dolayı alındığını söyledi.

Gerek Amerika Birleşik Devletlerinde gerek diğer ülkelerde basın organlarının cumhura taşıdığı savaş haberlerinin veya devam eden savaş iletişiminin bazı yönlerine ışık tutmak basının tehlikesini ve önemini kavramak için zemin hazırlar. Ki savaş düzenlerken Amerika idaresi gafil kalınmaması ve ihmal edilmemesi gerekli olan zorunluluklardan ve önceliklerden kabul ederek planlarında buna dayanırdı. Hatta modern iletişim araçlarına istisnai bir önem atfederdi. Amerika idaresinin Irak’a karşı savaşı ilk roketi atmadan önce basın düzeyinde başlamıştı. Bu noktada dakik bir programa dayanmaktaydı. Basın savaşı bizzat Amerika Birleşik Devletlerinde de her zaman vardı.

Örnek olarak Amerikalı aktivist, dilbilimci, siyasi eleştirmen Noam Chomsky şöyle demektedir: “Amerikalı halkın sadece %3’ü 11 Eylül saldırılarının sorumluluğunu Irak’a yüklemişti. Ancak basın organları yaptıkları propagandalarla bunu %50’e yükseltmekte başarılı oldu.” Noam Chomsky sadece bununla yetinmiyor aksine Irak’ın gerçek bir tehdit olduğu noktasında herhangi bir delil olmamasına rağmen savaşın zorunlu ve kaçınılmaz olduğuna inandırmak için Amerika halkının genel görüşü korkulara maruz bırakıldığını vurgulamaktadır.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

 

 

17 total views, 2 views today