İşgal Vakidir Tarih Değil

                                                                                                                                                                   Dr. Eymen El-Ani

Amerikalı kuvvetler ve müttefikleri 2003 yılında Irak’a karşı savaş başlattı. Bunu, ülkenin işgal edilmesi ve particilik ve mezhepçilikle temellendirilen sefil bir siyasetin Iraklılara dayatılması takip etti. Kaotik ortamın sınırları genişledi, şiddet fazlasıyla çoğaldı, hukuk ve kanun yok oldu ve adalet infaz edildi. Bu durum, bugüne dek hala varlığını sürdürmektedir. Güzel konuşmak isteyenler nasıl güzel konuşursa konuşsun, gevezeler nasıl söz ebeliği yaparsa yapsın işgal, tüm Iraklıların içinde yaşadığı bir vakadır. Hayatlarında, şu anlarında ve geleceklerinde her gün bunun bedelini ödemektedirler ve ödemeye de devam etmektedirler. Bunun üzerine hiddetli bir savaş kendisini göstermiş, övündükleri, gerçekleştirmek istedikleri ve korumaya çalıştıkları her güzel şeye kıvılcımını düşüren ateşi tutuşmaya devam etmektedir.

Bugün Irak’ta saygın bir hayatın tüm mekanizmaları, aynı şekilde parlak bir geleceğe yönelik olumlu olma dinamikleri yitirilmiş durumdadır. Çünkü ortaya çıkan veriler iç açıcı değildir. Maslahatlar yitirilmiş, haklar ihlal edilmiş, saygınlık ayaklar altına alınmış, yaşam lokması zorlaşmıştır. Bu nedenle işgal ve onun perspektifinde hareket eden hükümetlerin gölgesinde Iraklıların rahat yaşam ve genişlik gibi istekleri bir hayale, ulaşılması çok zor bir rüyaya, sahibini tehdit eden bir suça, ona ulaşmak isteyen kimselerin içlerinde gizlenen bir kâbusa dönüşmüştür.

Amerika Birleşik Devletlerinin Irak’ı işgal etmesinin üstünden 15 yıl geçti. İşgalciler ve kuklaları hükümetler bunun bir işgal olmadığı aksine bir özgürleştirme operasyonu olduğunu yalan ve iftiralarla söylemeye devam etmektedirler. Ancak gören kimse işiten kimse gibi değildir. Zulüm, istibdat ve yolsuzluk gölgesinde yetişen yeni nesil siyasi coğrafyanın sınırlarını iyi bir şekilde anlamakta, Iraklıları kuşatan ve 2003 yılında meydana gelen olaylar karşısında büyük bir kısmını hedef alan suçların ve felaketlerin boyutlarını, içimizdeki batıcıların düşman gaspçılarla nasıl yardımlaştığını, ülkenin tarihi, şu anı ve geleceği üzerinde nasıl entrikalar çevirdiklerini, henüz son bulmayan ve akmaya devam eden mazlum ve masum insanların kanları üzerine kurulu otoriteyi nasıl ele geçirdiklerini tamamen idrak etmektedirler.

Irak savaşı meselesi ciltlere sığmayacal şekilde kompleks ve yönleri çeşitlidir. Ancak ben burada büyük bir karartmaya, hakikatin gizlenmesine, mevcut olayların gerçek olmayan yüzünü defalarca sunma çabalarına, acılarla dolu vakanın güzel gösterilmesi ve süslenmesi için işgalci otoritenin ve hükümetlerinin uyguladığı benzersiz basın saptırmalarına ve olayları birbirine karıştırmalarına dikkat çekmek istiyorum. Ancak bunun tam mukabilinde ilim ve marifet silahıyla silahlanmış, musibetin büyüklüğünün farkına varmış, milli iradenin özgür olmasını, dış hegemonyanın yıkılmasını amacı kılmış, bölgede ve dünyada vatanının tekrardan eski haline, heybetine döneceğine inanmış Irak’ta bilinçli gençlerin yaşadığı bir kaynama da söz konusudur bugün.

Bugün, ölüm rüzgarlarının esmesini, ülkenin günümüze dek bölünmesini, ülkenin ıslahı mümkün olmayan bir başarısızlığa sürüklenmesini sağlayan Amerika’nın Irak’a savaş başlatmasının yıldönümüdür. Bu defa yıldönümünü ülke savaş bataklığına batmışken, şiddet, yıkım ve son üç senede zirvesine ulaşan felaketler devam ederken karşılamaktayız. Özellikle Musul savaşında on binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca insan evinden yurdundan oldu, Irak’ın kuzeyinde, batısında ve doğusunda çok büyük alanları kaplayan mıntıkalar yıkıma uğradı.

Yükselen insani felaketler ve sonu gelmeyen trajediler, Irak ortamında bir hayal kırıklığını beraberinde getirdi. Ki bu durum, nüfusun genelini oluşturan, şimdiki ve önceki siyasilerin yalan vaatleriyle yorulan, onların iddialarının sahteliğini gün yüzüne çıkartan, onlara hücum eden, meclislerinde onlara itiraz eden hayırlı gençler arasında gerçek bir dirilişe sevk edeceği kaçınılmazdır. Bu bilinçli gençlere inanarak şuna dikkat çekiyoruz bu kimselerin işleri son bulmadan, siyasi çalışmaların birlik olmuş Irak şemsiyesi altında bir araya getiren, ayırmayan, samimi ve doğru kimseler tarafından önerilen, işgalin her türlüsünü, tüm isimlerini reddeden Irak halkı tarafından benimsenen ve asil Iraklılar tarafından desteklenen milli proje haline çevrilmeden kurtuluş söz konusu değildir.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

27 total views, 1 views today