Savaş Sonrası Felaket: Musul

                                                                                                                                                      Muhammed El-Gorani

Musul şehrine karşı askeri savaşın başlamasıyla beraber binlerce insanın canına kast etmek için topçu birliklerin hedefsiz top atışları, uluslararası koalisyon devletlerinin şiddetli hava saldırıları kahir ekseriyetini halkın oluşturduğu ve vatandaşlardan yüz binlercesinin bulunduğu sivil yerleşim bölgelerine yöneldi. Irak hükümetinin ve uluslararası mercilerin raporunda bu ölümlerin gerçek bilançosu gizlenerek sadece minik bir kısmı yer aldığı gibi başta Eski Musul bölgesi olmak üzere Musul şehrinin her köşesinde etkisi hala devam bu suça sessiz kalındı.

Şehrin görüntüsünü bulandıran, sağ sahili milyonlarca ton yıkımın geride bırakıldığı bir harabeye çeviren Musul askeri savaşın son bulmasından bir sene sonra basın karartmalarının, hükümetin skandallarından bir şey sızdırmaması için sivillerin bu bölgelere yaklaşması yasaklarının ortasında sivil savunma ekipleri hala ceset çıkartmaya devam ediyor. Ancak çok geniş alanlara yayılan cesetlerin büyük bir bölümü durumu yansıtmaktadır. Şöyle ki şehrin tamamını tehdit eden öldürücü hastalıkların yayılması gibi diğer bir felaketin ortaya çıkmasına engel olmak için sağlık ekipleri çağrılmaktadır.

Öte yandan savaşın sebep olduğu göç dalgası binlerce ailenin evsiz barksız kalıp, yemeye uygun gıda sağlanmayarak, Bağdat hükümetinin bünyesindeki Sağlık Bakanlığının sağlamadığı ilaçlara muhtaç bırakılarak, vatandaşların kasıtlı olarak aşağılandığı hayatın en basit dinamiklerinin bile bulunmadığı göçmen kamplarında yaşamaya sevk etmiştir. Bu durum göçmenlerin arasında hastalıkların ve vebaların yayılmasına ve içlerinden birçoğunun hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Yine resmi açıklamalar 5000 fazla şahısın kayıp olduğuna işaret etmektedir. Bu kimseler ya doğrudan evlerine düzenlenen hava saldırılarında veya kendilerine isabet eden şarapnel parçalarıyla hayatlarını kaybetmişlerdir. Musul şehrindeki savaşın son bulmasının üstünden 1 yıldan fazla bir süre geçmesinden sonra basında yayınlananlar durumu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Aynı şekilde Musul şehrinde yıkım oranının %70 olduğu bilinmektedir. Şehrin alt yapısının tamamı ve şehirdeki hastanelerin çoğu bu durumdan zarar görmüştür. Resmi istatistikler 54 bin evin binlerce erkek, kadın, yaşlı ve çocuğun altında kaldığı yıkıntıya dönüştüğünü açıklamaktadır.

Musul şehir halkının başına gelen diğer bir felaket ise yıkıntıların arasında kalan bomba, patlayıcı maddeler, mayınlar gibi savaş kalıntılarıdır. Bu kalıntılar birçok sivilin hayatına neden olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bu bağlamda en son tanık olunan olayda yıkıntılar arasında oynayan bir çocuğun bir bombanın infilak etmesiyle hayatını kaybetmesiydi.

Bundan daha önemli bir diğer nokta da Musul şehrinin problemini yaşadığı felakete karşı hükümetin kayıtsızlığının 2019 bütçesinden sadece %1’ini buna tahsis etmesidir. Muhafazadaki yetkililerden bazılarının açıklamalarına göre ayrılan bu bütçe sadece bir köyü inşa etmeye bile yetmemektedir. Bunun mukabilinde Musul şehrinde yaşananların onda birinin bile yaşanmadığı diğer muhafazalara çok büyük bütçeler ayırmışlardır. Bu durum Musul şehrine kasıtlı olarak bir kayıtsız olduğunu, siyasilerin tek önem verdiği şeyin otoritenin paylaşılması ve nüfuzlarını daha fazla büyütmek olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu felaketler, 2003 yılından itibaren gerek merkezi gerekse yerel hükümetlerin Irak’taki siyasi çalışmalarının başarısızlığını yansıtmaktadır. Çünkü gerek Musul şehrinde gerekse diğer şehirlerde yaşayan vatandaşlara ihtimam göstermediklerini, aynı şekilde savaş sonrası muhafazada meydana gelen duruma önem vermediklerini ortaya çıkmaktadır. Aksine bu hükümetler, Musul şehrinin tekrardan imar edilmesi için başka devletlerin hükümetlerinin verdiği paraları çalmakla, makam ve mevkileri bölüşmekle, Musul şehrini olduğu gibi terk etmekle meşguller.

Bağdat ve yerel hükümetin bu öldürücü yöntemi şüphesiz Musul şehrinin, Irak’ta siyasetin bütün koridorlarında yaygınlaşan yolsuzluk, aynı şekilde mezhep temelli cinayetler işleyen, masumları tutuklayan Haşdi Şaabi milislerinin soygunları nedeniyle halkının boşalttığı terk edilen bir şehre dönüşünceye kadar devam edecektir.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

30 total views, 1 views today