Seçim Kazanımlarını Gerçekleştirmek İçin Siyasi Partilerin Arkasında Durduğu İdam Uygulamaları İvme Kazandı

 

Geçtiğimiz aylarda, şeffaflığa ihtiyaç duyan ve intikam karakterinin hakim olduğu bir atmosferde hükümete bağlı yetkililerinin uyguladığı idam hükümleri sürecinde dikkat çeken bir artışa tanık olundu. Bununla birlikte arkasında bizzat hükümetin bulunduğu patlamalarda ve terör saldırılarında hayatını kaybeden kişilerin yakınlarının oylarını kazanmak için seçim kampanyalarına eş zamanlı olarak idam hükümleri uygulandı.

Hükümet mahkemeleri son zamanlarda Musul şehrinde ve çevre bölgelerde IŞİD örgütüyle ilişkili olduklarını iddia ettiği 212 kişinin idamına hükmetti. Tabi bu idamlara, adil ve nezih mahkemeler olmaksızın maddi ve manevi işkenceler aracılığıyla alınan ifadeler doğrultusunda karar veriliyordu. Örneğin Irak gözlemcileri, bazı iktidar partilerinin Irak caddelerindeki mezhep temelli sebeplerle seçim kazanımlarını elde etmek için idam kampanyalarını bir araç olarak kullandıklarına dikkat çekiyor.

Bu minvalde yerel haber ajansları Bağdat İnsan Hakları Merkezi Başkanı Muhanned El-İsavi’nin şu sözlerini paylaşıyor: “Iraklı yetkililer, çeşitli işkencelere baş vurarak elde edilen veya gizli muhbirlerin iddialarına dayanan ifadelere dayanarak yayınlanan idam kararlarının sürecini kaldırdı. Yetkililerin bu adımının altında seçmenlerin oyunu kazanmak bulunuyor. Adalet Bakanının idam hükümleri uygulanırken hazır bulunarak buna azmettirmesini ve aynı zamanda adalet bakanlığına bağlı hapishaneleri yakından takip etmek ve başta Nasiriye ve Taci hapishanesindeki mahkumlar olmak üzere mahkumların maruz kaldıkları insan hakları ihlallerinin hikayelerini dinlemek için hiçbir hapishaneyi ziyaret etmemesini de garip karşılıyor ve durumu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.”

Kürdistan Milli İttifakının Bakanlar Meclisi Üyesi Macit Şenkali ise şunları söylemektedir: “Irak’ta idam kararlarının uygulanma sürecinin kaldırılması, terörle suçlanan kimselere idam cezasının tatbik edilmesi için siyasi partilerin Adalet Bakanlığına kurduğu büyük baskı sonucunda geldiği bilinmektedir. Bu baskılara uymaması ve doğru şartlar eşliğinde bu çalışmaların yürütülmesi, itham edilen kimselerin avukatlarıyla birlikte adil mahkemelere çıkarılması, ifadelerin hazırlanmış veya kurgu olmaması, işkence kullanılarak alınmaması noktasında adalet bakanlığına çağrıda bulunuyoruz.”

Diğer yandan Iraklı Kuvvetler İttifakı Parlamento Üyesi Ahmet El-Meşhedani şunları söylemektedir: “Gerçek problem, vatandaşlar tutuklandığı zaman ilk soruşturma yolları veya şekilleridir. Çünkü tutuklamaların genelinin altında ya bir hile yatmakta ya da gelişi güzel bir tutuklama gerçekleştirilmiştir. Mahkumlardan önce işkence aracılığıyla itiraflar alınmakta, ardından sonra bu itiraflar belgelenmekte ve daha sonra gerçeği araştırma olmaksızın suçlanan kimsenin bunun üzerine cezalandırılması için yargı gönderilmektedir. İdam hükmü uygulanan birçok insanın daha sonra suçsuz olduğu ortaya çıkmıştır.”

Bu minvalde ismini paylaşmak istemeyen bir Adalet Bakanlığı görevlisi şunları dile getirmektedir: “Geçtiğimiz yıl idam kararı uygulanan en az 20 kişinin polis merkezinde devam eden soruşturmanın seyrinin incelenmesiyle bu kimselerin hiçbir suça karışmadıkları ortaya çıkmıştır. Sadece bazılarının ufak tefek cezalar dışında cezayı gerektirecek bir şey yapmadıkları ortaya çıkmıştır. İdam edilen bir kişinin bir şahsı öldürdüğü itirafını aldıktan sonra öldürülen kişinin daha sonra hayatta olduğu öğrenildi. Adam İsveç’te yaşıyormuş. Yine Başkent Bağdat’ın merkezinde yer alan Cadiriye Polis Merkezinde işkence aracılığıyla doğru olmayan ifadeler alınıyor. Daha sonra zorla alınan bu itiraflar üzerine idam cezaları uygulanıyor.”

Haber ajansları İnsan Hakları alanında sivil bir aktivist olan Galip Ramazan’ın şu sözlerini aktarıyor: “Gelişigüzel verilen idam kararları meselesi incelenmeli ve insan haklarına ihtiram ederek, kan davası ve intikam vakalarından uzak durarak hukuki maddelere boyun eğdirilmelidir. Yargı işkence aracılığıyla elde edilen ifadelere, hile içerikli suçlamalara, gizli muhbirlerin iddialarına, soruşturma subaylarının soruşturma dosyalarından kurtulmaya çalışma gayretlerine dayanmaktan sakınmalıdır. Çünkü tüm bunlar fazlasıyla endişe vericidir.

Siyasi kaynaklar geçtiğimiz günlerde hükümet hapishanelerinde 3 bin mahkumun idam hükümleriyle karşı karşıya kaldığını ve 27 bin mahkumun bu hapishanelerde çürümeye mahkum edilmeye devam ettiğine dikkat çekti. Bunlardan birçoğu gizli bir muhbirin haklarında vermiş olduğu ifade dışında hangi sebepten dolayı tutuklandıklarını bilmiyor. Buna ek olarak gözlemci kesimlerin şuana kadar bilmediği gizli hapishaneler de söz konusudur. Parlamentodaki İnsan Hakları Komisyonu üyeleri bu hapishaneleri ziyaret edemediği bilinmektedir.

Aralarında İnsan Hakları İzleme Örgütünün de bulunduğu uluslararası insan hakları örgütleri ve teşkilatlarının hazırladıkları raporlarda – ki en sonuncusu 26 Mart’ta yayınlanmıştı- Irak’taki hükümet yetkililerinin 3 binden fazla tutukluya gayri hukuki yollarla idam kararı uyguladığı belirtildiği bilinmektedir. Bu gayri hukukiliğin başında işkence aracılığıyla alınan ifadeler dikkate alınarak idam kararına varılması gelmektedir. Söz konusu örgütler, hükümeti adil soruşturma yerine kuvvet kullanmakla suçlamaktadır.

 

 

HEYET Net

115 total views, 1 views today