Mayın Bombaları… Binlerce Iraklı Halkı Bekleyen Sessiz Düşmen ve Ertelenmiş Ölüm

Irak-İran savaşının üzerinden 30 yıldan fazla, 2003 Mart’ta çeşitli iftiralar ve gerçekliği olmayan iddialarla Amerika liderliğinde Irak’a karşı başlatılan savaş ve işgalin üstünden 16 yıl geçmesine rağmen mayınlar ve patlamamış savaş kalıntıları Iraklıların hayatlarını tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle İran’a sınır olan bölgelerde… Bunun başlıca nedeni işgal hükümetlerinin başarısızlığı ve binlerce insanın canına mal olan ve yüzbinlerce insanda hastalıklara neden olan bu tehlikeli afeti çözmeye ihtimam göstermemesidir.

Bu bağlamda uluslararası raporlar, sınır bölgelerinde hala 25 milyondan fazla mayının bulunduğuna dikkat çekiyor. Bu durum ise mayınların en çok bulunduğu ülkeler arasında Irak’ı merkeze taşımaktadır. Söz konusu raporlar, bu mayınların bazı muhafazalarda 1840 km2 mesafeye yayıldığını vurgulamaktadır. Yani Irak sadece 1 tanesini kaldırmanın bedeli 350 dolar olan bu mayınların tamamını temizlemek için çok büyük bütçelere ve uzun zamanlı planlara ihtiyaç duymaktadır.

Iraklıların imtihan olduğu bu felaketin sonuçlarına dikkat çekmek adına basın raporları Şattularap kazasına bağlı Betran köyü halkından bazılarının tanıklarını kaleme almıştır. Bu insanlar mayın ve savaş kalıntısı patlamalardan dolayı bazı azalarını kaybetmiş kişilerdir. Bunlardan biri olan Ali Kazım şöyle demektedir: “Irak-İran savaşı kalıntısı olan bir mayın patlamasında sağ bacağımı kaybettikten sonra sabahın ilk saatlerinde köyün küçük çarşısına çıkıyorum ve yoldan geçenlere eşyalarımızı satmak için yere seriyorum. Patlamanın üstünden 10 geçtikten sonra değnek kullanmayı bırakarak protez bacak elde etme ümidini yitirdim.”

60 yaşındaki Hacı Rıza Muhammed ise şunları söylemektedir: “Yaklaşık yedi yıl önce gözlerimi kaybettim. Yaşadığım köyün çevresinde bakır kalıntıları ararken bir patlama meydana geldi ve iki gözümü de kaybettim. Basra şehrindeki sağlık kurumlarına ve hastanelere defalarca başvurmama rağmen belki de tekrardan görmemi sağlayacak ameliyat için hiçbir fırsat tanımadılar.”

Hacı Rıza Muhammed sözlerini şöyle sürdürdü: “Köydeki sakatlanan kişilerin sağlık kurumlarından temenni ettikleri ve talep ettikleri tek şey yürümelerine yardım sağlayacak araçlara ve bazı ilaçları sahip olmaktır. Sakatlananların geneli hükümet hastanelerinde tekrardan tedavi görmeye ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gelire ihtiyaç duymaktadır.”

Raporlar, Meysan Muhafazası Sağlı Müdürlüğündeki bir kaynağa şunları dayandırmaktadır: “Meysan muhafazasındaki vatandaşları endişelendiren problemlerin en dikkat çekeni olmaya devam eden mayın olaylarının istatistikleri geneli çocuk olan 6 binden fazla kişinin canına mal olduğunu gösteriyor. Bu mayınların temizlenmesi için 4 milyar dinar bütçe ayrılmasına rağmen yerel hükümetteki yetkililer ve insani teşkilatlar hala ihmal edilmeye devam eden bu felakete gereken önemi göstermemektedirler.”

Bu bağlamda Basra ve Meysan muhafazalarından sonra mayın patlamalarından en çok zarar gören bölge olarak kabul edilen Kürdistan Bölgesel Yönetimi, 6 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve 8 bin kişinin de sakatlandığını duyurdu.

Birleşmiş Milletler Irak’a Yardım Misyonu bu probleme dikkat çekerek şöyle demişti: “Irak, dünya ülkeleri arasında mayından ve savaş kalıntısı patlayıcılardan en çok zarar gören ülke kabul edilmektedir. Topraklarının %90’ı patlayıcı maddeleriyle doludur. Havaların ısınmasıyla birlikte genelde patlamalar meydana gelmektedir.

Birleşmiş Milletlere göre söz konusu patlayıcıları temizlemek için 19 bin uzmana ihtiyaç durulmaktadır. Bu ise şuanda elde bulunan sayının 60 katına denk gelmektedir. Birleşmiş Milletler yine Irak’taki bütün mayınlardan kurtulmak için uzun bir zamana ihtiyaç olduğuna dikkat çekerken Ottowa sözleşmesi mucibince bu mayınların 2018 yılının sonunda bitmesi gerekiyordu.

Geçen şeyler karşısında bir soru karşımıza çıkmaktadır: mayın sorununa çözüm bulunması, mayınlardan ve patlamayan savaş kalıntısı patlayıcılardan milyonlarca ton karşısında her gün ölüm tehdidi ile karşı karşıya olan vatandaşların hayatlarının kurtulması için 2004 yılından itibaren Irak’ta insani yardım yardım için Birleşmiş Milletler programının verdiği milyonlarca dolarlar nereye gitti? Aynı zamanda Çevre Bakanlığındaki yetkililer Ottowa sözleşmesini sürdürmeye ve ona bağlı kalmaya güç yettiremediklerini iddia etmektedirler. Oysa bakanlığa düşen yetkili mercilere mayınların sayısını, bulundukları mekanları, bunların etkisiz hale getirilmesi için plan ve proje sunmaktı.

 

 

HEYET net

74 total views, 1 views today