Amerika’nın Savaş Devleti ve Ölüm Endüstrisi

                                                                                                                                                           Ömer El-Ferhan

İnsanların milisler tarafından veya onlara muadil dahili veya harici kuvvetler tarafından saldırılara ve yıkımlara maruz kalacağına ikna olması küresel çağda mümkün bir hale dönüştü. Bununla savaş bir eğlence aracı ve karlı bir ticaret olmakta; Pentagon ülkelerin ve toplumların yıkımlarını planlamak için güçlü bağlarla büyük basın ve savaş şirketleriyle çalışmaktadır. Sonra bu planlama, insanların kanaatini yabancı müdahalesini kabule ve savaşa girmeye tahvil etmek için aylar ve seneler devam etmektedir.

Amerika devletinin savaş gerekçesi genelde muayyen bir düşman üzerinde kendini göstermektedir. Bu bazen içerde, kendi güvenliği üzerinde olur. Kısa bir süre zarfında olur ve daha sonra dış projesi devreye girer. 2001 yılında 11 Eylül saldırılarında olduğu gibi. Raporların uyduruk neticeleri savaşa girmesi için başka etkenler sağlar. Tıpkı başka devletlerin kitlesel imha silahlarına, kimyasal silahlara, biyolojik silahlara sahip olduğunu iddia etmesi gibi. Ya da uluslararası hukukun çiğnendiğini veya terör örgütlerini bitirme çabasını iddia eder ve projesinin doğru bir şekilde yürümesi için bunları yayar. Bu olayların ilk yıkımın neticeleri ve ölüm endüstrisi yoluyla yayılmacı projesini uygulamak için büyük şirketler arasında ittifaklar olacağı sonucuna varmamız mümkündür.

Bush idaresi bıkmaksızın, yorulmaksızın uluslararası hukuka saygı duyduğunu, Birleşmiş Milletlerin ve uluslararası hukukun kararlarının Irak’ta ihlal edilmesi konusunda askeri işlemler başlatılması için Güvenlik Meclisine baskı kurarak dünyada demokrasinin koruyucusu olduğunu iddia etmektedir. Gerçekte ise Amerika idaresi savaşa girdiğinden beri kanunları, anlaşmaları ve protokolleri ayaklar altına almakta, Iraklı halkı hedef alırken nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar ile alışılmadık saldırılar düzenlemekte, işkence, ırkçı politika, temyiz, mezhepçilik, kadına şiddet, rastgele tutuklama, mahkumlara kötü davranma, insanlık suçu, savaş suçu, uluslararası güvenliğin istikrarını bozma gibi büyük insan hakları ihlalleri işlemektedir.

Irak işgalinin olaylarını inceleyen Iraklı vatandaşların etkilenmesinin süresinin 1990’dan başlayıp 2003 yılı işgaline kadar uzandığını görecektir. Amerika’nın aracı, özgürlük getirmek argümanıyla toplum ve devleti yıkmak üzere çalışır. Bununla beraber Irak’a karşı ilk savaştan itibaren hedef alınan kurbanlar bebekler, kadınlar, yaşlılar ve ülkenin altyapısıydı. Bush idaresi müzmin hastalıkların ve bölgede kaosun yayılmasına sebep olan  “şok etme ve korkutma” ilkesini benimsemişti. Bunun neticeleri tüm ülkeleri etkiledi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun da belirttiği gibi son savaş ardından 500.000’den fazla ölü çocuk bıraktı. Bu veriler The New England dergisi tarafından 1991’de haber verildi. 1999 yılında İngiltere merkezli Lancet tıp dergisi tarafından ispatlandı.

Amerika’nın savaştaki nihai hedefi bu gezegende ulaşması mümkün olan en kaliteli petrol yataklarıydı. Buşh partisi bunu istiyordu. Amerika’nın askeri savaşı, Güvenlik Meclisinden bir ret olmaksızın planlı bir şekilde uzun yıllar bunu elde edecek şekilde ani savaş yöntemiydi. Ancak genel görüş buna gözlerini kapatmadı. Tıpkı hükümetler ve ortak basın organları gibi. Türkiye halkının %96’sı Amerika’nın Irak’a başlattığı savaşa karşıydı. İspanya halkının %90’ı savaşa katılmaya karşı çıkıyordu. Dünyanın her köşesinden 30 milyondan fazla insan Amerika liderliğindeki savaşı her hafta sonu protesto ediyordu. Bu daha önce benzerine rastlanmayan bir olaydı.

James A Lucas tarafından hazırlanan çalışma 1945 yılındaki 2. Dünya savaşından itibaren Amerika tarafından düzenlenen savaşlar, hala devam eden darbeler, tahrip operasyonları sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısını vermektedir. Bu çalışmaya göre ölen insanların sayısı 20 ile 30 milyon arasıdır. Bu ise yaklaşık 1. Dünya savaşında ölen insanların iki katı anlamına gelmektedir.

Söz konusu çalışma Asya, Afrika, Avrupa, Latin Amerika’da 30 devlette Amerika’nın gerçekleştirdiği savaşları ve darbeleri belgelemektedir. Amerikalı askeri kuvvetlerin Kore, Vietnam ve Irak’a karşı büyük savaşlar nedeniyle 10-15 milyon insanın ölümünden doğrudan sorumlu olduğunu vurgulamaktadır. Afganistan, Angola, Kongo, Sudan, Guatemala ve diğer ülkelerde eğittiği, yönettiği müttefik silahlı kuvvetlerin vekalet savaşı nedeniyle de 10-14 milyon insanın hayatından sorumlu olduğunu belirtmektedir.

Amerika idaresinin çeşitli komutanlıklarıyla benimsediği dahili ve akli yapının milli güvenlik kompleksi bulunmaktadır. Bunun devamlı tehdit altında olduğunu varsaymaktadır. Bütün dünyaya hakim bir devlet olduğuna inanmaktadır. Bu kompleks, dünyanın liderliği ve dünyanın iç ve dış tehlikelerinden korunmasını öngören ilahi yetkinin kendisine verildiğine mebni dini inancından gelmektedir. Bunun üzerine hürriyet, demokrasi, insani isimlerle idaresini dayatmak için imkan dahilindeki araçları kullanmakta ve kendisine dini olarak muhalif olanları uzaklaştırmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri dünyadaki çalışmaları ekseninde gizli bir şekilde bir grup ilkeleri benimsemiştir. ABD’nin hem iç hem küresel güvenliği koruduğunu varsaymaktadır. Bu nedenle devamlı güvenliğini koruma ve çıkarlarına hizmet edecek şekilde dünyanın istikrarını sağlama noktasında hazırlık içerisindedir. Aynı şekilde ilahi emrin bedenleşmiş hali olarak dünyadaki barış ve özgürlüğün son kaynağı ve muharriki olduğunu varsaymaktadır. Kendisini barışı getirmek ve batı demokrasisi ve özgürlük içinde yaşam için hegemonyasını dayatarak diğer devletlerle ve toplumlarla bir savaş ve çekişme içerisinde görmektedir.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

 

 

70 total views, 1 views today