Irak Hükümetinin Sessizliği Karşısında Sivil Halka Karşı Suçlar ve İhlaller Artmaktadır

Irak hükümeti yetkililerinin “özgürleştirilmiş, kurtarılmış şehirler” olarak isimlendirdiği felaket bölgesi şehirlerdeki halklar, hükümete bağlı güvenlik güçleri ve İran’dan tarafından desteklenen mezhepçi Haşdi Şaabi milisleri tarafından işlenen en vahşi suçlara ve insan hakları ihlallerine maruz kalmaktadır. Öyle ki söz konusu mezhepçi milisler, bu şehirlerde büyük bir nüfuzu elde edebildiler ve hükümetin kayıtsızlığı ve sessizliği karşısında adam kaçırma, rastgele tutuklama, insanları gasp etme suçlarının yanı sıra vatandaşlara şantaj uygulama ve ödenek dayatma suçlarını işlemekteler.

Yerel yetkililer ve bu şehirlerin bazı sakinleri son zamanlarda yaptıkları açıklamalarda şunları dile getirmektedirler: “Hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve Haşdi Şaabi milislerinin halka karşı işledikleri gayri ahlaki davranışlar, bu şehirlere ilk girdikleri ve hakimiyet kurdukları zamanlarda yaptıkları şeylere geri döndü. Hata daha fazla kötüleşti. Uyuyan hücreler ve IŞİD örgütü ile yardımlaşma bahanelerini kullanarak adam kaçırma, cinayet ve işkence suçları her geçen gün artmaktadır. Başta Musul, Tikrit, Ramadi, Bağdat kemeri mıntıkaları olmak üzere ülkedeki hükümet hapishanelerinde tutulan tutuklulara uygulanan şantaj zirveye ulaştı.”

Bu bağlamda haber ajansları Ninova Muhafazası Meclis Üyesi Muhammed El-Hemedani’nin şu sözlerini aktarmaktadır: “Ninova muhafazası sakinleri hükümetin güvenlik güçlerinden ve Haşdi Şaabi milislerinden gelecek olası insan hakları ihlallerinden dolayı korku ve endişe içerisinde yaşamaktadır. Gece değil gündüz bile kapı önlerinden korkar duruma geldiler. İş adamları ve zengin kişiler, kaçırılmaktan, şantaja uğramaktan, ölümle tehdit edilmekten korktukları için kendi bölgelerine geri dönmekten kaçınmaktadırlar.”

Yine 65 yaşlarındaki Hacı Ahmet El-Ceburi Şihab adındaki oğlunun Musul şehrinin batısındaki hükümet ordusunun karargahında işkence altında nasıl öldürüldüğünü aktarmaktadır: “Denetim noktasında geçerken telefonla konuşuyor ve arabanın penceresini açmıyor diye tutuklandıktan sonra karargah askerleri sert bir şekilde işkenceye tuttular onu. Böylece söz konusu askerlerin ellerinde can verdi. Bu suçun üzerinden bir ay geçmesine rağmen oğlumu IŞİD örgütüyle ilişkilendirmeye çalışan bu kişiler hakkında herhangi bir hukuki süreç başlatılmadı.”

Haber ajansları kimliğini açıklamak istemeyen Enbar Muhafazası Divanı yetkililerinden birinin şu sözlerini aktarmaktadır: “Ordu, yerel polis, federal polis, terörle mücadele birimleri, ani müdahale kuvvetleri, istihbarat müdürlüğü, Sukur ağı, milli güvenlik birimleri, istihbarat dairesi, Haşdi Şaabi ve Haşdi Aşairi milisleri, bunların tamamı bir diğerini devre dışı bırakarak inkar edilmesi mümkün olmayan gayri hukuki davranışlar ve ihlaller işleyerek çalışmaktadır. Bağdat’taki yetkililerin beğenilerini kazanmak ve şahsi kazanımları elde etmek için bu kuvvetlerin unsurları arasında bir yarış söz konusudur.”

Salahuddin muhafazasında vatandaşlar Haşdi Şaabi milislerindeki yetkililere ve ordu ve polisteki komutanlara Seyyit, Hacı, Muavin gibi yeni ıstılahlar kullanmaktadır. Bu kimseler hükümetin güvenlik güçleri ve Haşdi Şaabi milisleri tarafından düzenlenen rastgele tutuklama operasyonlarında tutuklananları 50 bin dolara kadar ulaşan para karşılığında serbest bırakmaya gücü olan kimselerdir.

Bu bağlamda Tikrit şehrinde taksicilik yapan İbrahim Ed-Devri şunları söylemektedir: “Kardeşlerimden biri denetim noktasından geçerken isim benzerliğinden dolayı hükümetin güvenlik güçleri tarafından tutuklandı. Ancak söz konusu güvenlik güçlerine yüklü miktarda para ödememizden sonra serbest bırakıldı. İstenilen parayı sağlamak için tek sahip olduğum şey, tek gelir kaynağım olan arabamı sattım. Kardeşimin serbest bırakılması için parayı onlara verdim.”

Milli Koalisyon komutanlarından biri Abdulkerim Abtan felaket bölgesi şehirlerde yaşayan halka karşı hükümetin güvenlik güçlerinin ve Haşdi Şaabi milislerinin gayri hukuki insan hakları ihlaller işlediklerini itiraf ederek şunları söyledi: “Bu problem büyük bir felakete dönüştü. Özellikle Haşdi Şaabi milislerinin kontrolüne giren Bağdat kemeri mıntıkalarında. Bu mıntıkaların demografik yapısını değiştirmek için cinayet, adam kaçırma, tutuklama ve tehcir gibi suçlar işlemekteler. Bu suçlar ve insan hakları ihlalleri devam ettiği sürece bunun sorumlusu hükümet başkanı Adil Abdül Mehdi olacaktır.”

Öte yandan Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi şunları dile getirmektedir: “Bağdat kemeri mıntıkaları Haşdi Şaabi milislerinin bu mıntıkalardaki demografik yapıyı değiştirme amacıyla işledikleri cinayetler, adam kaçırmalar, rastgele tutuklamalar, zorla tehcir etmeler karşısında yavaş yavaş ölmektedir. Bunların yanı sıra uzun zamandır elektrik ve su kesintisi, güvenlik noktalarının fazlalaşması söz konusudur. Vatandaşların normal işlerini yürütmelerine engel olunmakta ve ödenek dayatılmaktadır. Öte yandan hükümet kuvvetleri ve Haşdi Şaabi milisleri balık yetiştirmeden sivilleri alıkoymakta ve yarım milyon dinara kadar para ödemeleri için şantaj uygulamaktadırlar. Aksi takdirde iş yerleri yıkılmakta ve sahipleri tutuklanmaktadır.

İnsan hakları savunusuyla ilgilenen uluslararası ve yerel örgütlerin hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve Haşdi Şaabi milislerinin intikam dolu mezhepçi suçlar işlediklerini vurguladıkları bilinmektedir. Örneğin Uluslararası Af Örgütü, Irak hükümetini, Haşdi Şaabi milislerinin sivillere yönelik işlediği suçlara gözlerini kapatmakla suçlamaktadır. Yine İnsan Hakları İzleme Örgütü Haşdi Şaabi milislerinin askeri operasyonların düzenlediği şehirlere girdikten sonra vahşi suçlar işlediklerini ve savaş suçuna ulaşan insan hakları ihlaller işlediklerini vurgulamaktadır.

 

 

HEYET Net

65 total views, 1 views today