(1356 Sayılı Açıklama) Felluce, El-Karma ve Diğer Şehirlerde Güvenlik Tedbirleri ve Yargı İşlemleri Hakkında Açıklama

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği, hükümete bağlı kuvvetlerin Felluce ve El-Karma şehirlerinde uyguladıkları güvenlik tedbirleri ve yargı işlemleri, insanları sahte belgelere mecbur bırakmaları hakkında bir açıklama yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklama şu şekilde:

(1356 Sayılı Açıklama) Felluce, El-Karma ve Diğer Şehirlerde Güvenlik Tedbirleri ve Yargı İşlemleri Hakkında Açıklama

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

Hükümete bağlı güvenlik güçleri ve yargı kurumları bir süredir Enbar muhafazasında yer alan Felluce ve El-Karma şehirlerinde ve bazı Irak şehirlerinde bu şehirlerdeki güvenlik ve istikrar üzerinde hakimiyet kuran mezhepçi milislerin baskı ve etkisiyle güvenlik tedbirleri ve baskıcı işlemler dayatmaktadır. Bu işlemler, ailesinden herhangi birinin terörle itham edildiği herkesin uzaklaştırılması ve tehcir edilmesiyle ilişkilidir. Şöyle ki halkın şehirden giriş-çıkış kartı çıkartılması ve belirli zaman aralıklarında yenilenmesi dayatılmaktadır. Bu ise, şüpheli olarak nitelendirdikleri terör listesinin ellerinde olduklarını iddia eden güvenlik kurumlarına müracaat etmeyi zorunlu kılmaktadır. Gizli muhbirlerin ispiyonlarıyla ve baştan sona yalanlarla hazırlanan raporlara dayanan bu isimlerin kimisi 70 yaş üstü, kimisi de gerçekte olmayan kişilerdir.

Son zamanlarda uygulanan işlemlerin en garibi ise suçlanan kimsenin akrabalarından mahkeme önünde beraat sunmasının talep edilmesidir. Bu ise masum bir insanın suçlanmasını, suçu ispatlanmamakla ve onu suçlayan bir yargı kararı yayınlanmamakla birlikte sahte belgelerle suçlamanın tespit edilmesini içermektedir.  Öte yandan bazı hukuk uzmanlarının da vurguladığı gibi gerçekte mahkeme önüne de çıkarılmamaktadır. Özellikle geneli hukuk ve yargının dışında başka sebeplere dayanan ve gerçeği yansıtmayan itham ve suçlamalar neticesinde büyük felaketlere neden olan gizli muhbirlerin tanıklıklarına dayanmaktan geri adım atıldığı zaman…

Bu zalimce uygulamalar uluslararası kanunların ve anlaşmaların öngördüğü insan haklarının en düşüğüyle bile çelişmektedir. Bu cana düşmanlık olduğu gibi insanları hafife almak, haksız bir şekilde vatandaşları suçlamak için bir çaba, toplumun dokusunu dağıtmak ve onları parçalamak için bir girişim, aile içinde fitne çıkarmak manasına gelmektedir. Uluslararası ve bölgesel kanunların ilkelerinin en önemlisi suç ispat edilinceye kadar suçlananın masum oluşudur. Aileyi korumak, aralarındaki ilişki bağlarını güçlendirmek, hanif dinimizin teşvik ettiği sıla-i rahimi yüceltmek, akrabalık bağlarını gözetmek, topluma mürüvvet olgusunu ekmek genel maslahatın gereklerindendir. Tüm bunlardan dolayı Irak Ceza Kanunu’nda kanun koyucu, ailesinden birinci dereceden yakın olan kimseleri örten kişiyi suçlamamada bu yüce ilkeleri gözetmesidir. Suçlandığı suçu ispat edilmediği halde suçlanan kimsenin hali nasıl olacak?

Irak Müslüman Alimler Heyeti vatandaşlık haklarını ihlal eden bu tehlikeli icraatları reddetmektedir. Kanun ve yargıda çalışanları dinin, yaratılışın kaideleriyle, milli değerlerle, uluslararası kanun maddeleriyle, insanlık gelenekleriyle, aynı şekilde kendisiyle hükmettiklerini varsaydıkları anayasa ile çelişen bu icraatlar ile ilişkiye girmekten uyarmakta, onları bu icraatları yerine getirmemeye çağırmaktadır. Aynı şekilde Iraklıların onların tasarruflarını, konumlarını yüklendiğini, bu icraatlara ayak uydurarak Iraklılar hakkında işlenen suçlara ortak olacaklarını onlara hatırlatmaktadır.

Irak Müslüman Alimler Heyeti vatandaşlar hakkında işlenen bu insan hakları ihlallerinden, onlara baskı uygulanmasından, daha önce kullanılan yollardan bir farkı olmayan diğer bir yolla evlerinden ve şehirlerinden tehcir edilmelerinden mevcut hükümeti, güvenlik birimlerini, onlarla yardımlaşan siyasileri ve savaş tüccarlarını sorumlu tutmaktadır.

 

Genel Sekreterlik

27 Rebiülahir 1440

03/01/2019

75 total views, 1 views today