Irak İşgalinden 15 Yıl Geçmesine Rağmen Yolsuzluk Sorunu Devam Ediyor

Amerika ve müttefiki İngiltere liderliğinde 2003 Irak işgalinden sonra, seçim hilesi ve bu seçim sonuçlarının; hukuk ve adaletin olmadığı bir ortamda çıkarlarını gerçekleştirmek için çalışmalarına hala devam eden mezhepçi ve ırkçı partilerin ve blokların çıkarlarına göre oynanması yardımıyla iktidar gücüne ulaşanların eline otoritenin geçmesiyle Irak’ta mali ve idari yolsuzluklar yaygınlaşmaya başladı.

Kararlarda şeffaflığın olmaması, işgalin bir ürünü olan hükümetlerin ihmali, hükümetin ifade özgürlüğüne ve basın hürriyetine karşı savaşı, soruşturma zayıflığı, bir taraftan yolsuzluk yapanlara sağlanan uygun ortamlara uygun mali idarenin olmaması diğer taraftan devletin heybetinin zayıflaması, hukuk otoritesini zayıflatma oyunları, adaleti uygulamaktan aciz kalması ülkedeki yolsuzluk probleminin yayılmasına katkı sağladı. Aynı şekilde rüşvet problemini ortadan kaldıracak bir mekanizmanın olmaması, bakanlıklarda ve hükümet kurumlarında yaygınlaşan yolsuzluk problemine karşı bilinçli sivil toplum örgütlerinin neredeyse yok denecek kadar zayıf kalması bu sorunun ayyuka çıkmasına ön ayak oldu.

IŞİD güçleriyle mücadele adı altında uluslararası koalisyon devletlerinin desteğiyle hükümet kuvvetlerinin ve Haşdi Şaabi milislerinin düzenlediği askeri operasyonların son bulmasının ardından dönemin Başbakanı Haydar El-Abadi, yolsuzlukla mücadele planının başladığını ve siyasilerden ve iş adamlarından büyük balıkları bitirmek için çalışmalara başlandığını iddia etti. Yine aynı şekilde Irak’tan dışarıya kaçırılan malları geri almak, bu hırsızlıklarda parmağı olanları tutuklamak için hükümetin ciddi çalıştığını ilan etti.

İşgalci hükümetlerin ihmali, bu problemle mücadele etmek, köklerini ve kaynaklarını kurutmak için gerekli icraatların yapılmaması karşısında hükümet kurumlarının varlığını yolsuzluk çürütmektedir. Mali ve idari yolsuzluk neticesinde makam ve mevkiler satıldı. Mazlum halkın sırtından ödenen büyük meblağlar eden sahte estetik çalışmalarına rağmen bu tehlikeli problemin önüne geçilmedi. Önce siyasette aktif yetkililerin profillerini parlatmak amacıyla şirket rüşvetlerinin propagandası yapıldı, seçim öncesi ve seçim esnasında oylar satıldı ve daha sonra basın kurumları tehdit edildi, soruşturma açıldı ve hükümet kurumlarında yaygınlaşan yolsuzluk afetiyle mücadele eden herkes bir bir tasfiye edildi.

Ülkeyi işgal eden Amerika, uluslararası ve milletlerarası kurumlar ve sistemler üzerinde neredeyse tam bir hakimiyeti olmasına rağmen Irak’ta yaşanan yozlaşma, yolsuzlukları farklı bir şekilde gösteremedi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Irak’ı geçtiğimiz yıllarda 170 devlet, 16 Arap devletinden en çok yolsuzluk olayının yaşandığı sıralamada merkeze koydu.

Hükümetin bakanlıklarında ve kurumlarında yolsuzluk kokuları yükseldikten ve burunlar rahatsız olduktan sonra Dürüstlük Komitesi geçtiğimiz 5 sene boyunca yolsuzluk suçlamasıyla mahkemeye sevk edilenlerin sayısının 1668’e ulaştığını, bunlardan 15’inin bakan veya o seviyede olanlar olduğunu, 122’sinin özel makam sahipleri ve genel müdürler olduğunu, onlarcasının da bakanlar meclisi veya yerel meclislerin üyeleri olduğunu açıkladı.

15 yıldan beri Irak’ın tanık olduğu mali ve idari yolsuzluk skandalları birbirini takip etti. Iraklılar ve tüm dünya neredeyse her ay hükümette yetkili olan simaların gerçekleştirdiği yeni bir yolsuzluk skandalına şahit oldular. Ki bu hükümet, acı ve felaketten, zenginliklerini yağmalamaktan, siyasi, ekonomik, güvenlik problemleriyle ağırlaşmış hayatın zorluklarına terk etmekten başka bir şey sunamamıştı Iraklı mazlum halka.

Yolsuzluk sorununa ışık tutmak için vatandaşlardan bazıları basın organlarına yaptıkları açıklamada şunda ittifak etmişlerdi: “Yolsuzluk ülkedeki en büyük problemdir. Devletin hemen bütün kurumlarında genişçe yer alan bu problemi bitirme konusunda hükümetin başarısızlığı neticesinde etkileri hala devam etmektedir. Bunun başlıca sorumluları, halkın maslahatlarına önem vermek, korkutucu oranlara ulaşan fakirliği bitirmek yerine kendi çıkarlarını gerçekleştirmekten, ceplerini haram parayla doldurmaktan başka bir şey yapmayan siyasi partilerde ve bloklarda yetkililerdir.”

Yolsuzluk afetinin bu derece artmasına mezhepçilik, Irak’ta yaşanan istikrarsız ortam, ülkenin güvenliğini açık bir şekilde tehdit eden mezhep ayrışmaları,  siyasilerin ülkenin idaresinde önemli bir rol oynayan, bedelini genelde ölümle veya göçle ödeyen Iraklı halkın tüm zenginliklerinde hakimiyet kurmaya çalışan İran’a olan bağlılıkları gösterilmektedir.

Bu bağlamda Uluslararası Şeffaflık Örgütü ve Dünya Bankası yayınladıkları son raporda devlet hazinesinde yüklü miktarda para çalındığını, önceki Başbakan Nuri Maliki döneminde yüz milyarlarca doların yok olduğu, hükümette görevli büyük yetkililerin aralarında dışarıya para kaçırmak da olduğu çeşitli yolsuzluk olaylarına karıştıklarını vurguladı. Aynı şekilde Maliki döneminde askeriyede de büyük soru işaretlerinin bulunduğunu, özellikle 2014 yılında hükümet askerinin aniden çekilmesi ve IŞİD’in şehri ele geçirmesinde…

Geçen şeylere binaen birkaç sene içerisinde dışarıya çıkartılan paranın 500 milyar doların üstünde olduğu belirtilmektedir. Bu paralar hükümet yetkililerin ülke dışındaki, özellikle Latin Amerika, Afrika, Arap ve İran devletlerindeki hesaplarına gitmiştir. Oysa Irak halkı uzun yıllardan beri, ülkelerinin dünyanın ikinci petrol ülkesi olmasına rağmen elektrik ve su başta olmak üzere kamu hizmetlerinde, sağlıkta ve eğitimde büyük eksiklikten dolayı acı çekmektedir.

 

 

HEYET Net

123 total views, 1 views today