Irak’ta Üçüncü Yol Birinci Yol Demektir

                                                                                                                                                            Talat Rumayyih

Son zamanlarda Irak topraklarında ABD ile İran arasında çatışmanın uzayacağı ve genişlik kazanacağı beklentileri hakkında konuşmak damla damla akmaya başladı. Amerikalı kuvvetlerin bazı hareketlerini ve ABD’de düzenlenen bazı zayıf toplantıları açıklamak, İran’ın Irak’taki rolü etrafında dönmeye başladı. Bazı milislerin silah bırakması hakkında Amerikalı kuvvetler tarafından isteklerim teslim edilmesi noktasında servis edilenlerden sonra bu konuşmalar daha bir genişledi. Çünkü bazıları İran tarafından desteklenen milislere karşı Amerikalıların askeri kuvvet kullanacağı yok edici bir savaşın kapıda olduğunu belirtmektedir.

Bu manalar etrafında dönen konuşmalar çoğalırken farklı bağlamları müjdeleyen kimsenin önünde 2003 Amerika işgalinden itibaren günümüze dek Amerika’nın kendisine dayandığı stratejik davranışının durduğunu görmekteyiz. Çünkü İran’a bağlı milisler stratejik mahzendir ki Amerika Irak Milli Ordusunu feshettikten sonra hükümet ordusunu kurarken bunu kullanmıştı.

Bunun ardından milisler, terörle mücadele adı altında Sünni şehirlerin yerle bir edildiği savaşlarda Amerika uçakları tarafından korunan, Amerika operasyon komutanlığı tarafından idare edilen kara kuvvetlerini temsil etti. Bu kuvvetler gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam eden ölümleri, yıkımları ve işkenceleri bizzat yapan kişilerdir.

Kendisinden konuşulan bu türden bir dönüşümün vuku bulması için ihtimaller zayıf görünse de  savaşın bir bölümü şuanda yürütülmektedir. Bu mesele, Amerika’nın stratejisine bağlı kalma olarak daha kuvvetli çıkarlar için milis devletinin içinde dengeleri değiştirmeyi hedef alan taktiksel bir çalışmadan çıkmayacaktır ve onlardan bazılarını hükümet ordusuyla birleştirecektir. Bu milislerden bazılarının profilinin hedef alınması veya siyasi faaliyetlere sokmakla eşzamanlı olarak adının aklanması uzak değildir.

Son zamanlarda konuşulanlardan odaklanılanlardan en önemlisi bazılarının konuşması tahlilde planlanmaya başlandı ve vaka olarak meseleye itibar edildi. Bu yüzleşme ekseninde Iraklı çevrelerin duruşları konuşulur oldu. Dikkatler Sünnilerin milli duruşları konuşulmaksızın mezhep, intikam temelli duruşa veya karşı duruşa dayanan görüş ekseninde Sünnilerin duruşları hakkında konuşmalara odaklandı.

Bu meselenin vuku ihtimallerinde düşünmeye alternatif olarak diğer açıdan Irak iki işgalcinin savaşı arasında asılı kalacak ve onlardan hiçbirisi Irak halkının maslahatı için hareket etmeyecektir. Aksine taktiksel olarak diğer işgalcinin aleyhine, stratejik olarak Irak’ın maslahatının aleyhine dengelerine kendi çıkarlarına göre düzenlemek için savaşa girmektedirler. Yaşanacak şeyler pazarlık halinden ve nüfuz katlamaktan öteye gitmeyecektir. İşgalcilerin nazarında asıl hasmın ve düşmanın Irak halkı olduğu stratejisinden bir şey değiştirmeyecek ve Amerikalı işgalci kuvveti, işgalci bir güç gibi rolünü daha fazla değerlendirecektir. Tüm bunlar ne fazla ne de az intikam konuşmalarına sıçrayarak işleyecektir.

Amerika’nın İran’dan daha iyi olduğu konuşulmakta ve bir zamanlar milislerin “İran Amerika’dan daha iyidir” şeklinde konuşmalarına benzeyen bir intikam dili hakim olmaktadır.

Bu bir şekilde hataya düşmektir. Bazılarının işgal başladığında yaptığı gibi, hatta üçüncü yol edinmeleri gibi iki işgalci arasında seçim yapmak gerekmemektedir. Gerekli olan milli tercihe yönelmektir.

Hiçbir işgalcinin tercih edilmediği Irak’ın milli diyaloğuna doğru yönelme fırsatını güçlendirmeye yönelmek gerekmektedir. Hatta arkasında milli çıkarları destekleyen ve savunan, bağımsız bir milli konum inşa eden güçlerin toplandığı umumi milli bir hat inşa edilmesi için çalışılmalıdır.

Bu, savaş vaki olduğunda yapılan ilk tercih gibi işgalin karşısında durma fikrinin özüdür. Asıl ve öz olarak direniş işgalci askerleri öldüren askeri faaliyet değildir. Aksine bağımsızlığı ve tekrardan milli yapıyı inşa etmek için türü ne olursa olsun işgale karşı vatandaşlarının bir arada toplayan milli bir duruş ekseninde stratejik kararlar vermektir.

Bağımsız milli duruş fikrinden, toplumsal halk kuvvetiyle işgalcinin kuvvetine düşmemekten konuşmamız krize karşı muamele taktiğiyle alakalı değildir. Çünkü her krizin kendine göre duruşu, sözleri, fiilleri ve hareketleriyle ayrı bir taktiği bulunmaktadır. Bizim kastettiğimiz şey fikirsel içerik, Iraklı kuvvetlerin stratejik gayretlerinin yönetilmesi ve şu veya bu işgalcinin tercih edilmemesi ve devamlı milli projenin desteklenmesidir.

Devamlı hat ve çözüm milli stratejik inşadır. Şayet vaki olursa iki işgalci arasındaki gelişmeler ancak mantık, fikri yüceltme ve milli inşa planıyla çatışır. Bu da işgalcilerin çıkarları için toplumsal kuvvetin kullanılmaması demektir.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

 

124 total views, 1 views today