Irak’ta Her Geçen Gün Daha Fazla Yozlaşan Sağlık Sektörü Karşısında Hastalıklar Artıyor

Her devlet, hastalar ve sağlık merkezleri inşa ederek sağlık sektörüne büyük bir önem gösterirler. Yine vatandaşlarına çeşitli alanlarda destek sunmasının yanı sıra tıbbi ilaçlar sağlayama da ihtimam gösterir. Ancak Irak’taki durum bunun tamamıyla aksinedir. Sağlık sektöründe büyük bir yozlaşma söz konusudur. Irak bir zamanlar gelişmiş devletler arasında itibar görürken şimdi bu durum kanser, uyuz, karaciğer, tüberküloz, kolera gibi hastalıkların ve vebaların yayılmasına neden olmaktadır.

Irak’ta sağlık sektörünün yozlaşmasının birçok nedeni bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi ise hükümetin her türlü tasavvurları aşan mali ve idari yolsuzluklarıdır. Sağlık kurumları üzerinde parti çatışmaları, idare ve makamların gerekli uzmanlığa sahip olmayan insanlara bırakılması, hastanede bulunan cihaz ve ilaçların çalınması, bunlara ek olarak başka sebepler başta çocuklar olmak üzere vatandaşları hastalıkların ve vebaların kurbanı kıldı.

Bu bağlamda haber ajansları sağlık sektörünün problemlerinden şikayetçi olan bir doktorun şu sözlerine yer vermektedir: “Kanserli Çocukları Destekleme Teşkilatı’ndan bir ekip, Başkent Bağdat’ta yer alan Kerh bölgesindeki Çocuk Hastanesini ziyaret etti. Ben onlardan tedavi görecek çocuklar için 30-40 yataklı, değeri 75 milyon dinar olacak bir kat inşa etmelerini talep ettim. Aynı şekilde değeri 40 milyon dinar olacak oksijen sistemini hastane için hazırlamalarını istedim. Bizler bu türden insani yardım örgütlerini takdir ediyoruz ve onlara teşekkür ediyoruz. Ancak dünyanın en zengin ülkesindeki hastanelerin veya bakanlıkların dilenmesi ve bağış kapısını açması ne kadar doğrudur? Biz Afrika’da mi yaşıyoruz yoksa karanlık bir rüyanın, kabusun içerisinde miyiz bilemiyorum.”

Irak İnsani Örgüt Başkanı Kays El-Halidi ise şunları söylemektedir: “Irak’taki sağlık sektörünün sorunları büyük ve fazladır. Ülkenin muhafazalarındaki sağlık müdüriyetlerinde ve sağlık bakanlığındaki idare zayıflığı sebebiyle sektör gerçek bir kriz içindedir. Başkent Bağdat’ta herhangi bir dış doktoruna müracaat edildiği zaman rezervasyon 2 ayı aşabilmektedir. Randevu günü geldiğinde, tedavi için hazır olduktan ve giriş için büyük paralar ödedikten sonra diş tedavisi için dolgunun ve diğer gerekli araçların olmamasıyla şok oluyorsunuz.

Sivil aktivist Ras El-Ensari ise şöyle demektedir: “Hastanelerin idaresini ve yönetimini ele geçirmek için Sağlık Bakanlığında partiler arasında büyük bir rekabet söz konusudur. Başkent Bağdat’taki hastanelerin genelinin ilaç azlığına veya yokluğuna, temizlik hususunda büyük bir zayıflığa şahit olmaktayız. Büyük hastanelere giren kimse en iyi ilaçları alacağını, en iyi tedavileri göreceğini sanıyor. Ancak acil salonuna girdiği zaman yeterli yatakların olmamasını görerek şaşırıyor. Geneli neredeyse kullanılmaz haldedirler. Döşeklere gelince hastaların önüne konulmuş atıklardan neredeyse farksızdır. Aynı şekilde gıda servisleri yeterli olmadığı gibi ilaçlar da mevcut değildir. Dış eczanelerde satılan ilacın en ucuzu 25 bin dinardan başlamaktadır.

Diğer yandan Mühendis Sad Hamid Es-Saidi şu soruları sormaktadır: “Giriş biletlerinden, muayenelerden, laboratuvar tahlillerinden elde edilen ve yıllık milyarları bulan paralar nereye gitmektedir? Bunlar neden hastanelerin tıbbi cihazlarla, ilaçlarla ve gerekli araçlarla donatılmasında kullanılmıyor? Bu sorulara hastanelerin cevapları şu şekilde; ‘Bu paralar bakanlığa ve valiliğe gitmektedir. Bu paralardan bizlere çok az bir miktar tahsis edilmektedir. Tahsis edilen bu paralar ancak hastanede yatan hastaların yemeğini karşılayabilmektedir.”

Öte yandan Basra muhafazasından Ala Nasır adlı bir vatandaş şunları söylemektedir: “Basra muhafazasındaki hastaneler, tedaviye ihtiyaç duymaktadır. 8 yaşındaki Akdeniz Anemisi hastalığına yakalanan oğlum tedavi görmek için Başkent Bağdat’taki hastanelere sevk edildi. Ancak 6 aydan daha fazla bir süre geçmesine rağmen hastanede ilaç sağlanmadığından dolayı tedavi edilmedi. İlaçlar gerçekten çok pahalı. Bizim çok sınırlı bir gelirimiz bulunmaktadır. Devletin ilaç sağlamaktan aciz olduğuna inanmıyorum ancak yolsuzluk yapan yetkililer tıbbi ilaçlara ve araçlara tahsis edilen paraları çalmaktadırlar.

Enbar muhafazasından göç eden Ebu Halid adlı vatandaş ise şunları demektedir: “Çocuğum veba hastalıkları enfeksiyonu kaptı. Bu durumda Merkezi Çocuk hastanesinde kalmak durumda kaldık. İlaçların genelinin olmamasıyla şok yaşadık. Aynı şekilde bazı tahlillerin ve muayenelerin hastanede sağlanmadığını, bunları yapmak için özel laboratuvarlara gitmemiz gerektiğini öğrendik. Hastanenin yanındaki eczaneden ilaç alabilmek için ve maddi sıkıntılarımızdan dolayı elimizdekileri satmaya ve borç almaya mecbur kaldık.”

Geçen şeylere binaen Irak’taki sağlık sektörü sancılı bir şekilde kalmaya devam edecek ve halkın kaderiyle oynayan, halkın parasını çalmak için yarışan yöneticilerin mali ve idari yolsuzlukları karşısında her geçen gün daha bir kötüye gitmektedir. Bu yetkililer halkı hastalıklara bir kurban olarak terk etmekte, hastalıklardan uzak sağlıklı bir çevrede saygın bir yaşam hakkı imkanı sağlayan hizmetlerin en düşüğünü bile sağlamamaktadırlar.

 

 

HEYET Net

40 total views, 1 views today