Belirsiz Gelecek ve Trajedi Arasında Iraklı Göçmenler

Yerel, bölgesel ve küresel kamuoyunun meşgul olması gereken insani bir mesele olması itibariyle Iraklı göçmenler sorunu hala istenilen seviyede bir ihtimamla karşılaşmamaktadır. İnsan hakları savunusuyla ilgilenen örgütlerin raporları ve tanıklıklarıyla bölgelerinde düzenlenen operasyonlar sonucu evsiz-barksız kalanların sayısı korkutucu rakamlara ulaşmaktadır.

Iraklıların göçmen kesimini kuşatan acıların boyutları Salahuddin ve Enbar muhafazalarındaki göçmenlerin maruz kaldıklarını yansıtmaktadır. Salahuddin muhafazası meclisi tarafından göçmenlerin Aziz Beled, Yesrib, Samarra ve Başkent Bağdat şehirleri arasında yer alan çevre bölgelerdeki köylere geri dönmesini öngören kararın yayınlanmasına rağmen raporlar Haşdi Şaabi milislerinin bu ailelerden binlercesinin geri dönmesine izin vermediğini ve meclis tarafından yayınlanan kararın onlar için bağlayıcı olmadığını vurgulamaktadır.

Milislerin Hakimiyeti

Yerel kaynaklara göre bu göçmenlerin geri dönme işlemlerini kolaylaştırmak için artan çağrılar işitecek kulaklar bulamadı. Zikredilecek bir şey yapmaktan aciz kalınca muhafaza meclisi zayıflık gösterdi. Bu isteklerin ardından Başbakandan, Bakanlar Meclisi Başkanından ve Haşdi Şaabi Heyeti’nden herhangi bir cevapla karşılaşılmadı. Öte yandan insan jakları savunusuyla ilgilenen teşkilatların ve Birleşmiş Milletlerin halkın topraklarına ve evlerine dönmesi için bu toprakları elinde tutan milislerin ikna edilmesi çağrıları karşısında herhangi bir adım atılmadı.

Yaklaşık 4 yıldır evsiz bırakılan, mıntıkalarından çıkartılmaya zorlanan, bahçeleri ve tarım toprakları talan edilen, evleri yıkılan göçmenler ülkenin çeşitli bölgelerine dağıldılar. Onlardan bir bölümü Erbil muhafazasına ve Tamim muhafazasına intikal etmesine rağmen çoğunun durumu en düşük hayatı dinamiklere bile ihtiyaç duyan göçmen kamplarında sonlandı. Bu durum, ilaç ve gıdanın olmaması kış ve yaz mevsimlerinde gerekli ihtiyaçların sağlanmaması gölgesinde onlardan bazılarının hayatını kaybetmesine, çocukların çeşitli hastalıklara yakalanmasına neden oldu.

Bu bağlamda hükümet kaynakları şunu ilan etti: “2014 Haziran ayında krizin başlamasından itibaren Salahuddin muhafazasının güneyinde mıntıkalarından göç eden göçmenlerin sayısı 147 bin ailenin üstüne çıktı. Aktivist ve gözlemcilere göre başta Beyci, Şarkat ve Samarra çevreleri olmak üzere diğer mıntıkalardaki sayıların bunun birkaç katı olduğu manasına gelmektedir. Muhafazanın tamamındaki göçmenlerin sayısı bir milyonu geçmektedir.”

Enbar… Kat Kat Artan Trajedi

Enbar muhafazasına gelince Felluce ve Ramadi gibi şehirlerin geneli hükümetin kontrolü altında olmasına rağmen hükümete bağlı kuvvetlerin güvenlik dayatmalarından veya uzun süre devam eden hava saldırıları nedeniyle evlerinin yıkılmasından dolayı göç eden halkın birçoğu geri dönemeye güç yettirememektedir. Buna ek olarak muhafazadaki göçmen kamplarının sığınacak yer bulamayan on binlerce ailelerle dolup taşma sorunu söz konusudur. Amiri, Halidiye, Habbaniye göçmen kampları neredeyse bir mekana dönüştü. Bu durum bu ailelerin geleceklerini ve müstakbellerini belirsiz kılmakta, bu aileler eğitim ve gözetimden mahrum kalmakta ve her geçen gün insani durumları kötüye gitmektedir.

Enbar muhafazasındaki göçmenlerin trajedisi her geçen gün artarken buna başka bir sorun daha eklenmektedir. Sığınacak uygun bir yer bulamayan göçmen ailelerin sayısı korkunç bir şekilde artmaktadır. Bu durum onları sahrada evsiz-barksız yaşamaya mecbur bırakmaktadır. Bunun nedeni ise uluslararası koalisyon devletlerinin, hükümet kuvvetlerinin ve milislerin yemek, su ve hizmetlerin eksikliği nedeniyle bir felakete dönüşecek insani krizin başladığı Fırat yükseklerine düzenlediği operasyonlardır. Özellikle Kaim, Ane, Rava ve çevre nahiyelerde binaları gelişigüzel hedef alan hava saldırıları ve top atışları neticesinde çeşitli hizmet sektörlerinde alt yapının yerle bir olmasından sonra…

Belirsiz Gelecek

Bu bağlamda Göç ve Göçmenler Bakanlığı Enbar muhafazasında yer alan Kaim kazasında, kazanın hava saldırılarına maruz kalması sonucunda 17 bin sivilin göç ettiğini açıkladı. Aynı zamanda hükümet kuvvetleri, Haşdi Şaabi milisleri kamu mallarını ve özel mülkiyetleri ifsat etti. Güvenlik çıkış bulamayan vatandaşlara baskı kurdu.

Görgü tanıkları şunları söylemektedir: “Askeri operasyonlar başladığında Kaim kazasından çıkan göçmenlerden onlarcası hala kayıp. Bölgelerinden uzaklaştıktan saatler sonra izleri kayboldu. Galiba hükümet kuvvetleri ve Haşdi Şaabi milisleri tarafından tutuklandılar ve Musul şehrinin güney mıntıkalarında ve ondan önce Enbar muhafazasında yaşananlar karşısında belki de infaz edildiler. Şöyle ki Haşdi Şaabi milislerine bağlı denetim noktalarından geçen onlarca insan kayboldu ve hala izlerine rastlanmamaktadır.”

Göçmenlere insani yardım noktasında insani yardım ekipleri ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırırken, hükümet kuvvetlerinin sıkı tedbirleri ve yardım konvoylarına izin vermemesi nedeniyle birçok sorun ve zorlukla karşılaşmaktadır. Kuşatma altındaki mıntıkalara yardım ulaştırma çalışmaları genelde başarısızlıkla sonuçlanıyor. Şüpheli adı altında hükümet kuvvetleri ve uluslararası koalisyon güçleri tarafından yardım malları taşıyan kamyonlar hedef alınabilmektedir.

Enbar ve Salahuddin muhafazalarındaki mıntıkalar demografik değişiklik amaçlanarak hedef alınma çalışmaları başladı. Irak’ta ve bölgede İran’ın amaçlarını gerçekleştirme noktasında çalışan hükümetin kasıtlı kayıtsızlığı gölgesinde milislerin ve hükümet kuvvetlerinin devam eden mezhep temelli uygulamaları bunu yansıtmaktadır. Yerel hükümetler bu mıntıkalardaki halka hizmet olarak nitelendireceği bir karar alamamakta ve duruş sergileyememektedir. Ki veriler durum bu şekilde devam ettiği takdirde uzun bir sure yaşam için uygun bir yer olamayacağına işaret etmektedir.

 

HEYET Net

39 total views, 1 views today