İran’ın Irak’taki Nüfuzu ve Kültür Dünyasına Etkisi

                                                                                                                                                        Muhammed Gorani

2003 yılında ABD işgali, Irak’taki nüfuzunu genişletmesi için İran’a tarihi bir fırsat verdi. Savaş sonrası dönemde İran’ın tesiri, siyasi rejimin her ekleminde kendisini gösterdi. Kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde ülkedeki siyasi, askeri, güvenlik, ekonomik, sosyal olayları düzenlemek üzere çalıştı. Bölgede demografik yapıyı değiştirme imkanını elde etmek için Irak’ta kendisine bağlı olan partileri birleştirerek bölgesel nüfuzunu güçlendirmeye odaklandı.

İşgalin ardından İran, Irak toplumunun içine sızmaya yöneldi. Bu durum, egemenlik sahibi bir ülkeye müdahale suçlamalarıyla karşı karşıya kalmaksızın siyasi işlere müdahale etme amacına zemin hazırladı. Kendisine bağlı partilerin iktidarı ele geçirmesinin ardından İran, Irak’ta inanç savaşını körükledi. Oluşumlar arasındaki rekabet konusunu, taraflı tarafı kendi safına katmak için siyasi çatışmanın odağı kıldı.

Irak’ta bir krize dönüşen güvenlik boşluğu ve kaos nedeniyle güvenlik ve istihbarat noktasında aktif ve açık bir rol oynayan örgütler, kurumlar ve kültür merkezleri inşa ederek toplumsal yönü eğitmeye başladı. Onun idaresi ve finans etmesi doğrudandı. Bunu en etkili bir araç olarak kabul ediyordu. Diğer kurumlara nazaran belki de en tehlikelisiydi. Özellikle kendisine yakın partilerin, milislerin ve siyasi şahsiyetlerin üst makamlara ulaşmasından sonra. Eski İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani bu örgütlerin çalışmalarının başarıya ulaştığını şu sözleriyle açıklamıştı: “İran, Irak’ta istediği şeylere ulaştı, şimdiki liderlerin hepsinin İran’ın arkadaşları olması itibarıyla.”

Bunun ardından İran, Irak toplumunun içinde İran kültür modelini servis etmeye gayret etti. Bunun gerçekleşmesi için büyük bir çaba sarf etti. Önceki İran Kültür Bakanı, Muhammed Hüseyni, Tahran’ın İran tanıtımı için Irak’ta tesisler kurmaya, Farsça dil kursları başlatmaya hazırlandığını vurgulamaktadır. Muhammed Hüseyni bunu Irak Eğitim Bakanı Ali Edip ile yaptığı görüşmede açıklamıştı.

Başkent Bağdat’ta ve diğer muhafazalarda Iraklı görevlilere Farsça dil eğitiminin ilk kurs çalışmalarının, İran kültürünün içine gizlendiği bir yöntemle gençlere yönelik kısa film senaryo yazma yarışmalarının, başlangıç, orta ve yüksek olmak üzere üç aşama hedeflenen Farsça dil kurslarının çoğalmasının başlamasına eş zamanlı olarak İran kültür merkezleri açılmaya başladı. Bunun yanı sıra insani, kültürel, ekonomik, sosyal ve bilinç alanlarında faaliyet gösteren kültür örtüsüyle ambalajlanmış kurumlar kurulmaya başladı. Tıpkı gençlerin eğitilmesi ve dini bir görüntü taşıyan kurumlar gibi.

Birçok rapor, Irak’ın tüm muhafazalarında okul ve kültür merkezleri kurmakla ilişkili İran’ın çeşitli projelerinin varlığına dikkat çekmektedir. Bununla çocuk neslin zihinlerinde ve merkezde ve güneydeki bir çok okulda İran devrim ideolojisinin kavramlarını güçlendirmek amaçlanmaktadır.

Söz konusu raporlar şunları vurgulamaktadır: “Bu okullarda tercih edilen müfredatlar, Bağdat hükümetindeki Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan müfredattan tamamıyla farklıdır. Öğrencilere dağıtılan dini ve tarihi kitapların tamamı, sahabelerden bazılarına düşmanlık içeren fikirleri ihtiva etmektedir. Bunun yanı sıra Farsça dil eğitimi verilmekte ve İran kültürü propagandası yapılmaktadır. Yine uzman öğretmenler, çocuklara Velayeti’l Fakih inancını aşılamaları için kullanılarak çocuklar saptırılmakta ve aşırılığa sevk edilmektedir.”

İranlı Büyükelçi İraj Mescidi Irak’taki Kültür Bakanı Feryad Ravenduzi ile görüşmesinde iki ülke arasındaki kültür ilişkisinin güçlendirilmesinin zorunluluğunu vurgulamıştı. “Önümüzdeki süreç, kültür alanlarında iki ülke arasında ilişkilerin daha fazla genişlediğine şahit olacak ve istenilen seviyeye gelecektir.” ifadelerini kullanmıştı.

Daha sonra Eğitim Bakanı Abdurrezzak El-İsa İranlı Kültür Danışmanı Gulam Rıza Abaziri ile bir araya gelmiş ve iki ülke arasındaki -özellik güney muhafazalarında- ilmi ve üniversite ilişkilerin önemi vurgulanmıştı. Bu ilişkiler “İki Halk Arasındaki Bağların Gelişmesi” olarak nitelendirilmişti.

Bu kurumların hepsinin ülkede meşruiyet kazanmak, insanların tabiatlarını, fikirlerini değiştirmek ve istedikleri seviyeye getirmek için ilkelerini yerleştirmek amacıyla Irak toplumuna İran hegemonyası dayatması için bu kurumlar ve örgütler diplomatik bir ambalajla ambalajlanmaktadır.

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

29 total views, 1 views today