Yeni Vatandaşlık Kanunu… Demografik Değişim ve Irak Halkının Kimliğini Tehdit

Hükümetin hayata geçirmek istediği ve Irak’ta sadece 1 yıl ikamet edenlere vatandaşlık verilmesinin de içinde yer aldığı düzenlemeleri içeren Irak vatandaşlık kanunu projesinin gerek siyasiler gerekse halk arasında büyük tartışmalara neden oldu. Bu kanun tasarısının Irak toplumunun demografik yapısını etkileyeceği yönünde ülkede büyük bir endişe hakim.

Irak toplumunun büyük kesimleri büyük bir endişe yaşarken muayyen politik gruplara ve İran’a yakın mezhepçi milislere hizmeti hedefleyen bu kanunu halkın büyük bir kesimi reddetmektedir. Çünkü bu durum, Irak’ın sosyal dokusunun geleceği karşısında korkuların boyutlarını arttırmaktadır.

İran’ın siyasi, askeri, ekonomik nüfuzu daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde Irak’ta artarken, buna ek olarak Irak ordusu içerisinde katılımı artarak çok daha fazla bir kuvvete dönüşen Haşdi Şaabi milislerinin hegemonyası yükselirken Irak’ta ikame eden İranlılara Irak vatandaşlığı vererek İran’ın varlığına meşruiyet kazandırma amacıyla vatandaşlık kanununun düzenlenmesi önerisi geldi.

Bu bağlamda Irak gözlemcileri şunları söylemektedir: “Yeni kanun ve içerdikleri, diğer devlet kanunlarında olduğu gibi Irak toplumunun ihtiyacına cevap vermek için sosyal hali düzenleme amacı taşıyan bir yasa veya kanun değildir. Aksine Irak toplumunun demografisini değiştirmek için politik boyutlara sahip bir fikirdir. Kanunla damgalanan bu proje, rejimin veya yasama organlarının ortaya attığı yeni bir fikir veya anın gerektirdiği bir şey değildir. Aksine işgalden sonra  kurulduğundan itibaren siyasi faaliyetlere katılan partilerin ve blokların üzerinde çalıştığı eski bir projedir. Mukaddes yerleri ziyaret adı altında bir milyondan fazla İranlı geçtiğimiz sene illegal yollarla Irak’a girmiştir. Ne var ki ziyaretlerini tamamladıktan sonra bu insanlar ülkelerine geri dönmeyip Irak’ta kalmışlardır. Kerbela, Necef ve Bağdat kemeri mıntıkaları başta olmak üzere Irak’ın bazı muhafazalarında iskan edilmişlerdir. Tüm bunlar İran Devrim Muhafızları, hükümet yetkilileri ve mezhepçi partiler arasında halledilmiştir.

Söz konusu gözlemciler sözlerini şöyle sürdürmektedirler: “Hükümet illegal yollarla Irak’a giren İranlılara sadece Irak vatandaşlığı vermekle yetinmemektedir. Aksine Irak’ta bir sene ikamet eden herkese vatandaşlık verilmesini öngören yeni bir kanun çıkarmaya çalışmaktadır. Bunun amacı ise yönetimdekilere, mezhepçi milislere destek sağlamak noktasında faydalanmak ve gelecek seçimlerde kullanmak için milyonlarca İranlının ve başka milletlerin ülkeye sokulması hedeflenmektedir. Özellikle sadece halkın %19’unun oy kullandığı seçimlerdeki başarısızlıktan sonra…

Diğer yandan Siyasetçi Hasan El-Alevi mevcut hükümeti, başta İranlılar olmak üzere mukaddes yerlerin ziyareti adı altında Irak’a gelen yabancı ziyaretçilere vatandaşlık verilmesi yolunu açmakla suçlamaktadır. Haber ajansları İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Irak ziyaretinin hemen ardından konuşan Hasan El-Alevi’nin şu sözlerini aktarmaktadır: “Irak vatandaşlık kanunu hazırlayan, destekleyen, onaylayan kimse Iraklı değildir aksine yabancılara vatandaşlık verilmesini onaylayan bir aptal, kukla ve rüşvetçidir. Bu kanunun hayata geçirilmesi halinde 2 veya 3 sene sonra sadece Başkent Bağdat’ta 3 milyon yabancıya vatandaşlık verilecektir.”

Öte yandan aktivistler sosyal medyada şu açıklamalarda bulundular: “Irak’ta bir sene ikamet ettikten sonra yabancılara Irak vatandaşlığı verilmesini öngören kanun projesi Arap bir ülke ve milli bir devlet olarak Irak’ın sonunun başlangıcıdır. Bu proje büyük bir tehlike sayılmaktadır. Irak halkının yaşadığı felaketlere felaket katacaktır.

Bu bağlamda siyasi analist ve strateji uzmanı Main El-Ceburi söz konusu kanunla alay ederek paylaşımında şunları yazdı: “Dünyadaki en kötü şey olan yeni vatandaşlık kanunu onaylanırsa bir milyondan fazla yabancı ziyaret adı altında Irak’a girecek ve Irak vatandaşlığı almak için burada bir sene geçirecektir. Basit bir matematik hesabıyla Iraklılar 20 sene içinde kendi ülkelerinde azınlığa dönüşeceklerdir.”

Diğer yandan siyasi aktivist Hamid El-Karguli şöyle demektedir: “Bu kanun hükümetin ve mezhepçi partilerin, aralarında Babil muhafazasına bağlı Curf Es-Suhr, Salahuddin muhafazasındaki Aziz Beled ve Yesrib, Diyala muhafazasındaki El-Azim gibi yerlerin bulunduğu mıntıkalarda demografik değişim oluşturmak için kötü niyetlerini ortaya çıkartmıştır. Bunlara ek olarak İran’a yakın mezhepçi milisler tarafından halkı asli topraklarından tehcir edilmiş ve geri dönmelerine izin verilmediği mıntıkalar da bulunmaktadır. Curf Es-Suhr nahiyesinde hakimiyet kuran bu mezhepçi milisler, yaklaşık 2 sene önce asılları bilinmeyen aileleri getirdi. Hükümetin gerçekleştirmek istediği demografik değişim politikaları bağlamında bu aileleri burada iskan etti.

Geçen şeylere binaen yeni vatandaşlık kanununun politik hedefi İran’ın Irak’taki yayılmacı planlarına önayak olmak ve bu ülkede hakimiyet kurmasını ve zenginliklerini yağmalamasını sağlamaktır. Bu durum Iraklıların sabır ve ısrarla bu planların karşısında durmalarını, Irak’ın birliğini, aslını ve kültürünü hedef alan ve Arap kimliğini yok etmeye çalışan bu Fars stratejini başarısız kılmalarını gerekli kılmaktadır.

 

 

HEYET Net

58 total views, 1 views today