Irak İşgalinin 16. Yıldönümü Münasebetiyle Irak Halkına Açık Mektup

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği Irak işgalinin 16. yıldönümü münasebetiyle Irak halkına yönelik açık mektup yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklama şu şekilde:

Irak İşgalinin 16. Yıldönümü Münasebetiyle Irak Halkına Açık Mektup

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

16 yıl önce bugünde Amerika ve İngiltere tarafından Irak işgal edildi. İşgalcilerin hırslarından, arzularından ve istikrar sahibi bir ülkede kaos oluşturma gayretlerinden başka bir gerekçesi yoktu bu işgalin. Başkent Bağdat, Yeni Ortadoğu formülü bağlamında ilk hedef alınan Arap başkentiydi.

Başkent Bağdat’ta savaşın ve işgal edilmesinin başlangıcından itibaren işgalcilerin ve kullarının elleriyle halkının can vermesiyle Iraklı halkın acıları başlamıştır. Bugün Irak’ın tanık olduğu vatandaşlarının kanının akması, canlarından olmaları, kaçırılmayla, tutuklanmakla, işkence görmekle, hapishanelerde tasfiye edilmekle hürmetlerinin ayaklar altına alınması işgalcilerin ve arkasından bıraktıklarının adet haline getirdiği politikaları ve daha önce benzeri görülmemiş Irak’taki harap ve fesadın yayılmasında şer kuvvetlerinin devamıdır. Eski ve yeni bu harap ve fesadın sonuçlarını şu şekilde özetleyebiliriz;

Birincisi: Mezhep ve ırk temelli hitabın kuvvetlenmesi ve devletin ve kaynaklarının hayati müesseselerinde siyasi yollar aracılığıyla mutlak bir hakimiyetin dayatılması.

İkincisi: Bakanlıklarda ve hükümetin resmi dairelerinde milislerin Haşdi Şaabi ismiyle meşrulaştırılması, meclisteki siyasi temsilleri aracılığıyla Irak şehirlerinde hakimiylerini genişletmeleri, bünyelerindeki unsurları silahlandırmaları, mevcut hükümeti yönetmeleri ve ülkenin güvenlik ve istikrarını sarsmaları.

Üçüncüsü: Hükümetlerin hayatın en basit gereklerini sağlamada başarısız olmaları, Irak’ı ve Iraklıları korumaktan aciz olmaları. Şöyle ki Irak halkı evlatlarının kanlarıyla, güvenliğin ve zenginliğin olmamasıyla bunun bedelini ağır bir şekilde ödemeye devam etmektedir. Son yaşanan Musul feribot faciası bunun birçok delilinden biridir.

Dördüncüsü: Mevcut siyasi durumun varlığı ve devam etmesiyle ilişkili ülkedeki yolsuzluğun yayılması, bu sorunun devam eden bir afete dönüşmesi, Iraklı halkın parçalanmasına, çeşitli yollarla çocukların ve kadınların hayatını kaybetmesine sebebiyet veren bir felakete dönüşmesi. Ki bu felaketin sonuncusu yolsuzluk için canlı bir örnek olan sel felaketiydi. Bunların yanı sıra tüm bunların etkileri ve devam eden yansımaları, ülkenin gerçek imkanlarını ve kaynaklarını Iraklı halkın maslahatından, velası ve vefası Irak’tan başkasına olan bazı kişilerin ve grupların çıkarlarına dönüştürmüştür.

Beşincisi: İran müdahalesinin Irak’a sızması ve bunun, ülkedeki siyasette kurduğu hegemonya, kendisine yakın milisler, hiçbir gerekçesi olmayan askeri varlık, ABD’nin de içinde bulunduğu uluslararası toplumun onunla beraber hareket etmesi yoluyla kısmen ilan edilmiş bir işgale dönüşmesi. Amerika ile İran’ın Irak’ta bazı konularda yardımlaştıkları ve birbirlerine hizmet ederek aralarında hiçbir anlaşmazlık yaşanmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Bunun gizlenmesi mümkün olmayan birçok delili bulunmaktadır. Örneğin İran’ın Irak’taki silahı ve Ortadoğu’da vekalet savaşını yürüttüğü milislerin tasallutu, siyasilerin ve İran ile müttefik olan komutanların bu milislerden bir İran Devrimci Muhafızları çıkartmak ve ülkedeki ordu ve güvenlik birimlerine alternatif güç oluşturmak için hassas çalışmaları ve Amerika’nın da bunu kabul etmesi bu deliller arasındadır.

Altıncısı: Bilinen “İz’an İttifakı” aracılığıyla dayattığı vesayet planlarını uygulamak için Amerikalı işgalci kuvvetlerin Irak’a geri dönmesi, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de ve Lübnan’da nüfuzunu arttırmak ve bölgedeki Velayeti’l Fakih projesini kontrol etmek için daha önce alanını açtığı İran’ı gözlemleme argümanıyla askeri üslerini ve askeri gücünü arttırarak Irak’taki varlıklarını güçlendirme üzerine çalışmaları.

Geçen şeylere binaen Irak Müslüman Alimler Heyeti işgalcinin, siyasi ve askeri projelerinin karşısında duran Irak halkını bu aşamayı doğru anlamanın işaretleri olarak gördüğü şu noktalara dikkat etmeye çağırıyor:

Birincisi: Başta siyasi faaliyetler olmak üzere işgalcilerin projelerine ve zulüm, fakirlik, mihnet, felaket, zenginlikleri yağmalama, mezhep ve ırk olarak ülkeyi parçalama, halkın tercihlerinden uzak durarak hakimiyet kurmayı kolaylaştırmak için halkı imkanlarından ve gücünden faydalanmaktan aciz bırakma gibi etkilerine karşı durmak.

İkincisi: Amerika ve İran arasında düşmanlık halinin büyüdüğü yönünde basında servis edilen haberleri doğrulamamak. Çünkü bu mesele, aralarındaki proje çatışmasından öteye geçmez. Bunda her tarafın nüfuzunun önceliklerinin belirlenmesi ve çıkarların paylaşılması için çizilmiş stratejilere delalet eden deliller bulunmaktadır.

Üçüncüsü: Amerika ile İran arasındaki askeri çatışma veya İran rejiminin siyasi olarak düşmesi veya yakın bir zamanda ihtiva etmesi bahsi, vakada hiçbir karşılığı olmayan, temenni ve vehim üzerine mebni zararlı bir bahistir.

Son olarak Irak Müslüman Alimler Heyeti şekli her ne olursa olsun işgalin her türlüsüne, ondan doğan ve doğacak şeylere karşı olduğunu, Irak’ın kurtulması ve özgürlüğüne kavuşması için Iraklı halkın tamamına sebat ahdi üzerine kalacağı ve çalışmaya devam edeceği sözünü vurgulamaktadır.

“Ey iman edenler! Sabredin, kararlılıkta yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz.” (Al-i İmran 200)

Genel Sekreterlik

04 Şaban 1440

09/04/2019

9 total views, 1 views today