İşgalden 16 Yıl Sonra Irak, Eğitim, Ahlaki Değerlerin ve Toplumsal Geleneklerin Paramparça Olması Sorunu Yaşamaktadır

 

Amerika Birleşik Devletlerinin 2003 yılında Irak’a karşı savaş başlatması ve onu takip eden işgal, ABD ve Batılı müttefiklerinin kendi ekseninde hareket etmeyen devletlerde krizleri tutuşturmakla ve savaşla dolu tarihine kara bir sayfa eklemiştir. Şöyle ki Washington Irak’a karşı başlattığı savaşı gerekçelendirmek için gerçeği yansıtmayan argümanlar ve kanıtlar öne sürmüştü ancak tüm dünya, Irak’ın petrolünü ve zenginliğini ele geçirmek için Amerika tarafından düzenlenen bir tiyatro olduğunu biliyordu.

Amerika’nın Irak’ı işgal etmesinin üstünden 16 yıl geçmesine rağmen mazlum Iraklı halk bu felaketin sonuçlarından ve yansımalarından hala acı çekmektedir. Bu felaketin sonuçları sadece insanların ölümleriyle veya ekonomiyle sınırlı değildir aksine gençlerin zihin dünyaları yerle bir edilmiş, sosyal değerlerinden soyutlanmaları sağlanmış ve asli ilkelerinden uzaklaştırılmışlardır. Şöyle ki Amerika işgalinden önce Iraklı halkın hiçbir zaman bilmediği ve karşılaşmadığı iç sorunlardan birçoğu yaygınlık kazanmıştır. Uyuşturucu ticareti ve kullanımı, değerlerin ve ahlakların yok olması, davranışların kötüleşmesi, eğitim sisteminin bozulması en dikkat çeken sorunlar arasındadır.

Irak uzmanları ve araştırmacılarına göre Amerika savaşının tehlikesi, sadece fakirlik ve işsizliğin artmasında ve kötü hizmetlerde değildir. Aynı şekilde eğitim sisteminin, ahlak ve değerlerin, Irak’ta hakim toplumsal geleneğin delinmesinde de kendisini göstermektedir. Çünkü ahlaki çürüme, değerlerden ve ilkelerden soyutlanma gençler arasında artık yaygınlık kazanan bir durumdur. Ki bu gençler kadınlara benzemeye çalışmaktalar ve Irak toplumunun gelenek ve adetlerinden uzak garip saç modellerine ve elbiselere yönelmektedirler.

Bu bağlamda İslam Fakültesinde Tarih hocası olan Dr. Sadık Hüseyin şunları söylemektedir: “2003 yılından sonra Irak’ta meydana gelen şeyler, gelişme ve dünyaya ayak uydurma adı altında başta ahlaki yanlar olmak üzere Irak toplumunun bünyesini yıkmak ve paramparça etmek amacıyla birçok kesim tarafından çalışılmış ve planlanmış bir projedir. Kadınları taciz etme, cinsiyet değiştirme, çirkin elbise giyinme, uluorta içki içme gibi ahlaki bozuklukların yayılması, boşanma oranlarında artış, toplumsal bağların yerle bir edilmesi ABD savaşının ve işgalinin sonuçlarıdır.”

Sosyolog Farkad Abdulaziz ise şunları söylemektedir: “Amerika savaşı, Irak’ın mezhep temelli bölünmesine sebep olmuştur. Bu durum ise işgal edilmeden önce çok uzun seneler toplumsal birliktelikle tanınan halkın oluşumları arasında ortak bağların tamamının paramparça olmasına katkı sağlamıştır. Irak’ın işgal edilmesi ve ardından iktidara gelen yönetimler Irak halkını, isteklerini ve arzularını ifade edeceği hiçbir çerçeveye sahip olmayan paramparça olmuş aciz bir insana dönüştürmüştür.”

Sosyolog Farkad Abdulaziz sözlerini şöyle sürdürüyor: “İnsanlar Irak toplumuna kültürlü ve bilinçli olarak bakardı. Dilaver ve mürüvvet sahibi olarak bir ayrıcalığa sahipti. Iraklı topluma karşı bu bakış, işgal sonrasında yavaş yavaş değişti. Iraklılar toplumlarının zayıf olduğunu, sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda bir çürümenin yaşandığını hissettiler. Bunun sorumlularından biri de vatandaşı milli ilkelerinden soyutlayan, devletinden ve toplumundan uzaklaştıran hükümetlerdir.

Buna ek olarak Amerika savaşı Irak sokaklarında asla bilinmeyen diğer bir sorunun yayılmasına sebep oldu; lise ve üniversite öğrencileri arasında uyuşturucu kullanımı. Bu durum eğitimde gerilemeye ve suç oranlarının artmasına neden olmuştur. Şöyle ki gençler arasında uyuşturucu kullanımı yaygınlaşmış ve korkutucu oranlara ulaşmıştır. Bu bağlamda İnsan Hakları Yüksek Komiserliği uyuşturucu kullanımının ulaştığı oranlara yönelik verdiği istatistiklerde şöyle demektedir: “Erkeklerde uyuşturucu bağımlılığı %89.79’a ulaşmıştır. Alıkonulma merkezlerinde 6672 kişi tutulmaktadır. Kadınlarda uyuşturucu bağımlılığı ise %10.2’ye ulaşmıştır. 134 kişi merkezlerde tutulmaktadır.”

Bu çerçevede işgalin ardından Irak, eğitim sisteminin tamamıyla yıkılmasına tanık olmuştur. Irak ilmin minaresi ve kıblesiyken ümmi ve cehalet ülkesine dönmüştür. Özellikle eğitim ve öğretim sektöründeki büyük yozlaşmadan sonra. Hükümetin bu sektörü ihmal etmesi ve mali ve idari yolsuzlukların yayılması sonucunda Irak’ın ismi, güzel ve makbul eğitimde öne çıkan devletler listesinden silinmiştir. Şöyle ki Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Irak’taki eğitimin her geçen gün daha fazla kötüye gittiği uyarısında bulunarak Iraklı çocukların %90’ının eğitim göremediği, ülkedeki okul eksikliğinin 7500’den fazla olduğu açıklamasında bulundu.

İşgalin ardından, Irak insan haklarını koruma ve özgürlük ve demokrasi yalanlarına devam eden yönetime gelen yetkililerin, 2003 yılından sonra Iraklı halka verdikleri hiçbir sözlerine ve vaatlerine bağlı kalmadıkları bilinmektedir. Adalet ve eşitliği sağlama, kamu hizmetlerini sağlama, yaşam seviyesini güzelleştirme bu vaatlerinde arasında olan vaatlerdir. Maalesef Irak kaos, istikrarsızlık, idari, mali, ahlaki yolsuzluk, sistematik suçların yaygınlaşması açısında en kötü devletler listesinde en başlarda yer alamaya devam etmektedir.

 

 

HEYET Net

24 total views, 1 views today