Irak Müslüman Alimler Heyeti İlim Birimi’nden Hadis İlmi Atölyesi

Heyet.net/Amman

Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet gösteren İlim Birimi, İslam ümmetinin nebevi sünnete karşı davranışını, nebevi hadisin tespit yollarını açıklamak için Hadis İlmi hususunda bir atölye düzenledi. Söz konusu Hadis İlmi atölyesinde İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Hadis Hocası Dr. Abdulhamit El-Ani konuştu. Söz konusu atölyeye araştırmacılar ve ilim talebeleri katıldı.

Dr. Abdulhamit El-Ani’nin konuşması iki noktayı içeriyordu. Bu noktalardan birincisi geçen tarih boyunca İslam ümmetinin nebevi sünnete karşı tutumuydu. Bu bağlamda Dr. Abdulhamit El-Ani nebevi sünnetin hüccet oluşunu, ilahi vahyin genel tarifi bağlamında kaynak oluşunu ele alarak Kuran’ı Kerim’den sonra sünnetin ikinci kaynak oluşuna delalet eden bazı Kuran ayetlerini ve Peygamberimizin hadislerini delil olarak paylaştı.

Söz konusu konuşmasında Dr. Abdulhamit El-Ani sünnetin önemini ve hüccet oluşunu gerektirecek şeyleri ele alarak şunları söyledi: “Sahabe Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşadığında ve öldükten sonra onun sözlerini naklediyordu. Daha sonra onun sözlerini yazmaya, ezberlemeye, rivayet etmeye, öğretmeye ve anlamaya önem gösterdiler. Daha sonra birçok meseleyi onun ışığında temellendirmeye çalıştılar.”

Dr. Abdulhamit El-Ani sözlerini şöyle sürdürdü: “İslam ümmetinin birinci nesli sahabedir. Sünnetin rivayet edilmesinde en hassas kişilerdi. Unutma ve hata söz konusu olduğunda birbirlerini düzeltiyorlardı veya ona açıklıyorlardı ve herhangi bir konuda rivayetin sebeplerini izah ediyorlardı. Ona eşlik eden kıssa manayı daha fazla açıklıyor ve maksadın anlaşılmasını sağlıyordu. Daha sonra gelen tabiin de sahabenin yolu ve yöntemi üzerinde yürüdü. Ancak tabiin bunu, yazmakla, rivayette ihtiyatı artırmakla, yeni görüşlere sahip kişilerin rivayetlerinden sakındırmakla daha fazla genişletti. Böylece isnadın rivayette şart olması ortaya çıktı. Bunu cerh ve tadil ilmi takip etti.”

Dr. Abdulhamit El-Ani şöyle devam etti: “İlk çıktıkları andan itibaren fıkıh mezhepleri, sünnetin asıl olarak hüccet oluşunda hiçbir anlaşmazlık yaşamadan sünnete itimat ettiler. Fıkıh ekollerinin arasındaki ihtilaf sadece sünnetin bazı ferlerindeydi. Örneğin mürsel hadis ile delil getirme konusunda fıkıhçıların ihtilafı veya zayıf hadislerle veya ahad hadisle amel konusunda ihtilaf gibi. İlim ehli ahad hadisle amel etmek ile ahad hadisin sahih olmamasının arasını birbirinden ayırdı. Çünkü onunla amel etmek sadece sahih olmasıyla ilişkili değildi ancak hadisin delaletlerindendi.

Söz konusu atölyenin birinci bölümünde zamanın geçmesiyle nebevi sünnet ilimlerinin genişlemesi, hadisin nasıl birçok ilim dalına dönüşmesi, hadis nakletme çalışmasının dayandığı kurallar bütünü, senet ve metin tenkidi, rivayetleri gözlemlerken cerh ve tadil ilmi ve ilel ilmi gibi kuralların en önemlileri ele alındı.

Hadis İlmi atölyesinde düzenlenen birinci dersin sonunda çeşitli meseleleri kapsayan bazı açıklamalar yapıldığı gibi bazı konular masaya yatırılarak tartışıldı. Öte yandan hadis kütüphanesini zenginleştirecek ve ilim talebesinin idrakini ve maharetini genişletmekte katkı sağlayacak araştırma ve çalışma alanında bazı ilmi tavsiyelerde bulunuldu.

 

 

 

56 total views, 1 views today