Kuvvetler Koalisyonunun ve Mezhepçi Milislerin Irak’ta Demografik Değişim Planı

2003 yılından sonra Irak’ın şehirleri ve muhafazaları, önceki durumuna benzememekteydi. Savaş, bombaları, kullanılan tüm silahlar Irak’ın temiz topraklarını kirletti. Ancak bunlar içerisinde en çok acı vereni, burada bulunan insanların yüzlerce yıl yaşamalarına ve varlık göstermelerine rağmen demografik değişim oyunlarıydı. Toplumun dokusunu parçalamak, çıkar ve arzularına göre demografik haritayı çizmek için düşmanın eli uzanmıştır.

Mezhepçi milislerin ve silahlı cemaatlerin rol değişikliği yaptığı tehcir dizisinin yeni bir bölümüne bir kez daha tanık olmaktayız. Bu milisler ve cemaatler, bölümlerine başlamadan önce ne olacağı bilinen bir tiyatroda rol üstlenmiş gibidirler. Bazen milisler saldırmakta, katliamlar yapıp ateşe vermekte. Bazen silahlı cemaatler dahil olup hükümetin güvenlik birimleri ve milisleri saldırıya başlamaktadır. Sonuç ise hep aynıdır; şehirlerin yıkılması, Sünnilerin şehirlerinden, mıntıkalarından ve köylerinden tehcir edilmesi.

Bu defa demografik değişim haritasının ulaştığı, Diyala muhafazası mıntıkaları ve Bağdat’ın kuzeyindeki Tarimiye kazası hedeftedir. Hikaye, Diyala muhafazasının merkezi olan Bakuba şehrinin kuzeydoğusunda yer alan Ebi Sayda nahiyesindeki Ebu Hanazır köyünde, güvenlik noktası yakınlarında tuğla fabrikasında çalışan bir gencin milisler tarafından katledilmesiyle başlamaktadır. Bu olay ardından öldürülen gencin akrabalarından 12 aile köyden göç edip gitmiştir. Daha sonra aynı nahiyede, Ebu Hanazır köyünün yakınlarında bir gece bir polis öldürülmüş ve bir diğeri de yaralanmıştır.

Bunun sonucunda milislerin bir aracı Ebu Hanazir köyüne girmiş ve ordu ve polislerin 3 denetim noktasından hiçbir şekilde durdurulmayarak geçtikten sonra köy halkından 3 sivili öldürmüştür. Köy halkına tehdit mesajları geldikten sonra katliam olayların artacağı korkusuyla bu olay köydeki bazı ailelerine göç etmesine neden olmuştur. Daha sonra halk caddelere çıkmış ordudan önlerinin açılmasını talep etmişlerdir. Ancak onları koruma bahanesiyle güvenlik güçleri tarafından men edilmişlerdir. Bu halkın güvenlik güçlerine güveni kalmadığından ve her defasında milislerle işbirliği yapmalarından dolayı bölge halkı peş peşe göç etmeye başlamışlardır.

Diğer yandan yerel kaynaklar milislerin Diyala muhafazasındaki hukuku el geçirmelerinin tehlikesine karşı uyarıda bulunmakta ve bölgede kaos yaymakta olduklarına dikkat çekmektedir. Bu milislerin hakimiyet kurdukları mıntıkalarda yerel yetkililerin herhangi bir değişimini uygulamaya sokmaktan güvenlik komutanlarını engellediklerine vurgu yapmaktadır. Bu durum ise hukuk dışı hareket eden bu grupların güçlerini, yetkililerin onlar hakkında aldıkları güvenlik kararlarının zayıflığını göstermektedir. Yerel kaynaklar, Diyala muhafazasında yaşananların güvenlik ve istikrarı bozmak, 2006-2007 yıllarında yaşanan katliam ve tehciri tekrardan yaşatmak için yeni bir plan olduğuna işaret etmektedir.

Yine aynı bağlamda milis liderleri, İran ile bağlantılı siyasi kuvvetler Başkent Bağdat’ın kuzeyinde yer alan Tarimiye kazasına karşı kışkırtma kampanyasını sürdürmektedirler. Bu kampanya, IŞİD örgütü tarafından üstlenilen saldırının ardından başladı. Bu saldırıda hükümet askerlerinden 4 kişi hayatını kaybetmiş ve bir o kadar da yaralanan olmuştu. Yine bunun ardından Sünni şehirlerinden tehcir başlamıştı.

Tarimiye kazasının Başkent Bağdat’tan ayrılması ve buranın muhasara altına alınması amacıyla Tarimiye kazasının boşaltılması ve halkının tamamının terörist olarak suçlanması çağrıları, Babil muhafazasının kuzeyinde yer alan Curf Es-Suhr’da yaşanan acılar ile başladı. Ki milislerin beldelerini işgal etmesi ve bölge halkına geri vermeyi reddetmesi sebebiyle çeyrek milyon insanı, çölde beşinci senesini doldurmakla yormuştur.

Öte yandan Asaib Ehli’l Hak milislerinin lideri Kays El-Hazali IŞİD örgütünün Tarimiye kazasını terk etmediğini iddia ederek Tarimiye kazasında askeri operasyon yapılarak bu kazanın temizlenmesi çağrısında bulunmuştur. Yine önceki İçişleri Bakanı ve Yüksek Meclis liderlerinden Bakır Solag Tarimiye kazasında IŞİD örgütünün uyuyan hücreleri olduğunu iddia ederek uyardı bulunmuş, bu kazadaki uyuyan terör hücrelerin kökünden kazılmasının zaruri olduğunu belirterek Haşdi Şaabi milislerinin bu operasyonlara katılmasını talep etmiştir.

Başkent Bağdat güvenlik komitesi üyesi Sad El-Matlabi şunlara dikkat çekmiştir: “Tarimiye kazasında güvenlik noktalarına karşı düzenlenen saldırılar Bağdat kemeri mıntıkalarının tamamında büyük güvenlik ve askeri operasyonlarının düzenlemesini gerekli kılmaktadır. Ancak bu şekilde bölgedeki uyuyan terör hücreleri temizlenmiş olur ve bu mıntıkalarda teröristlerin çoğalmasının önüne geçilmiş olunur.”

İşte bununla portre ortaya çıkmakta ve İran’ın bölgedeki ajandasına hizmet etmek için hükümetteki mezhepçi kesimler ve milisler tarafından hedef alınmaların hakikati belirmektedir. Aynı şekilde sloganlar altında Şii şehirlerinden hakimiyet sağladıktan sonra Tahran ile ilişkili milislere Sünni şehirlerde hakimiyet kurma imkanı sağlamaktadır. Ki her alanda bu kuvvetlerin hakimiyeti altında Iraklı vatandaşın hali kötüleşsin, özgürlük ve güvenliği çalan bu milisler tarafından işgal altında ezilsinler.

 

 

HEYET Net

46 total views, 1 views today