Hükümet Hapishaneleri… Masum Tutukluların Tasfiyesi İçin Resmi Kesimhaneler

Kötüden en kötüye, Amerika liderliğinde Irak’a karşı başlatılan işgalin ardından 16 senedir mahkumların maruz kaldıkları hükümet hapishanelerin halidir. Mezhep temelli faktörlerle en kötü suçların, insan hakları ihlallerinin ve tasfiyelerin işlendiği insan kesimhanelerine dönüştü hükümet hapishaneleri.

Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü Başkent Bağdat’ta bir hükümet subayının, alıkonulan bir vatandaşa işkence ederek kolunun kesilmesine neden olduğunu ortaya çıkarttı. Bu durum, kötü üne sahip hapishanelerde mahkumlara ve tutuklulara yönelik kötü muameleler hakkında korku ve endişeleri arttırmaktadır.

İnsan hakları savunusuyla ilgilenen İnsan Hakları İzleme Örgütü söz konusu vatandaşın kardeşinin şu sözlerini aktarmaktadır: “Mahkeme esnasında mahkeme şikayete kayıtsız kaldı. Yargıya şikayette bulunan eşine hiçbir şekilde geri dönülmedi. Soruşturma talebi söz konusu subayın sadece başka bir polis merkezine alınmasıyla sonuçlandı. Hakkında hiçbir hukuki süreç başlatılmadı.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu Bölüm Müdürü Lema Fakih şunları vurguladı: “Alıkonulan vatandaşın vahşi bir işkence sonucunda kolunu kaybetmesi, Irak’taki alıkonulma merkezlerinde skandalların varlıklarına diğer bir alameti oluşturmaktadır. Hükümete, alıkonulanların haklarını gözeten, suçları ve insan hakları ihlallerini soruşturarak onları koruyan ciddi icraatlar gerçekleştirmesi düşmektedir.”

Lema Fakih sözlerini şöyle sürdürmektedir: “Şimdiki hakimler, alıkoyma esnasında işkence suçlarını doğrulayan belgelere rağmen hükümet hapishanelerinde mahkum ve tutuklulara karşı yetkililerin işlediği suçlar ve insan hakları ihlallerini soruşturmamaktadır. Mahkum ve tutukluların maruz kaldıkları işkenceler söz konusudur. Bunlardan ikisi 2018 Ocak’ta ölüme neden olmuştur.”

Meclisteki İnsan Hakları Komisyonu şunu ikrar etmektedir: “Hükümet hapishanelerin içerisinde işkence altında işlemedikleri suçları kabul eden ve idam cezasına veya müebbet cezasına çarptırılan mahkumlar söz konusudur.”

Söz konusu komisyon üyelerinden Vahde El-Cemili şunları söylemektedir: “Adalet, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının hapishanelerinde, Terörle Mücadele Birimleri, İstihbarat, Milli Güvenlik, Haşdi Şaabi milislerine bağlı hapishanelerdeki mahkumların cezası idam veya müebbet olan suçlarla itham edilmişlerdir. Bu mahkumlar, hükümet polisine bağlı soruşturma bölümleri içerisinde işkence gördükten ve gayri insani ve gayri ahlaki muamelelerden sonra işlemedikleri suçları kabul etmişlerdir.”

Diğer yandan Irak Kuvvetler Koalisyonu Rad Ed-Dehleki şunları söylemektedir: “Irak muhafazalarındaki hükümet hapishaneleri ıslah değil de işkence ve intikam mekanlarına dönüşmüştür. Bu durum büyük insani bir felaketin uyarıcısıdır.”

Irak Kuvvetler Koalisyonu Rad Ed-Dehleki şöyle devam etmektedir açıklamasına: “Hapishanelerin durumuna yönelik çokça çağrılara ve tehlikeli göstergelere rağmen bu durumun çeşitli açılardan düzeltilmesi için hiçbir yapıcı adım atılmaması kabul edilir bir şey değildir. Hapishaneler, gıda eksikliği, kalite kötülüğü, ilaç ve tedavi eksikliği problemi yaşamaya devam etmektedir. Bu durum, yazın sıcakların artmasıyla yeni bir insani felaketin habercisidir. Hapishaneler şuana dek elektrik ve hayatın en basit dinamiklerinden mahrum bırakılmaya devam etmektedir.”

Basra muhafazasında Birleşmiş Milletlere bağlı İnsan Hakları Komiserliği, hapishanelerde ve alıkonulma merkezlerinde mahkum ve tutuklarının sayısının bu yerlerin kapasitesinin üstünde olmasına acil bir şekilde bir çözüm üretilmesini hükümetten istemektedirler. Uyuşturucuyla Mücadele bölümünde bir tutuklunun sıcakların artması, geneli gençlerden oluşan 1177’e ulaşan tutuklu ve mahkumlar ile hapishanelerin dolması sebebiyle hayatını kaybettiğini vurgulamaktadırlar.

Hükümet hapishaneleri, büyük üzüntü vermesine rağmen devlet dairelerinde, müesseselerinde ve bakanlıklarda yaygın olan mali ve idari yolsuzluk afetinden hali değildir. Meclis üyesi Burhan Mamuri, Adalet Bakanlığına bağlı ıslah evlerinde yolsuzluk şüphelerinin bulunduğunu, mahkumlara yemek noktasında sahte anlaşmaların da bunlardan olduğunu, aylık yüksek miktarda paraların heder edildiğini açıkladı.

Avukat Etyaf Ziyad yaptığı açıklamasında şunları vurgulamaktadır: “Ülkede her geçen gün daha fazla yaygınlaşan yolsuzluk, herkes tarafından artık bilinir oldu. Genelde soruşturma komitesi kurulur ancak nedense hiçbir sonuç açıklanmadan bu davalar hızlı bir şekilde kapatılır. Problem yolsuzlukla mücadele kanunlarından daha büyüktür. Çünkü yetkili kesimler, kamu malı ile oynamanın arkasında yer almaktadırlar. Bu tehlikeli suçların sonlanması için bu kişilerin adalet karşısına çıkartılmaları gerekmektedir.”

Adalet Bakanlığının, hükümet hapishanelerinde ve diğer merkezlerde bulunan mahkumların ve alıkonulanların toplam sayısını paylaşmadıkları bilinmektedir. Ancak ne var ki insan hakları savunusuyla ilgilenen yerel ve uluslararası örgütler, 100 bine yakın kişinin olduğunu ifade etmektedirler. Aynı şekilde çok sayıda kişi Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına bağlı gizli hapishanelerde tutulmaktadırlar. Mahkumların ve tutuklarının yakınlarının çocuklarının akıbetinin ne olduğu isteklerine karşı ise hükümet kayıtsız kalmaktadır.

 

 

HEYET Net

8 total views, 1 views today