Irak Müslüman Alimler Heyeti’nden “Irak’ta Tasfiye Suçları: Gerçekler ve Olaylar” Adında Oturum

Heyet Net/Amman

Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Birimi ve Siyasi Birimi ile Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi, “Irak’ta Tasfiye Suçları: Gerçekler ve Olaylar” adını taşıyan ortak bir oturum düzenledi. Söz konusu oturumda Başkent Bağdat’ın güneyinde yer alan Curf Es-Suhr nahiyesinde tutukluların ve tasfiye edilenlerin cesetlerinin defnedilmesi ve Irak’ta her geçen gün insanlığa karşı işlenen diğer suçların insani, hukuki ve siyasi boyutları ele alındı.

Söz konusu oturumda üç ayrı araştırma takdim edildi. Irak Müslüman Alimler Heyeti İnsan Hakları Birimi Başkan Yardımcısı Dr. Eymen El-Ani tarafından sunulan birinci araştırmada, evlerin, terör adı altında bölge ve muhafaza halkından binlerce göçmenin doldurulduğu hapishanelere dönüştürülen Curf Es-Suhr nahiyesinde milislerin işledikleri suçları detaylı bir şekilde anlattı. Bu bölgede işlenen insan hakları ihlallerini ve suçları anlatan Dr. Eymen El-Ani son işlenen suçun tasfiye edildikten sonra kimliği meçhul oldukları iddia edilen insanların defnedilmesi olduğuna vurgu yaptıktan sonra çağımızda en çirkin savaş suçu olduğuna dikkat çekti.

Irak Müslüman Alimler Heyeti İnsan Hakları Birimi Başkan Yardımcısı Dr. Eymen El-Ani, 2015 Aralık ile 2016 Nisan tarihleri arasında milislerin Enbar muhafazasında ve Bağdat kemeri mıntıkalarında binlerce sivili yok etmesi, Curf Es-Suhr nahiyesinde gizli hapishanelere koyması, buradaki tutukluların en vahşi işkencelere ve insan hakları ihlallerine maruz kalması, gerek hükümetin resmi hapishanelerinde gerekse milislerin gizli hapishanelerinde durumun değişmemesi, kaybolmalarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen ne oldukları hakkında bilgiye ulaşılmaması gibi milislerin işledikleri suçları belgeleme noktasında Irak Müslüman Alimler Heyeti İnsan Hakları Birimi’nin yaptığı çalışmaları anlattı. Bu noktada işgal endeksli hükümetlerin gölgesinde Irak halkının yaşadığı zulmü, genel olarak Iraklıların ve özel olarak Sünnilerin yaşadığı trajediyi detaylı bir şekilde anlattı.

İnsan Hakları Birimi Başkan Yardımcısı Dr. Eymen El-Ani tarafından sunulan araştırma Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin ülkede yaşanan insan hakları ihlalleri suçlarına karşı nasıl tavır sergilediği noktasına odaklandı. Bu bağlamda Dr. Eymen El-Ani, Curf Es-Suhr mıntıkasında ve 2019 Ağustos ayının ortalarında ortaya çıkan Babil muhafazasının kuzeyinde toplu katliam ve milislerin kurbanlarının kimliğinin yok edilmesiyle ilişkili Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamanın içeriğini ve maksatlarını okudu. Dr. Eymen El-Ani, Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin bu suçu, işlenen sistematik suçlar kapsamında diğer suçların hakikatlerini örtmek içim Babil muhafazasındaki yerel hükümetin parmağıyla ve Bağdat hükümetinin üstünü örtmesiyle mezhepçi milislerin Iraklılar hakkında işlediği tehlikeli suçların boyutlarını gösteren bir suç olarak kabul ettiğini vurguladı.

Dr. Eymen El-Ani daha sonra şunları söyledi: “Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Birimi, Irak’ta yok etme hallerini ve tanıklıkları belgelemede hassas çalışmaktadır. Çünkü İnsan Hakları Birimi geçtiğimiz 4 sene içerisinde bu konuya özel 23 rapor ve soruşturma hazırlamış, birçok olayı kayıt altına almıştır ki bu olaylar yakınları kaybolan kişilerin bunu duyuramamasını, hükümet yetkililerin bu insanların tebliğlerini reddettiğini, hatta tebliği sahiplerini çoğu zaman kovduklarını göstermektedir. Özellikle bunu yerel polisler yapmaktadır. Öte yandan İnsan Hakları Birimi tutuklama, kaçırılma, idam ve işkence altında ölümler hakkında yıllık rapor hazırlamaktadır.”

Oturumun ikinci bölümünde Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi’nin Müdürü Üstat Ömer Ferhan Irak’ta işlenen savaş suçları hakkındaki detaylı araştırmasını takdim etti. Bu bağlamda Ömer Ferhan konuşmasına suç kavramını, uluslararası hukuk, uluslararası insani hukuk, uluslararası belgeler, insan hakları bağlamında hukuki açıdan niteliğini anlattı.

Siyasi ve mezhep temelli nedenlerden dolayı yok etme suçları hakkında yaptığı konuşmasında Ömer Ferhan şunları vurguladı: “Ülkede 35 grubun üstüne çıkan milis hakimiyeti, binlerce Iraklı aileyi hedef alan bir mezalime neden olmuştur. Kaçırılan insanların sayısı korkutucu seviyelerdedir. Bu problem en çok korkuya neden olan bir meseledir. Kurbanların kaçırılmasında ve cezalandırılmasında sorumluluğun kaldırıldığını göstermektedir. Otorite için rekabette olan hükümetler ve dış güçler tarafından idare edilen milislerden tüm kuvvetlerin kaçırma ve tasfiye operasyonlarıyla bu problemde parmakları bulunmaktadır.”

Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi tarafından hazırlanan istatistikler şunları göstermektedir: “2005 yılından 2018’in sonlarına kadar Irakta kaybolanların sayısı, sekiz yüz 810.000’dir. Özellikle 2014 yılından sonra milisler tarafından gizli hapishanelere atılanları kapsamamaktadır. Bu istatistikler Iraklıların karşı karşıya kaldıkları felaketin boyutlarını göstermektedir. İnsani ve hukuki alanda faaliyet gösteren sivil örgütlerin kaybolanlar noktasında istatistikleri farklıdır.”

Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi Müdürü Ömer Ferhan’ın araştırması bir dizi hukuki maddeyi, insan haklarıyla ilişkili kanunları içerdiği gibi Irak’ta devam eden yok etme suçlarının açıklanması hakkında belgelere ve tanıklıklara değinildi. Ömer Ferhan şunları söyledi: “2010 yılında kaybolanları koruma anlaşmasına Irak şekli olarak katılım göstermesine rağmen Bağdat hükümetinin bunu uygulamadığı bu anlaşmanın gerektirdiklerine ihtimam göstermediği açıktır.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından düzenlenen oturumun üçüncü bölümünde Irak Müslüman Alimler Heyeti Siyasi Birimi Sözcüsü Dr. Samir El-Alvani sunduğu araştırmasında Enbar, Babil ve özellikle Curf Es-Suhr nahiyesinden kaybolanlardan 231 cesedin defnedilmesi olayını detaylı bir şekilde ele aldı.

Bu bağlamda Dr. Samir El-Alvani, Bağdat hükümetinin sessiz kalma ve olmamış gibi davranma tavrını ele aldı. Dr. Samir El-Alvani şunları vurguladı: “Bu durum, uluslararası kanunlara göre hükümeti suçlu konumuna düşürmekte ve suç ortağı kılmaktadır onu. Araştırmalardan, kurbanların kimliklerinin bilinmesi için hiçbir soruşturma yapmadan veya katillerin, suçluların kim olduğunu ve mahkemeye çıkarılması için adım atmadan defnedilmelerine izin vermeleri şüpheleri artırmakta ve hükümeti bu suça ortak kılmaktadır. Bazı siyasiler olayı kamufle etmeye ve konunun hissiyatını gizlemeye çalıştı. Öte yandan siyasi, şahsi, parti kazanımlarını, geleceğe yönelik isteklerini gerçekleştirmek için bu olayı gizlemeye çalıştılar. Bu olayla ilgili dosyanın savaş suçu çerçevesinden çıkmayacağını hesaba katmadılar.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti Siyasi Birimi Sözcüsü Dr. Samir El-Alavi, Irak’ta bakanlar meclisi başkanı, İçişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı sözcüleri, Babil muhafazası operasyon komutanlığından askeri şahsiyetler gibi hükümet yetkililerinin, siyasilerin bu konu hakkında yaptıkları açıklamaları paylaştı. Daha sonra Dr. Samir El-Alavi bu suçu ve katillerini saptırmak için siyasi şahsiyetler tarafından yapılan bu açıklamalardaki tenakuzlara, hatalara dikkat çekti.

Irak Müslüman Alimler Heyeti Siyasi Birimi Sözcüsü Dr. Samir El-Alavi Curf Es-Suhr nahiyesinde cesetlerin defnedilmesinin ilan edilmesi olayına eşlik eden açıklamalar ve siyasi tavırları eleştiren araştırmasını sundu. Kendisine ve halkına saygı duyan hükümetlere nispetle bu olaylarda normal işlemler yapılması gibi hükümetin soruşturma komitesi kurması gibi hukuki bir adım atamama acizliğine dikkat çeken Dr. Samir El-Alavi şunları söyledi: “Bu hükümetlerin gölgesinde Irak vakası, bu suçlar karşısında ne bakanlar ne de yürütme organları tarafından herhangi bir adıma tanık olmamaktadır.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti Siyasi Birimi Sözcüsü Dr. Samir El-Alavi son olarak şunları söyledi: “Biz iki suç karşısındayız. Birincisi binlerce sivilin kaybolması ve İran ile ilişkili olan milisler tarafından hapsedilmesidir. Zaman zaman bu milisler bu insanları tasfiye etmektedir. Diğeri ise bu cesetlerin kimliği belirsiz adı altında defnedilmesi ve kurbanların yakınlarına akıbetlerinin ne olduğunu bilmelerine izin verilmemesidir.”

Söz konusu oturuma Irak ve Ürdün’den avukatlar, gazeteciler ve insan hakları aktivistleri katılım gösterdi. Oturumun sonunda Irak’taki insan hakları meselelerin uluslararası boyutlara ulaştırılması, elde edilen bilgilerin uluslararası mahkemelere sunulmasına çağrı yapan öneriler ve açıklamalar yapıldı.

556 total views, 1 views today