Radyoaktif Maddelerin Depolanmasındaki İhmal, Hükümeti 24 Bin Iraklı Kanser Hastasından Sorumlu Hale Getirmektedir

 

Zengin devletlerde müreffeh bir hayatın fırsatlarının arttığı mantık dahilindedir. Bunun mukabilinde fakir devletlerde veba ce hastalıklar artmaktadır. Şimdiki siyasetçilerin döneminde Irak’ta en garip tenakuzlar bir araya gelmiştir. Bölgenin en zengin devletinde gelirlerin artmasıyla birlikte halkın acıları katlanmaktadır. Tehlikeli hastalıkları insanların bedenlerini parçalamaya başlamıştır. Son istatistiklere göre kanser hatalığı yayılmaya başlamış ve bunun nedenleri sayılamayacak kadar çoktur.

Meclisteki Sağlık Komisyonu 24 bin insanın kanser hastalığına yakalandığına işaret ettikten sonra 18 mevkiin kirlilik yaydığını, buradaki mıntıkaların ve köylerin bu hastalıktan mustarip olduğunu,  sanki mevsimsel soğuk algınlığı gibi olduğunu açıkladı.

Bu bağlamda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, hükümeti, radyoaktif ve tehlikeli maddelerin depolanması noktasında uyardı ve sağlıklı depolama çalışmalarından 80 gözlem sundu. Meclisteki Sağlık ve Çevre Komisyonu Üyesi İktifa El-Hasnevi bazı muhafazalarda atıkların ve radyoaktif kaynakların depolanması çalışmalarının söz konusu olduğunu vurgulamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bilim ve Teknoloji Komitesi Kimyevi İtlaf adında yeni bir kurum kurdu ve bu kurumun görevi radyoaktif ve kimyevi maddeleri ve petrol ve tıp atıklarını yok etmektir. Bu resmi kurumun çeşitli muhafazalarda atıkları yok etmeyi üstlendiğine dikkat çekilmektedir.

Diğer yandan geçtiğimiz Haziran ayının ortalarında Bilim ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan ve sızdırılan bir belge Basra muhafazasında demir sanayisinden kirli atıkların itlaf edilmek için ırak’ın batısında yer alan Enbar muhafazasının sahra bölgelerine nakledildiğine işaret etmektedir. Buna mukabil olarak Enbar yerel hükümet atıkları taşıyan tırların içeriye girmesini, Enbar muhafazası toprakları içerisinde atıkların defnedilmesini engelleyen bir karar yayınladı hemen.

İktifa El-Hasnevi şunları vurgulamaktadır: “14 Temmuz reaktör tasfiyesi gerçekten önemlidir. Ancak ilmi yollarla ve atom enerjisi uzmanlarının tavsiyeleri üzerine hareket etmekle… Çünkü depolamanın ilmi bir hatası zaman geçmesiyle çimento tabakalarının aşınması ekseninde gelecek nesiller için bir tehdide dönüşür. Aynı şekilde Dicle nehrine yakın olması, tabii problemlerin ortaya çıkması ihtimali de tehdit ifade etmektedir. Basra muhafazasındaki demir fabrikasının ve Başkent Bağdat’taki 14 Temmuz reaktörünün tasfiye edilmesi ihtimal dahilindedir. Aynı şekilde savaş kalıntıları atıkları için ve patlatılmış araçların hurdaları için alan açılması hükümete düşmektedir.”

Babil muhafazasındaki çevre kirliliği ve hükümetin ihmalkar tutumları Babil muhafazasının merkezi olan Hille şehrinin güneyinde yer alan En-Nil nahiyesine bağlı Elbunafi köyünde kanser hastalığının yayılmasına neden olmaktadır. Kanser hastalıklarında dikkat çeken bir artış olduğu bölge halkı tarafından vurgulanırken 7 kişinin hastaneye kaldırıldığı ve virüs tespit edildiği belirtilmektedir. Aynı şekilde yıl başından itibaren 20’den fazla kanser haliyle karşılaşıldığı ifade edilmektedir.

Diyala muhafazası meclisi Çevre Komitesi tarafından yapılan açıklamada gerçek bir felaketin varlığına dikkat çekilerek Diyala muhafazasının doğusunun kanser vahası olduğu, 300 bin nüfusu kuşattığı vurgulandı. Bu bağlamda Diyala muhafazası meclis üyesi Necat Et-Tai şu açıklamaları yapmaktadır: “Bakuba şehrinin doğusunda yer alan Kenan nahiyesi yakınlarındaki ana çöp istasyonları, yakın mıntıkalarda kanser hastalıklarının artış göstermesinin ardından bir lanete dönüştü.”

Necat Et-Tai sözlerini şöyle sürdürmektedir: “(Çöp istasyonlarını kastederek) Kanser vahası, Bakuba şehrinde, Kenan nahiyesinde ve onlarca yakın köyde yaşayan 300 bin nüfusu kuşatmış durumdadır. Çevre ve sağlığa olumsuz yönde zarar veren bu durumu sonlandıracak, tüm şart ve koşulların sağlandığı çöp istasyonları inşa etmek üzere çalışacak, birçok insanın hastalıklara yakalanmasına ve kötü bir çevre oluşmasına neden olan bir lanete dönüşmesine engel olacak kararlı bir duruş gerekmektedir.”

Babil ve Diyala’daki mıntıkalar sayılsa ve tehlike çanları çalınsa Irak’ın tüm muhafazalarındaki köylerde ve şehirlerde onlarca hatta yüzlerce mevkiin, 2003 yılında işgalci Amerika kuvvetlerinin kullandıkları ve kansere neden olan uranyumu da ihtiva eden silahlar nedeniyle büyük bir tehlikenin eşiğinde olduğu görülür. Bu silahların etkileri asla ilmi yollarla giderilmeyecektir. Aksine hükümetin çevre ihmali ve komşu ülkelerden hiçbir denetlemeye tabi tutulmayan ürünlerin ülkeye girmesi sonucunda daha da kötüleşecektir. Sanki bu hükümet vadeli bir şekilde silah ile vadesiz bir şekilde hastalık ile bu insanları katletmektedir.

 

 

HEYET Net

18 total views, 1 views today