(1399 Sayılı Açıklama) Vakıflar ve Camilerin Sahipliği, Vakıflar Bakanlığının İptal Edilmiş Mülklerinin Sona Erdirilmesi Hakkında Açıklama

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği Şii Vakfın çıkarları için Sünni Vakfın mülklerini gasp etmeye çalışan mezhepçi hükümetin söz konusu uygulamaları hakkında bir açıklama yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklama şu şekilde:

Beyanat- (1399 Sayılı Açıklama) Vakıflar ve Camilerin Sahipliği, Vakıflar Bakanlığının İptal Edilmiş Mülklerinin Sona Erdirilmesi Hakkında Açıklama

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

Şüphesiz Irak’ta vakıflar konusu, öte yandan maruz kaldığı gasp ve büyük ihmaller, işgalle yardımlaşan bazı kesimler tarafından vakıf kurumunun ve kaynakları üzerinde hakimiyet sağlanması için birçok zehirli çabaya tanık olunan ilk işgal anından beri hiçbir zaman inkitaya uğramadı. Bu konuda Irak Müslüman Alimler Heyeti her zaman duruşunu açık bir şekilde gösterdi. Şöyle ki, bu girişimlerin karşısında durdu. Yine Irak Müslüman Alimler Heyeti önceki Vakıflar Bakanlığının ilga edilmesinden, onunla ilişkili kesimlerin tayin edilmesinden, gasp edilen camileri geri almak için oluşturulan komiteler aracılığıyla Sünni Vakfı Divanı’nın bu mülklere el koymasından sonra vakıflarla ilişkili kurumlar için açık sınırların koyulmasında o sıralarda çeşitli kesimlerle beraber çalıştı. Diğer yandan Irak Müslüman Alimler Heyeti o sıralarda Sünni Vakfı Divanı’na yapılan baskı girişimleri karşısında kararlılıkla durmuştur. Sünni Vakfının idaresini güçlendirmek, çeşitli taraflardan maruz kaldıkları saldırılar karşısında onları desteklemek için 2003 yılının son aylarında Başkent Bağdat’taki Ebu Hanife camiinde büyük bir topluluk oluşturmuştur.

Daha sonra tasavvur edilmesi veya kabul edilmesi asla mümkün olmayan kötü vakayla son buluncaya dek birbirini takip eden Vakıf idareleri döneminde işler farklılaştı. Sünni Vakfı Divanı, idaresinde doğru olmayan politikalar, yürüyüşüne hiç uygun olmayan tasarruflar, meseleleri takip ederken kasıtlı olarak nitelendirilecek ihmal, mal-mülkte kontrolsüz tasarrufta derinleşti. Vakıfların şeri argümanlarından, bu alanda bağlayıcılığı olan hukuki ve idari bağlamlardan uzaktı. Camiler, bunlarda çalışanlar, vakıflar, kurumlar gibi gözetmekle sorumlu olduğu kesimlerin haklarını devamlı zayi ediyordu. Son olarak politik yargı, parti çekişmesi, bölge rekabeti, dış ilişkiler gibi faaliyet karakteriyle ilişkisi olmayan alanlara girdi.

Son zamanlarda Vakıflar mevzusunu tetikleyen şeyler noktasında ise Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin yanında belgelenmiş malumatlar ve tanık kaynaklar bulunmaktadır. Tüm bunlar, Sünni Vakfı Divanı’nın vakıf, vakfiyeler ve daha önce gasp edilmiş camiler konusunda gönüllü olarak ya da hükümetin veya milislerin baskı etkenlerinin tesiriyle ya da yargının başka tarafta olmasıyla gevşek davrandığını ifade etmektedir. Bu durum ise Sünni Vakfın mülklerinin çoğunun gideceği noktasında tehdit oluşturmaktadır. Bu ise Şii Vakfı Divanı çıkarları için kendisine ait vakıfların birçoğunda gevşeklik gösterme yoluyla gerçekleşecektir. Şöyle ki şüpheli araçlarla bu vakıflara el konulmasını gerçekleştirmek için yol haritası hazırlandı. Yasal formüllerle bunlar çembere alındı. Sanki bunlar hükümetin mezhep temelli istekleri değilmiş de Irak’ta vakıflar dosyasıyla ilişkili kesimler tarafından yayınlanmış gibi gösterildi.

Irak Müslüman Alimler Heyeti içerisinde sorumlu komite bu konunun gözlemlenmesini tamamladı ve etkilerinden şu sonuçları çıkarttı:

  1. Sünni Vakfı Divanı’nın hükümet baskılarına boyun eğmesi ve Irak Başbakanından camiler ve vakıflar dosyalarının bitirilmesini talep etmesi ve bir şekilde onlardan birçoğundan feragat etmesi.
  2. Şii Vakfı Divanı’nın Sünni Vakfı Divanının mülkiyeti üzerinde çekişen dava açması, Sünni Vakfı Divanı’ndaki Hukuki Komitenin bu davaları takip etmede ciddiyetsiz davranması, bunları savunmada gevşek davranması, bazen ihmal etmesi, avukatlara takip etmelerini teklif etmemesi, diğer tarafın ihmal ve gevşeklik sebebiyle başlattığı davalardan bazılarında Sünni Vakfın avukatlarının mahkemede bulunmaması.
  3. Hassas bazı dosyaların ertelenmesi, yargı çerçevesi dışında, gizli anlaşmalar ve müzakereler ekseninde bitirilmesi. Bu bağlamda geçtiğimiz aylarda Sünni Divanı yetkilileri ile Şii Divanı yetkilileri arasında bazı buluşmalar gözlemlendi. Bu görüşmelerin en sonuncusu geçtiğimiz Temmuz ayında Başkent Bağdat’ta yer alan El-Kırade mıntıkasında gerçekleşmişti.
  4. Sünni Vakfın bazı hassas mıntıkalarda camileri çalıştırmaya ve idare etmeye gücünün olmaması ve çalışmaz bir halde terk etmesi. Onun bu tutumu diğer tarafı güçlendirmekte, kendisine ait olduğu argümanıyla bu camileri ele geçirmesine imkan tanımaktadır.
  5. Başta milislerin eğitimi amaçları için olmak üzere bazı mescitlerin farklı amaçlar için kullanıldığına delalet eden kanıtlar gölgesinde Sünni Vakfa aidiyeti sonuçlanan camileri geri almak için Sünni Vakfın gücünün olmaması.

Şii ve Sünni vakıfların idareleri arasında gerçekleşen anlaşmalardan basında yer alanlar hakkında Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin bu konuyla sorumlu komitesi şunları kaydetmektedir:

  1. Mezhepçi milisler ve partiler ve Şii Vakfı divanı tarafından geçtiğimiz senelerde Başkent Bağdat, güney muhafazalar, Samarra ve Beled şehirlerinde camii, toprak ve mülk gibi istila edilen ve Sünni Vakfına aidiyeti sabit olan vakıflarda mutlak olarak anlaşma yapılamaz.
  2. Anlaşma önceki Vakıflar Bakanlığının ismiyle kayıtlı vakıfların Sünni Vakfı ile Şii Vakfı arasında bölüşülmesini öngörmektedir. Bu ise vakıfların vakasıyla ve büyük çoğunluğunun Sünni vakfına olan aidiyetiyle çelişmektedir. Aynı şekilde bu türden dosyalarla muamelede genel kurallarla da çelişmektedir. Özellikle bunlar kota ve bölme perspektifinde ele alınmaktadır ki Iraklılar bunu bilmektedir ve Iraklılar bir gün bile çıkarlarını gözetlemek için ve fayda ve kazanım sağlamamak için olduklarını iyi idrak etmektedirler.
  3. Mezarlıklar konusu tartışması ekseninde ölüler arasına mezhepçiliği sokmaya iki divanın da cüret etmesi. Şöyle ki sızdırılan anlaşma mezarlıklar yönetiminin mezarlıkta bulunanlardan mezhep olarak hangisi fazlaysa ona verileceğini öngörmektedir. Bu ise değerler, ilkeler, ahlaklar aleyhinde şahsi çıkarların ve kazanımların elde edilmesinin kast edildiği siyasi mezhepçiliğin en çirkin tablolarından biridir.
  4. Hükümetin diğer kesimlerini muhatap alarak vakıfların aidiyetini ispata dayanan anlaşma, bu konuda senetlerle ve vesikalarla desteklenmesini varsayar. Irak’ta başta gayrimenkul kurumları olmak üzere devlet kurumlarındaki yaygın olan yolsuzluğun ve demografik değişim amacıyla yıllardan beri üzerinde çalışılan belirli bölgelerde Sünni vakıfların Şiilere verilmesi için tüm hızıyla devam eden sahteciliklerin boyutları herkes tarafından bilinmektedir. Örneğin verilecek olursa Ninova muhafazasında şuanda milislerin, muhafazadaki binaları, toprakları, gayrimenkulleri ele geçirmek için hareketlenmeleri, Ninova vakfı ile bu konuda gizli anlaşmalar yapması buna delildir.
  5. Vakfın doğru ve kayıtlı argümanları yerine vakfın bulunduğu yerde mezhep çoğunluğu dikkate alınarak aidiyet kararına varılması. Bu ise Irak’ta projelerini inşa ederken işgalcilerin asli bir rükün kıldıkları ve Sünni Vakfın mezhepçi hükümetin emirleri karşısında durmaya güç yettiremediği mezhep temelli işlemler için güçlendirdikleri mezhep kotası üzerine mebni siyasi çalışma manzumesini güçlendirmektedir.
  6. Şii Vakfı Divanı’nın ele geçirdiği ve anlaşmalardan ve ittifak maddelerinden istisna tutulduğu gayrimenkul vakıfların bazılarında aidiyet çözümünde karşılıklı rızaya itimat edilmesi. Bu ise Sünni Vakfın acizliği karşısında diğer tarafın isteği halinde Sünni Vakfının mülklerinin Şii Vakfına nakledilmesi için geniş bir alan açmıştır.

Geçen şeylerin açıklamasından sonra Irak Müslüman Alimler Heyeti Irak’taki İslami vakıflar hakkında işlenen bu sistematik suçu kınamakta, siyasi çalışmalar sebebiyle sosyal parçalanma ve mezhepsel bölünmeden acı çeken Iraklı halkın aleyhinde şahsi kazanımlar ve mezhep temelli amaçlar için Irak’ta İslami vakıfları yağmalamayı öngören bu işlemlerden ve anlaşmalardan hükümeti ve her iki divanı da sorumlu tutmaktadır.

Irak Müslüman Alimler Heyeti Iraklı halka dayatılmak istenen bu şaz vakayı anlamaya ve hak söz sorumluluğuyla süslenmeye davet etmektedir herkesi. Tecrübelerin başarısızlığını, vakayla uyuşmadığını, Irak’ta İslami vakıfların koruma iddialarının doğru olmadığını ispatladığı hiçbir karşılığı olmayan bahanelerden uzak durulmalıdır.

 

Genel Sekreterlik

14 Muharrem 1441

13 Eylül 2019

 

25 total views, 1 views today