Topraklarının Seyreltilmiş Uranyuma Doyması Sebebiyle Iraklılar “Yavaş Yavaş Ölümle” Karşı Karşıya

 

Geçen yılların, Amerikalı kuvvetlerin 1991 yılında Irak’a karşı başlattığı askeri operasyonun ve ardından seyreltilmiş uranyum ve beyaz fosfor gibi uluslararası düzeyde yasaklanmış silahların kullanıldığı 2003 yılında ABD öncülüğünde Irak işgalinin sonuçlarını gizlemesi mümkün değildir. Bu sonuçlar, masum Iraklıların bugün bile mücadele ettiği vahşice işlenen suçların tarihi tanığı olarak durmaktadır.

Amerika merkezli War Is A Crime sitesinin seyreltilmiş uranyum silahlarının kullanılmasından Iraklı çocukların etkilenmesi hakkında yayınladığı rapor gündemde yerini aldı. Bu raporda Amerikalı kuvvetlerin 2003 işgalinin ardındaki senelerde yaklaşık 2 metrik ton uluslararası düzeyde yasaklanmış bu silahlardan kullanıldığına dikkat çekildi.

Söz konusu çalışmada şunlara dikkat çekildi: “ABD işgal ordusu, geneli Irak şehirlerine yakın olan 500’e yakın askeri üs edindi. Bu şehirler hala kimyasal silah ve bombaların ve diğer savaş kalıntıların sonuçlarının etkisini yaşamaktadırlar. Aynı şekilde Amerika üslerinde açık ateş çukurlarından, terk edilmiş tanklardan, aralarında seyreltilmiş uranyumun da bulunduğu silahların depolanmasından doğan çevre zararları problemini yaşamaktadırlar.”

Çevre çalışmaları Zi Kar muhafazasındaki İmam Ali hava üssü yakınlarında 2016 Ağustos ve Eylül ayları arasında doğan çocuklar üzerindeki sonuçları belgeledi. Aynı şekilde bu hava üssü yakınlarında oturan ailelerin genelinde kusurlu doğumların hala devam ettiği belirtilmektedir.

Söz konusu çalışmada şunlara dikkat çekildi: “Seyreltilmiş uranyum, hem radyoaktif hem zehirli bir metaldir. Nükleer silah ve nükleer reaktör üretiminde zenginleştirme sürecinde atıkların yan ürünüdür. Amerika hükümeti bu zehirli metali zırhlı araçları yakmada kullanmaktadır. Aynı şekilde tüketilmiş uranyumun tozları maruz kalan herkeste olumsuz etkiler bırakmaktadır; uzun yıllar devam eden zehirli atıklarla çevrili mıntıkada kirliliğe neden bırakmaktadır.”

Diğer yandan Birleşmiş Milletler seyreltilmiş uranyum mermilerinin, kullanıldıkları yerde uzun etkisi ve bunlara maruz kalan insanlarda uzun yıllar kanser ve kusurlu doğum gibi sağlık sorunları meydana gelmesi sebebiyle yasal olmayan kitle imha silahları kapsamında sınıflandırmaktadır.

Bu bağlamda Basra muhafazasından meclis üyesi Falih Hasan askeri savaş kalıntıları ve radyasyon nedeniyle Basra muhafazasında geniş bir alanda kirlilik meydana geldiğini itiraf etti. 1 milyar 300 milyon m2 bir alanın bu kalıntılardan temizlenmediğini ve her an vatandaşların geneli için gerçek bir tehdit olarak durduğunu açıkladı.

Öte yandan Basra muhafazasındaki İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Müdürü Mehdi Et-Temimi şunlara işaret etti: “Basra muhafazasında kanserli tümörlere yakalanma hallerinde ciddi bir artış görülmektedir. Kanserli tümörlere yakalanma halleri yükselmesi sebebiyle İzzettin Süleyman El-Huveyr nahiyesi halkının sıkıntı yaşadığı çevre ve sağlık durumlarına bakılması yönünde hükümete ve uzman ilgili kesimlere sesleniyoruz.”

Zi Kar muhafazası Sağlık Kurumu şunları ifade etmektedir: “Zi Kar muhafazasında kanser hastalığına yakalananların sayısı 7500’e ulaştı. Bunun yanı sıra muhafazada ilaç ve gerekli tedaviler sağlanamamaktadır. Eczanelerden ilaç almaya güç yettiremediklerinden dolayı hastaların geneli zor yaşam şartlarıyla boğuşmaktadır.”

Bu çerçevede Sağlık Müdürü Dr. Abdulhuseyn El-Cabiri şunları söylemektedir: “Çevre kirliliği ve savaş kalıntıları bölgedeki kanser hastalığının yayılma sebeplerinin %35’ini oluşturmaktadır. Bu hastalığa yakalananların sayısı 2012 yılında 4300’e ulaştı. 2019 yılında ise 7587’inin üstüne çıktı bu hastalığa yakalananların sayısı.”

Zi Kar muhafazasında Kanser Hastalıkları Merkezi Müdür Yardımcısı Basim Abdurrezzak şunları dile getirmektedir: “Uluslararası düzeyde yasaklanmış silahların kullanılması sonucunda Zi kar muhafazasının genelinde hastaların sayısı yıllık 1000’in üstüne çıkmaktadır. Akciğer kanseri başta gelmektedir. Bunu ise meme kanseri, mesane ve bağırsak kanserleri takip etmektedir. Bu hastalıkla baş edilmesi için ilaç ve sağlık kadroları sağlamayan hükümet ve yerel hükümet bundan sorumludur.”

İnsan hakları savunusuyla ilgilenen uluslararası ve yerel örgütlerin devam eden istatistikleri bağlamında ortaya çıkan şeyler hükümetin başarısızlığı, Iraklı vatandaşların hayatını doğrudan etkileyen bu hassas sağlık dosyasına yetkililerin gereken önemi vermemesi sonucunda başta Basra, Felluce ve Nasiriye şehirleri olmak üzere ülkenin genelinde kanser hastalıklarının ve kusurlu doğumların ciddi oranda arttığını doğrulamaktadır.

 

 

HEYET Net

21 total views, 1 views today