Barışçıl Gösteriler Düzenleyenlerin Öldürülmesinde İran’ın Vekillerinin ve Kuklalarının Rolü

İran rejimi, Irak’taki kuklalarını ve adamlarını kullanarak çeşitli yollarla, zulme ve yolsuzluğa karşı çıkıp Yeşil Bölge hükümetinin ve mevcut siyasetin düşmesini talep eden Ekim intifadasına karşı durmaya devam etmektedir. Şöyle ki İran’ın bölgedeki kolları göstericileri daha fazla öldürmek, onları korkutmak, bu gösterilere katılanları kaçırmak suretiyle onların meşru hedeflerini  başarısızlığa uğratmayı, bu devrimi sonlandırmayı planlamaktadır. Genel olarak bölgede ve özel olarak Irak’ta İran’ın çıkarlarını koruma altına almak için bilhassa aktivistleri hedef almaktadır.

Ekim ayının başından itibaren Başkent Bağdat’ta ve ülkenin orta ve güney muhafazalarında düzenlenen hükümet karşıtı gösterilerde hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve İran’a bağlı milislerin gerçek ve plastik mermi, ses ve göz yaşartıcı gaz bombalarıyla barışçıl göstericileri hedef almaları sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 350’in, yaralananların ise 15.000’in üstüne çıktı. Halk ayaklanmasındaki gençlerin saflarında hayatını kaybedenlerin ve yaralananların sayısı artarken geriye acı soru kalıyor: Masum göstericileri öldürmek için orantısız güç kullanılmasında, şiddete başvurulmasında sorumlu kimdir?

Bu bağlamda İsveç merkezli Euro Times gazetesi İran’a bağlı milislerin, hükümet karşıtı barışçıl gösteriler düzenleyen protestocuları dağıtmak gerekçesiyle göstericilere orantısız güç kullanma ve öldürmeye yönelik özel emirleri uygulayan kimselerin olduğunu vurgulayan endişe verici bilgiler paylaşmaktadır. Euro Times gazetesi şunları söylemektedir: “İran’a yakın milisler, Tahrir Meydanı ve Cumhuriyet Köprüsü yakınlarındaki binalara montelenen kameralardan söz konusu yerlerdeki olayları takip etmek için Başkent Bağdat’ın batısında En-Nusur Meydanı yakınlarında polis komutanlığı içerisinde operasyon odası kurmuştur.”

Euro Times gazetesi daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “İran’a yakın milis liderlerinden Ebu Mehdi El-Muhendis, İran Devrim Muhafızları yetkilileri, hükümet ordusundaki –kaynakların irade ve kararları gasp eden olarak nitelendirdiği- generaller ile yardımlaşarak bu operasyon odasını yönetmektedir. Siyah üniforma giyinmiş yüzleri maskeli ve göstericilere orantısız güç kullanan askerler, Adil Abdulmehdi’nin damadı Tuğgeneral Azad El-Hurmuzi’den emirler alan Tümgeneral Kerim Et-Temimi’nin özel kuvvet komandolarıdır.”

99. Tümen olarak bilinen özel kuvvet komandolarının İran tarafından desteklenen milislere bağlı olduğu, önceki hükümet başkanı Nuri Maliki’nin kontrolünde hareket ettiği, geneli Kerbela muhafazasında Nuri Maliki’nin doğduğu Tuveyric kazasından olan subay ve kuvvetlerden oluşturulduğu yine kaynaklar tarafından vurgulanmaktadır. Nuri Maliki’nin askeri kolu sayılan bu tümenin en fazla suç operasyonları uyguladıkları belirtiliyor.

Basın kaynakları, Ebu Turab lakaplı Samir El-Huseyni liderliğinde Ani Müdahale Birliğinin, Kerbela muhafazasında Bedr milislerinde komutan Ebu Muntazar El-Huseyni ile yardımlaşarak göstericileri öldüren kuvvetler olduğunu açıklamıştı. Buna ek olarak El-Asaib ve Horosani milisleri liderleri, geçtiğimiz ayın ilk gününden beri barışçıl gösteriler düzenleyen protestocuların öldürülmesini emretmektedir. Ebu Mehdi El-Muhendis’in göstericilerin göz yaşartıcı gaz bombalarıyla doğrudan hedef alınması yönünde emirler verdiği doğrulanmaktadır. Gerçek mermi kullanmaya alternatif olarak bu bombaların kullanılarak göstericilerin yaralandığını gösteren videolar bu durumu yeterince açıklamaktadır.

Çalışmalarını ABD’de yürüten muhalif İran Fox sitesi yayınladığı raporunda şunları vurguladı: “Ali Hamaney, Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü kuvvetlerinden bir birliğin Irak’a gönderilmesini, 2003 yılından beri ülkenin her yanına yayılan yolsuzluğun son bulması, işsizlere iş imkanlarının sağlanması, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi talepleriyle başlayan, daha sonra Adil Abdulmehdi hükümetinin düşmesi, mevcut siyasetin ilga edilmesi, anayasanın düzenlenmesi, uluslararası denetim altında seçimlerin icra edilmesi taleplerine dönüşen halk gösterilerine katılanlara baskı uygulama operasyonlarına katılmasını emretti. Halk gösterilerine katılan bazı tanıkların açıklamalarına göre göstericilere baskı uygulayan kuvvetler Farsça konuşmaktadır.”

Bu bağlamda Halkın Mücahitleri Örgütü şunları söylemektedir: “Irak’taki gösterilerde göstericilerin katledilmesinde yalnızca Kasım Süleymani’nin parmağı yoktur. Diplomatik bir örtü kullanan İran’ın Irak Büyükelçisi İrac Mescidi, öldürme çalışmalarını uygulamak için muhafazalardaki hareketlilikte rolü bulunmaktadır.”

Halkın Mücahitleri Örgütü açıklamalarını şöyle sürdürmektedir: “İran rejiminin saha komutanı sayılan ve Kudüs Gücü’nün üçüncü adamı olan İrac Mescidi, Irak’ın iç işlerine müdahale eden isimdir. İran ile bağlantılı mezhepçi milislerin liderleri, masum Iraklılara karşı vahşi suçlar ve insan hakları ihlalleri işlemeye devam eden bu milislerin oluşturulmasında doğrudan önemli rolü bulunan Mescidi’den emirler almaktadırlar.”

Geçen şeylere binaen, elde edilen tüm kanıtlar, İran rejiminin Irak’ta entrikalı planlarını uygulamak için çalışmalarını sürdürdüğüne, barışçıl gösterilere katılanların ilan ettiği meşru hedeflerin gerçekleşmesine engel olmaya devam ettiğine, Irak’tan başlayarak bölgenin tamamına hegemonya kurmaya çalıştığına vurgu yapmaktadır. Ki Tahran, Irak’ı, dış siyasetinin önemli bir parçası, ABD tarafından uygulanan yaptırımlardan kurtulmak için önemli bir cüz kabul etmektedir.

 

 

HEYET Net

16 total views, 1 views today