Irak Gösterilerini Bastırmada ve Irak’taki Nüfuzunu Korumada İran’ın Planları Başarısız Oldu

Yaklaşık üç ay önce halk ayaklanmalarına karşı hükümetin güvenlik güçleri ve İran tarafından desteklenen silahlı milisler tarafından kullanılan öldürme aracı, barışçıl gösterilere katılan insanların canlarını her gün almaya devam ediyor. Öte yandan söz konusu gösterilere katılanları hedef alan kaçırma olayları sürerken gizli hapishanelere atılan yüzlerce insan tutuklandı ve tutuklanmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletlere bağlı İnsan Hakları örgütünün doğruladığı son istatistiklere göre Başkent Bağdat ve ülkenin güney ve orta muhafazalarında yer alan şehirlerdeki gösteri alanlarına güvenlik güçlerinin gerçek mermi, ses bombası, göz yaşartıcı gaz bombalarıyla hedef alması sonucunda göstericilerden hayatını kaybedenlerin sayısı 520’e, yaralananların ise 27 bine ulaştı. Söz konusu yaralılardan bazılarında kalıcı sakatlık meydana geldi. Öte yandan gösterileri destekleyen göstericilerden ve sivil aktivistlerden şuana dek 166 kişi kaçırıldı veya tutuklandı ve bu suçlardan sorumlu kişilerden kimse hala adalet karşısına çıkartılmadı.

Göstericilerin elde ettiği ve göstericilerin öldürülmesinin ve kaçırılmasının arkasında siyasi partilere ve siyasi bloklara bağlı milisler olduğunu doğrulayan bilgilere rağmen hükümet yetkilileri bu konuyu saptırmaya ve “yer altı” olarak isimlendirdiği kişileri, barışçıl gösterilerin baskılanmasının arkasında olmakla suçlamaya devam etmektedir. Bu konuda Irak topraklarında kargaşa oluşturan milislerle işbirliği yapmaktadır.

Bu bağlamda haber ajansları bazı kaynakların şu sözlerine yer vermektedir: “Göstericilerin ve aktivistlerin katili, başta Hizbullah, Asaib Ehli’l Hak, Bedr ve Horasani olmak üzere silahlı milislerdir. Bunlar protestocuları öldürülmek ve kaçırılmakla korkutmaya çalışmaktadır. Özellikle bu milisler, İran rejimine bağlı milis komutanlarını tehdit eden tehlikeyi fark ettikten sonra bu yola başvurmuşlardır.”

Devrim hareketine katılan göstericiler öldürülme, kaçırılma, tutuklanma, suikasta uğrama tehditlerine, hükümet güçlerinin ve mezhepçi milislerin, yönetimi Amerika ve İran işgallerinin kuklalarından çekip almakta, mezhepçi politikalarına devam eden siyasi partilerin parça parça ettiği vatan bütününü tekrardan geri almada ısrar eden protestocuları susturma hedefiyle baskı uygulamalarına önem göstermemektedir. Aynı şekilde protestocular, hükümet kuvvetlerinin kullandığı her türlü baskı ve şiddet araçlarına rağmen korkusuzca barışçıl gösterilere katılmaya devam eden vatandaşların arasında milli bilinci kökleştirmeyi başardı.

Yasal hakları gerçekleşinceye dek gösteri alanlarında devam etmede ısrarlı olan göstericilerin devam ettiği her bir gün içinde İran rejiminin Irak’taki habis entrika esaslarından biri kayboluyor. 16 yıl devam eden hegemonya, sızma ve nüfuzdan sonra İran bugün “İran dışarı, dışarı… Bağdat özgür kalacak” diye haykıran Irak halkı tarafından dışlanmıştır. Bunun en güzel örneği de İran müdahalesini protesto etmek için Kerbela şehrinde İran konsolosluğunun göstericiler tarafından ateşe verilmesidir. Bu durum, ülkede İran’ın oynadığı habis oyunlarını ortaya çıkartan bu devrim gerçekleşmeseydi hasıl olmayacaktı.

Zi Kar muhafazasının merkezi Nasiriye şehri gençler, adamlar ve kadınlar ayaklandığı zaman İran hakimiyetinden özgürleşmek istedi ve İran’a yakın partilerin tamamının binalarını ateşe verdi. Böylece uzun yıllardır silahlı milislere destek ve finans sağlayan mezhepçi partilerin düşmesiyle İran da siyasi olarak düşmüş oldu.

Ekonomik olarak ise göstericilerin Tahran’ın Irak’la ticaret hareketini felç etmek için çağrı yaptığı İran eşyalarına ambargo uygulanması kampanyaları ise başarılı oldu. Bu durum, Necef muhafazasında İran’ın en büyük süt fabrikasının kapanmasına neden oldu. Öte yandan Irak’ın çeşitli şehirlerinde İranlı bazı şirketler ofislerini kapattı. Bu şirketler blöf yapmak zorunda kaldılar. İranlı olan her şeyle alışverişi reddeden Irak pazarında satış yapabilmek için bazı İranlı şirketler eşyalarının kapaklarında Irak kapakları kullandılar.

İran’ın her geçen gün Irak’ta nüfuzunu daha fazla kaybettiğini idrak etmesine rağmen hala bu ülkeyi itaat evine sokmaya çalışmakta ve bunu temenni etmektedir. Ancak İran rejiminin Ekim devriminden sonra bu ülkenin evlatlarıyla ilişkide İran rejimini sınırlarında durduracak Irak halkının iradesinin söz konusu olduğunu iyi bir şekilde anlaması gerekmektedir. Özellikle İran şuanda kanlı yoluna devam etmede ona yardımcı olmayacak uluslararası ve bölgesel bir durum içinde yaşamaktadır.

 

 

HEYET Net

81 total views, 1 views today