Hükümetin Tüm Baskılarına Rağmen Irak’ta Barışçıl Gösteriler Devam Ediyor

Geçtiğimiz Ekim ayının başında başladığından beri barışçıl halk gösterileri, kuvvetle kendisini dayatabildi ve küçük bir taş iken, ülkedeki mevcut siyasetin tamamını tehdit eden bir kayaya dönüştü. Özellikle, göstericilerin, işsizlere iş imkanlarının sağlanması, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi, ülkede yaygınlaşmış yolsuzluk probleminin sonlandırılması gibi isteklerini işgal hükümetinin düşürülmesi, yolsuzluk yapanların adalet karşısına çıkartılması, çalınan paraların iade edilmesi, uluslararası kesim gözetiminde şeffaf seçimlerin yapılmasına isteklerine yükseltmesinden sonra…

Hukukun olmaması, 2003 yılından itibaren Irak’taki siyasi atmosfer üzerinde hegemonya kuran partilerin ve silahlı milislerin musallat olması sonucunda ilk gününden itibaren bu gösterilere katılanlara, şiddet yoluyla türlü baskılar uygulandı. Örneğin gerçek mermilerle, yüksek binalarda keskin nişancıların saldırılarıyla, ses bombaları ve göz yaşartıcı gaz bombalarıyla bu göstericiler hedef alındı. Bu sayede 600’den fazla gösterici hayatını kaybetti, 25 binden fazla gösterici yaralandı. Yine yüzlerce gösterici gayri hukuki bir şekilde tutuklandı. Devam eden protesto tecrübesi, hükümet yetkililerin işgalin getirdiği demokrasi denen şeye saygı duymadıklarını gösterdi. Çünkü onların baskı ve cezalandırma politikalarına göstericiler hala maruz kalmaktadırlar, uluslararası örgütlerin ve kurumların kınamalarına, göstericileri hedef alan hükümetin baskı politikalarına son vermesini talep etmelerine rağmen.

2011-2019 yılları arasındaki süreç, Irak’ın çeşitli muhafazalarında 200’e yakın gösteri düzenleyen daha milli ve rasyonel genç neslin ortaya çıkmasıyla ayrıcalık kazanmıştır. Bu gençler geçtiğimiz 3 ay boyunca, yolsuzluk, ekonomik problemler, hakim partilerin uyguladığı sapmanın çözümünde hükümetin sunduğu parçacı çözümlerden ümidini kestikten sonra yasal isteklerini ifade eden yeni gösteriler araştırmaya başladılar. Şöyle ki partici olmayan bu gençler, barışçıl eylem ve gösterileri, protesto yürüyüşlerini ve oturumları temsil eden çeşitli yöntemler kullandılar.

Yine bu gösteriler başladığı ilk günden itibaren, gösterileri sınırlandırmak, gösterilerin genişlemesine ve devam etmesine engel olmak için hükümetin müdahaleleri sonucunda protestocuların acısını tattığı musibetlerin, tehlikeli yansımaların boyutuna rağmen siyasete katılan patileri ve blokları tenkit eden milli sloganlara sahip oldu. Şöyle ki bu göstericiler şiddete, gerçek mermilere, göz yaşartıcı gaz bombalarına maruz kaldıkları gibi hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve mezhepçi milislerin göstericilere karşı işledikleri vahşi suçların ve insan hakları ihlallerinin özgür dünyaya nakledilmesine engel olmak için birçok basın kuruluşu saldırıya maruz kaldı.

Hükümet yetkilileri her türlü baskı aracını kullanmasına rağmen göstericileri protesto ısrarlarından döndürmede başarılı olamadı. Aynı şekilde Üçlü hükümet Başkanlığının, 2015-2016 yıllarında çıkan gösterilerden farklı olan bu gösterileri ihtiva etmedeki tüm girişimleri başarısız olmuştur.

Bu bağlamda insan hakları savunusuyla ilgilenen uluslararası örgüt hükümete bağlı güvenlik güçlerinin Başkent Bağdat ve ülkenin güney ve orta muhafazalarında devam eden hükümet karşıtı gösterilere katılan göstericilere işlemeye devam ettiği vahşi suçları ve insan hakları ihlallerini ve masum göstericilerden yüzlercesinin hayatını kaybetmesine neden olan orantısız güç kullandıklarını belgelemektedir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü 2019 yılı için yayınladığı yıllık raporunda şunları söylemektedir: “Irak’ta barışçıl gösteriler düzenleyen göstericilere karşı güvenlik güçleri tarafından orantısız güç kullanılması, binlerce insanın hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına neden oldu. Şöyle ki hükümet karşıtı gösteriler düzenleyen barışçıl protestoculara karşı gerçek mermi, göz yaşartıcı gaz bombası kullanıldı. Yine hükümete bağlı güvenlik güçleri onlarca kişiyi tutukladı. Örneğin sırf Facebook paylaşımlarında gösterileri destekleyen paylaşımlar yapan insanlar güvenlik güçleri tarafından tutuklandı.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü yayınladığı raporunda açıklamalarına şöyle devam etmektedir: “Öte yandan göstericileri tedavi eden sağlıkçılar hükümetin güvenlik güçleri tarafından tehdit edildi. Hatta yaralılara sağlık hizmeti sunan sağlıkçılara, ambulans araçlarına, sağlık ekiplerine, gönüllü aktivistlere ateş bile açıldı. Aynı şekilde bunlardan bazıları hiçbir yargı iznine sahip olmadan bunlardan bazıları aylarca alıkonuldu ve hukuk ve insan hakları ilkelerinin öngördüğü haklardan ve güvencelerden mahrum bırakıldı.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından yayınlanan raporun sonunda hükümetin yaşları 9’u geçmeyen çocuklara karşı terörist suçlamasıyla hükmettiğini, tutukluların işlemediği suçları kabul etmeleri için çeşitli işkencelere maruz kaldıklarını, 2018-2019 yılları arasında 20 davada yargının doğru olmayan itiraflara dayanarak hükmettiğini, daha sonraki soruşturmalarda bunların işkenceyle kabul ettirildiğini gösterdiğini vurguladı.

Başkent Bağdat, Zi Kar ve Babil muhafazalarının son 72 saat içerisinde barışçıl gösterilere katılan aktivistlerden 2 kişinin öldürülmesine ve diğer 3 kişinin de kaçırılmasına tanık olduğu biliniyor. Öte yandan Tahrir Meydanı’nda nöbet tutan Selam El-İkabi, Usame Et-Temimi, Abdulkahhar El-Ani adlı aktivistlerin 3 aydan beridir kaybolduğu belirtiliyor. Babil muhafazasının merkezi olan Hille şehrinin ortasında yer alan Mühendisler mahallesinde geçtiğimiz Perşembe günü düzenlenen silahlı saldırıda Ahmed Sadun El-Mürşidi adlı sivil aktivist hayatını kaybetmişti. Yine Zi Kar muhafazasında Suk Şuyuh kazasında geçtiğimiz Pazartesi günü düzenlenen silahlı saldırı sonucunda Hasan Hadi Muhelhel adlı sivil aktivist hayatını kaybetti.

 

 

HEYET Net

172 total views, 1 views today