Amerikalı Kuvvetlerin Irak’tan Çıkması İran’ın Maslahatına Terstir

 Talat Rumayyih

Amerika Birleşik Devletleri Irak’ta geriye kalan kuvvetlerini çekmeye karar verse İran, Amerika ile arasındaki diplomatik kanallar aracılığıyla bu kararı kabul etmediğini bildirir, Amerika’nın kuvvetlerinin Irak’ta kalması için elinde ne geliyorsa onu yapar, Irak’ta kalması için tüm güvenceleri sunardı. Zaten daha önce, İran ile askeri ve bilgi koordinasyonu ve anlaşmasıyla Amerika Irak’ı işgal etmek için girdiğinde böyle de olmuştu. İran milislerini Amerika’nın hizmetine sunmuştu. Ekim devriminden sonra bu aynı konumu göstermektedir. Şayet Amerika kuvvetlerini Irak’tan çekerse İran’ın Irak’tan çıkması için geriye sayım başlar, bölgedeki kuvvetlerini ve stratejisini parçalayan bir hezimetin baskısı altında.

2003 yılında Irak’ı işgal eden kuvvetlerine destek sağlaması için İran’ı Irak’a getiren Amerika’dır. Bu durum, İran’a bölgede büyük bir genişlik sağladı. Bugün İran, Amerika kuvvetlerinin ülkeden çıkması, İran’ı sadece iki tercih arasında bırakacağı anlamına gelmediğini bilmektedir. Bunlardan birincisi kuvvetlerini Irak’a sokmadan bir işgal aracı olarak milisleri desteklemektedir. Bunlar, İran’a karşı kapsamlı bir mukavemet başladığında kararlılık gösteremeyecek milislerdir. İkincisi ise askeri kuvvetleriyle doğrudan müdahale etmesidir. Bu ise şayet böyle bir şey yaparsa bölgedeki stratejisi tersyüz olur. Herkesin ona karşı birleştiği bir savaşla karşı karşıya kalır. Bu ise bölgedeki stratejisini yok edecek bir İran hezimetiyle sonuçlanır. Bu sadece Irak için geçerli değil, çünkü İran’ın rolü, Suriye’de de milislerin rolüne bağlıdır.

O zaman mantıklı bir soru soralım: Neden İran’ın tüm gürültüsü Amerikalı kuvvetlerin çıkartılması çevresindedir?

Bu aşamada İran’ın –Cevat Zarif son zamanlarda yalanlasa da- Amerika’nın bölgeden çıkmasını istemektedir demek normaldir. İran, Kasım Süleymani’nin suikasta uğraması, İran’ın bazı açılardan çevrelenmesi, gerçek gücünün ortaya çıkması ve tercihlerinin daralmasıyla karşılaştığı stratejik darbeden sonra yitirmiş olduğu gücünü tekrardan elde etmeye çabalamaktadır.

Yine İran, siyasi ve basın propagandaları aracılığıyla bölgedeki kuvvetini göstererek tehlikeyi kendisinden uzaklaştırmaya çabalamaktadır demek de normaldir. Milislerinin yıkımından sonra gelecek darbe İran topraklarına olacaktır. Bu yüzden İran topraklarının dışındaki diğer bölgelerde meşgul olarak Amerika’nın İran üzerindeki tehlikesini def etmeye çalışmaktadır.

Ancak İran, Amerikalı kuvvetlerin fiili olarak çıkmasının sadece halk hareketinin kuvvetinin sadece ona olmadığını iyi bilmektedir. Amerika askeri varlığını ve Amerika işgalini reddedenlerin sadece Amerika’ya olan nefret olmadığını, aksine topraklarının hangi kuvvet tarafından gelirse gelsin işgal edilmesini istemediklerinin farkındadır.

Yine işgal kuvvetlerini kovmayı gerçekleştiren halkların, ABD işgalinin omuzlarında gelen parazit işgalci kuvvetlerini kovabileceklerinin farkındadır.

İran yine İran’a karşı toplanan Arap halk kuvvetinin, tüm enerjiyi bir araya toplayacak dini, milli ve vatani boyutlara sahip olacağının farkındadır. Bu durum ise İran milislerinin rolünü her açıdan çevreleyecektir. Milislerini desteklemek için intifadaya kalkan halkla mücadelede doğrudan askeri kuvvet kullanma ihtimalleri İran’ı son derece tehlikeli stratejik bir çıkmaza sokacak ve bölgedeki devletlere İran’ı vurma izni sağlayacaktır.

İranlı liderler, milis komutanları Amerika’nın kovulmasından ve Amerikalı kuvvetlerin çıkarılması için savaşa girilmesinden şu sebeplerden dolayı konuşmaktadır:

Birincisi: Çünkü onlar varlıklarını sürdürmek ve halkların isteklerine göz kırpan başlıklar altında bölge devletlerindeki milislerinin rolünü korumak için gerekçe aramaktadırlar.

İkincisi: İran Amerika ile doğrudan çatışmak için hiçbir yola sahip değildir. Çünkü 50 savaş üssüyle çevrelenmiş durumda. Bu nedenle siyasi veya basınla da olsa tedirici olarak güçleneceği ve düşmanını zayıflatacak bir savaş modeline girmektedir.

Üçüncüsü: İran, Amerika ve İsrail’in bombardıman baskısı altında milislerini tahliye ettiğinde İran’ın stratejisinin ortaya çıkacağının farkındadır.

Dördüncüsü: Bölgede İran’a karşı ayaklanan halklar söz konusudur. Amerika’nın çıkmasından konuşarak kendisine yöneltilen büyük siyasi savaşı Amerika’ya doğru yönlendirmeyi planlamaktadır.

Beşincisi: Bölge devletlerdeki silahlı gücü Irak, Suriye ve Lübnan’da tükenmeye başladığından dolayı propagandaya başlamıştır. Irak’ta IŞİD’e karşı büyük bir güç oluşturmuştur. Büyük oranda bu savaşı son bulmuştur. Suriye’de rejimin çatışma alanı çok fazla daralmıştır ve milisler artık ana ihtiyacı oluşturmamaktadır. Lübnan’da Nasrallah milisleri rolünü İsrail’e karşı donuklaştırmıştır.

Amerika’nın varlığının kendi maslahatına olduğunu İran çok iyi bilmektedir. Sadece nüfuz için yarışmaktadır, mecbur kalmadıkça savaşa girmeyi istememektedir.

 

 

Bu makale HEYET Net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

146 total views, 2 views today