Irak’ta ‘Sünnistan’  projesi !

 Mustafa Özcan

   Irak’ta ABD ile İran madalyonun iki yüzünü temsil ediyorlar. Son sıralarda aralarındaki restleşmede Kürdistan bölgesine mümasil bir Sünni bölge ihdas etme kartını kullanmaya başladılar.  Fol yok yumurta yokken birden bazı ülkeler mali açıdan destek sunacağı faraziyesine dayalı bir formül olarak Irak’ta yeni bir federe devletinin ihdası ortaya atıldı.  ABD bu hususu yani Irak’taki Sünni bölgede bir federe devleti kurmayı İran’a karşı kart olarak kullanıyor. Kısaca, ABD’nin Irak’tan çıkartılması halinde bir B planına hazırlandığı anlaşılıyor. Kürt bölgesel yönetiminin yanında bir de Arap Sünnilere mahsus bölgesel bir yönetimi teşvik edeceği varsayılıyor. Ya da bu varsayım üzerinden ABD İran karşısında Irak’ta seçeneksiz olmadığını ve çıkarlarını bir şekilde korumanın yolunu bulacağını hatırlatmış oluyor. Kasım Süleymani’nin tasfiye edilmesinden sonra iki taraf da sınırlarını yokladı ve birbirine peşrev çekti. Tek başlarına nereye kadar gidebileceklerinin sınırlarını test ettiler.  8 yıl aradan sonra Ali Hamaney’in Tahran’da cuma hutbesi okuması restleşmenin ayaklarından, rauntlarından veya fasıllarından birisi olmuştur. Keza Irak sahasında da yanar-döner tavırlarıyla ünlenen Mukteda Sadr dolaylı olarak  ‘Amerikalıları defol’   demenin bir ifadesi olarak Bağdat’ta kendi ifadesiyle  ‘milyonluk’  bir  kitle toplamış ve gösteri düzenlemiştir. Lakin Irak’ın hassas dengeler üzerinde durduğunu ve Amerikalıları kızdırmanın İran ve ortaklarının lehine olmadığını görerek frene basmıştır. Pabucun pahalı olduğunu görerek ihtiyatlı davranmıştır.   Amerikalılara mesaj olarak sadece bir gövde gösterisi yapmakla iktifa etmiştir.  İran’ın Aynu’l Esad’e misillemesi gibi Mukteda Sadr’ın gövde gösterisi de bir mesaj ihtiva ediyordu.  Mesajdan öteye gitme mecalleri, takatları bulunmuyor. Tahran’daki efendileri de ABD ile sürtüşme veya tırmandırma arayışlarına karşı vasallarına sükûnet telkin ediyorlardı..

Amerikalılar İran’ı yumuşak karnından yakalamış ve Kürt bölgesinden sonra Sünni bölgeyi de gündeme getirebileceklerinin işaretini verdiler.   Böylece İran’ı dize getirebileceklerini düşünüyorlar. Karta karşı kart!  Amerikan güçlerinin Irak’tan çekilmeye zorlanması halinde Sünni bölgesi kartını oynayacaklarının sinyalini göndermişlerdi.   ABD’yi Irak’a getiren İranlılar onu buradan kovmakta aciz görünüyorlar. Getirmek kolay ama götürmek zor.  Kasım Süleymani tasfiyesi de bunu göstermiştir.

İran da Mukteda Sadr’ın çağrısına karşılık veren kitleler değil de özellikle Şii bölgelerde, şehirlerde toplanan İran karşıtı Ekim Devrimi taraftarlarını korkutmak,  yıldırmak ve Tahrir Meydanı gibi alanlardan çekilmesini sağlamak için ülkenin bölünme tehlikesi altında olduğu tezini işliyor.  Göstericilerin milli hislerine ve hamiyetlerine hitap ediyorlar.  Hem Amerikalılar hem de İranlılar karşıtlarını veya hasımlarını Sünni üçgen ve mutasavver bölge seçeneği ile korkutuyorlardı.    Kısaca ABD Sünnistan projesiyle İran’ı, İran da Şii göstericileri ve kitleleri korkutuyor! Tersinden de olsa aynı yönteme başvuruyorlar.  Sarmal ve matruşka düzenini temsil ediyorlar.  Kısaca Amerikalılar İran’a şu mesajı veriyorlar: Biz gidersek yanımızda Irak’ın bütünlüğünü de götürürüz.

Restleşme uğruna Irak’ın geleceği ile bahis oynayan İran ile ABD, konuyu bir kez dahi olsun Iraklıların kendine sorma zahmetine katlanmıyorlar!  Iraklılar Sünnisi ile Şiisi ile bu konuda ne düşünüyorlar?  Elbette Kürtler yalnızlıklarını gidermek ve bölgesel yönetimlerinin geleceğini garanti altına almak için Sünni bölgesine sıcak bakarlar!  Bununla birlikte Şii ve Sünni kitleler-istisnalar kaideyi bozmaz-  kesinlikle bir de sekterizm adına ülkelerinin bölünmesini istemiyorlar. Sorun ülkenin bir arada olması değil kötü yönetilmesidir.  Kötü yönetimin alternatifi de bölünmek değil iyi bir idare tesis etmektir. Teşrin Devrimi taraftarları da bunu istemektedirler. Sekretirzm hatlarını aşarak milli safta, zeminde buluşmayı ümit ve arzu etmektedirler.

Irak,  ırki, şuubi bölünmeden sonra bir de mezhebi veya sekterist bölünmeyi kaldıramaz.  Dikey ve yatay bölünmelere karşıdır. Her türlü bölünmenin karşısındadır. Lakin Amerikalıların hesabı “Kürdistan Özerk” bölgesine bir kardeş hediye etmek ve Şiiler ile (İran)  Kürtler arasına muhkem bir tampon bölge kurmak olabilir. Lakin binlerce yıl birlikte yaşayan Irak halkı için bu birbirine yabancılaşmak ve karşılıklı mahrumiyet değil midir?

Iraklıların sekterizme karşı olmaları sekterist bölünmeye taraftar oldukları anlamına gelmez. Tam tersine birlik ve bütünlük vurgusunda bulunmaktadırlar.  Yolsuzluğa, bozgunculuğa ve uzaktan kumanda ile ülkeyi yöneten velayeti fakih müdahalelerine karşı durmaktadırlar.  Çare bölünmekte değil bütünlük içinde iyiyi bulmaktadır. Iraklılar da buna çabalıyor.

 

 

HEYET Net’e Özel Makale.

Makaleler Yazarların Görüşüdür Sitemezi Bağlamaz.

45 total views, 1 views today